Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meryem Batık Vural, evlilik ve ilişkilerde en temel ihtiyacın 'görülmek, anlaşılmak ve güvende hissetmek' olduğunu belirterek, ilişkilerin büyük jestlerle değil, günlük hayatta yapılan küçük şeylerle güçlendiğini söyledi.

Evlilik ve romantik ilişkiler üzerine yaptığı çalışmalar kapsamında dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Meryem Batık Vural, ilişkilerin büyük jestlerden ziyade günlük hayattaki küçük duygusal yatırımlarla güçlendiğini belirtti. Vural, gençlerin ise dijital kültür, sabırsızlık ve bağlanma biçimleri nedeniyle uzun süreli ilişki kurmakta zorlandığını ifade etti.

'İlişkiler büyük jestlerle değil, günlük hayatta yapılan küçük şeylerle güçlenir'

Evlilik ve romantik ilişkiler üzerine yaptığı çalışmalarla ilgili elde ettiği bilgileri paylaşan Doç. Dr. Meryem Batık Vural, 'İnsanların ilişkilere dair en temel ihtiyacı; görülmek, duyulmak, anlaşılmak ve ilişkide güvende hissetmek. Ancak birçok çift, ilişki içinde bu ihtiyaçlarını ifade etmekte ve karşı tarafın duygularını anlamakta zorlanıyor. Bu noktada John Gottman'ın uzun yıllara dayanan evlilik araştırmaları da benzer bir sonuca işaret ediyor. Gottman'a göre mutlu ilişkilerin formülü 'Güçlü İlişki Evi' modelidir ve bu modelin temelinde çiftlerin birbirlerinin iç dünyasını tanıması, duygusal bağ kurması, güvende hissetmesi, çatışmaları çözmekten ziyade yönetebilmesi ve ilişkide ekip olabilmesi bulunur. Bu beceriler öğrenilebilir ve geliştirilebilir. İlişkiler kendiliğinden değil, bilinçli emek ve ilişki becerileriyle güçleniyor. Bu nedenle eşler, birbirlerini görerek, duyarak, anlamaya çalışarak ilişkiye çok önemli yatırımlar yapar. Bu yatırımlar, ilişkideki zor zamanlarda çiftin en önemli kaynakları olur. İlişkiler büyük jestlerle değil, günlük hayatta yapılan küçük şeylerle güçlenir.'

'Evlilik sorunları ortadan kaldırmıyor, çoğu zaman daha görünür hale getiriyor'

TÜİK 2025 verilerinde boşanma sayısının arttığını belirten Doç. Dr. Meryem Batık Vural, 'Her 3 evlilikten biri evliliğin ilk beş yılında, her 5 evlilikten biri ise evliliğin ilk 6-10 yılı içinde bitiyor. 'Evlendikten sonra düzelir, zamanla değişir' düşüncesini araştırmalar desteklemiyor. Evlilik sorunları ortadan kaldırmıyor, çoğu zaman daha görünür hale getiriyor. Yapılan araştırmalar göstermiş ki evlilik öncesinde yoğun şüphe duyan çiftler, evlilikte daha fazla sorun yaşayabiliyor ve boşanma oranı daha yüksek oluyor. Özellikle evlilik öncesinde şüphe duyan kadınların boşanma eğiliminin çok daha yüksek. Evlilik öncesinde şüphe yaşamış olsalar bile evliliğinde birlikte zaman geçiren, çift saatleri yapan, açık iletişim kuran çiftler, evliliğinde daha mutlu ve evlilik öncesi danışmanlık alan çiftlerin evlilik doyumu en yüksek grup' şeklinde konuştu.

'Bebek olunca ilişki doyumu düşüyor, çatışmalarda artışlar oluyor'

Yaptıkları akademik çalışmalarda özellikle ilişki bağımlılığı, romantik ilişki dinamikleri ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerine elde edilen bulguların, bireylerin ilişkilerde daha fazla eşitlik, bireysel alan ve duygusal tatmin beklediğini gösterdiğini söyleyen Doç. Dr. Meryem Batık Vural, 'Geleneksel beklentiler ile modern ilişki beklentileri arasında kalan çiftler zaman zaman rol çatışmaları yaşayabiliyor. Evliliğin ilk yılları çoğunlukla ebeveynliğe geçişin de eklendiği, rollerin çeşitlendiği bir dönem. Araştırmalar, aileye bir bebeğin katılmasıyla birlikte çift uyumu ve ilişki doyumunda düşüşler, çatışmalarda artışlar olduğunu göstermektedir. Yaptığım araştırmada da ebeveyn adaylarına çift ilişkisini geliştirmeye yönelik verdiğim psikoeğitimin evlilik doyumunu koruyucu etkisinin olduğu belirlenmişti. Bunun gibi ailede önemli değişimlerin olduğu zamanlarda bu değişimlere uyum sağlayabilmeyi destekleyen müdahalelerin etkililiğine ilişkin çok sayıda araştırma bulgusu bulunmaktadır' ifadelerini kullandı.

'Destek alınması gerektiğini gösteren ipuçları'

Çoğu toplumda çiftlerin destek almaya hemen yönelmediğinin altını çizen Doç. Dr. Meryem Batık Vural, 'Gottman araştırmaları da gösteriyor ki bir çift, problem yaşamaya başladıktan sonra çift danışmasına gitmek için ortalama 6 yıl bekliyor. Daha erken destek almak daha iyi sonuç verir; geç kalındığında çift sorunları içinden çıkılmaz hale gelebilir. Çift danışmasından destek alınması gerektiğini gösteren ipuçları şunlardır: Çatışmaların yıkıcı hale gelmesi, iletişim kurmakta zorlanma, duygusal mesafenin artması, ilişkide yalnızlık hissi, cinsel yakınlığın azalması, iş, arkadaş, kök aile ve sağlık konularıyla ilgili stres kaynaklarıyla başa çıkamama, ebeveynlik, güç dağılımı ve iş bölümü gibi konularda adil hissetmeme, partnerlerde yaşanan depresyon, kaygı ve takıntı gibi durumların ilişkide oluşturduğu sorunlarla başa çıkamama' açıklamasında bulundu.

Başkan Kurnaz: 'Paylaşmak en büyük zenginliğimiz'
Başkan Kurnaz: 'Paylaşmak en büyük zenginliğimiz'
İçeriği Görüntüle

'Gençler hayal kırıklığı yaşamaktan veya yanlış bir seçim yapmaktan çekiniyor'

Gençlerin önemli bir kısmının ilişki içinde incinmekten, hayal kırıklığı yaşamaktan veya yanlış bir seçim yapmaktan çekindiğine dikkat çeken Vural, 'TÜİK 2025 verileri evlilik sayısının azaldığını, ilk evlenme yaşının yükselerek erkeklerde 28, kadınlarda 26 olduğunu, çocuk sahibi olma oranının düştüğünü gösteriyor. Evlenme ve çocuk sahibi olma oranlarındaki düşüş sadece ekonomik nedenlere bağlı olarak açıklanamaz. Ekonomik şartlar evlilik kararını geciktiren önemli bir faktör olsa da tek başına açıklayıcı değildir. Sosyal ve psikolojik birçok faktör bulunuyor. Günümüzde çocuk ve gençlerde gelişimsel dönemlerin uzadığı, ergenliğin daha geç bittiği, yetişkinliğin daha geç başladığı belirtilmektedir. Bunun yanı sıra bireylerin evlilik ile ilgili görüşleri ve beklentilerinin de çeşitlendiğini görüyoruz. Günümüzde insanlar yalnızca evlenmek veya çocuk sahibi olmak için değil, duygusal olarak doyum sağlayacak bir ilişki kurmak için evlenmek istiyor. Eğer ilişkide güven, duygusal yakınlık ve saygı görülmezse evliliği erteleme veya hiç yapmama eğilimi artıyor' değerlendirmesinde bulundu.

Mutlu ve uzun süreli ilişkilerin şartları

Mutlu ve uzun süreli ilişki için Vural şunları söyledi:

'Günümüz gençlerinin uzun süreli ilişki kurmakta zorlanmasının birkaç önemli nedeni olabilir: Birincisi, dijital kültür ve hızlı tüketim alışkanlıkları ilişkilerde de sabırsızlık oluşturabilir, ilişkilerin emek ve sabır gerektiren bir süreç olduğu göz ardı edilebilir. İkincisi, çatışma yönetme becerilerine sahip olunmaması, ki bu Gottman çift terapisine göre ilişkinin sürekliliği için önemli becerilerdendir. Üçüncüsü ise geçmiş ilişki deneyimleri ve bağlanma biçimleridir. İmago İlişki Terapisi'ne göre insanlar ilişkilerinde çoğu zaman çocukluk döneminde karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını telafi etmeye çalışırlar. Bu ihtiyaçlar fark edilmediğinde ilişkilerde tekrar eden çatışmalar ortaya çıkabilir. Araştırmalarımızda da bağlanma stillerinin romantik ilişkiler üzerindeki etkisini incelediğimizde, özellikle kaçınmacı bağlanma eğilimi yüksek bireylerin uzun süreli ilişkilere daha mesafeli yaklaşabildiğini görüyoruz. Bu noktada Gottman araştırmaları bize mutlu ve uzun süreli ilişki için olmazsa olmaz en temel şartları veriyor: Bunlar birbirinin iyi arkadaşı olmak, çatışmaları yönetebilmek ve tartışmada bile güvende hissetmek, birbirinin hayallerine ortak olabilmek.'

Kaynak: İHA