Hüseyin Değerli kimdir?
1950 Çarşamba doğumluyum. Avukatım. 1989-1999 yılları arasında 10 yıl yani iki dönem Çarşamba'da belediye başkanlığı yaptım. Belediye başkanı olduğumda 38-39 yaşındaydım. Şimdi de 76 yaşındayım tam emeklilik noktasındayım. O zamanki adıyla Sosyal Demokrat Halkçı Parti'den seçime girerek kazandım. İkinci dönemde çok ısrarlar oldu tabandan. Her iki seçimi de SHP belediye başkan adayı olarak kazanmış oldum. Ama sonuç itibariyle SHP, CHP aynı. Mesleğimin sonuna geldim ama şu anda elimizde kalan dosyaları takip ediyorum. Torun bakıyorum. Hem avukatlık mesleğinden hem siyasetten uzaklaşarak bu zamana kadar aileme ayıramadığım zamanı telafi etmeye çalışıyorum. Çarşambalılar Derneğimize gidip geliyorum. Partimizin zaman zaman danışma kurullarına çağırıyorlar. Gidiyoruz düşüncelerimizi soruyorlar, onları söylüyoruz. Genç siyasetçilere birikimlerimizi aktarıyoruz.
Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde şartlar nasıldı? Sizin döneminizle şimdiki dönemi kıyaslar mısınız?
Belediye başkanlığına yaptığım her iki dönemde de partim iktidarda değildi. O dönemde Anavatan Partisi iktidarı vardı. Özellikle 1989 senesinde belediye başkanı olduğumda iktidardaki parti Anavatan Partisi'ydi. Tabii o zamanın olanaklarıyla bugünü kıyaslamak mümkün değil. Ekipmanlar açısından, belediye hizmetleri açısından, altyapı açısından çok büyük kalem değişiklikleri yok belki ama şu anda belediyelerin imkanları daha çok arttı. Bizim zamanımızda sıkıntılı dönemler olmuştu. Ekonomik olarak çok güçlü belediyeler değildik. Elimizdeki imkanlarla çalışmalarımızı yapıyorduk. 2026 yılına göre, belediye başkanlarının, belediye kadrolarının kullandığı ekipmanlar, harcadığı bütçeler o dönemde çok azdı. Ülke açısından da sıkıntılı zamanlardı. Zaten özellikle 1989'da Cumhuriyet Halk Partisi'nin yani SHP'nin ciddi bir yerel yönetim başarısı olmuştu. Bu başarıdan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nden o dönemde iktidar bekleniyordu. O dönemde de Deniz Baykal-İnönü yarışı ve sık sık yapılan kurultaylar partimizin iktidar olmasını engelledi. O süreçten sonra ilk defa yıl 2026'ya gelindiğinde, 2002 senesinde AK Parti hükümetlerinden sonra, 20 yıllık, 23 yıllık hükümetlerden sonra parti ilk defa, Türkiye'de yerel yönetimleri büyük ölçüde kazanan, iktidara talip olan güçlü bir parti haline ancak gelebildi. Bu da Genel Başkan Özgür Özel'in sayesindedir.
Başkanlık yaptığınız dönemde yapmak isteyip de yapamadığınız, aklınızda kalan bir hizmetiniz, projeniz var mıydı?
Çok proje kaldı aklımda tabii. Sonuçta ben bir hukukçuyken belediye başkanı oldum. Belediye başkanı biraz teknik adam işi gibidir. Hukukçunun, avukatın, belediye başkanlığında ne işi var diye düşünülebilir ama neticede neticede belediyeyi yönetiyorsunuz. Belediyede daireleriniz var, müdürleriniz var, çalışanlarınız var. Onlarla beraber bir kentin ihtiyaçlarını karşılıyorsunuz.
Ben hevesli bir belediye başkanıydım. Zaten hevesli olmayan, bir kişinin belediye başkanlığı yapması da çok zor. Çok hayallerimiz oldu. Fakat neticede eldeki bütçe gerçeğiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Yapmak istediklerinizi büyük ölçüde yapamıyorsunuz. Ama ben kendi dönemimde olabildiğince bütçeyi iyi kullandım Yapmamız gerekenleri yaptık. Tabii eksik bıraktıklarımız da muhakkak olmuştur. Ama kamuoyunda, halk nazarında bizim dönemimizin belediyeciliği çok kötü bir belediyecilik olarak anılmaz. Ben öyle düşünüyorum. Çarşamba'nın ortasından Yeşilırmak geçiyor. Bizim İstanbul'da sanat camiasından birçok dostlarımız, arkadaşlarımız da vardı. Turgut Çeviker diye bir arkadaşımız vardı karikatür tarihiyle ilgilenen. Bana bir gün 'Başkanım Yeşilırmak bugüne kadar çok can aldı. Bu Yeşilırmak kenarına yaşamını yitiren çocuklarımızın anısına büyük bir büst, heykel gibi bir şey yapalım' dedi. Çok hoşuma gitmişti o dönemlerde. Çarşamba'nın çehresiyle ilgili bir değişiklik olacaktı. Onun çabası içerisinde olamadık. Basit bir şey de olsun istemedim. Çok büyük bütçe gerekiyordu. Bunun dışında Çarşamba'da asfalt şantiyesini kurdum. Çarşamba'da ciddi asfalt çalışmalarının yapılmasına hep heves ettim. Benden sonra yürütülmedi bu işler. Şantiye kapatıldı. Altyapı çok kötüydü. Çarşamba gerçekten çok ihmal edildi. Belediyeyi kazanmamızın sebeplerinden bir tanesi de o ihmaldi. Çok çalıştık. Çok şeyler yaptık. Ama yaptıklarımız kadar daha imkanlarımız olsaydı yapabilirdik.
Şu anda görev yapan belediye başkanlarına tavsiyeleriniz, önerileriniz, eleştirileriniz ne olurdu?
Belediyeler üzerindeki baskılar, belediye başkanları hakkındaki soruşturmalar beni çok üzüyor. Normal olarak belediyenin yapmış olduğu hizmetler, yapmış olduğu bütçe harcamaları denetime tabi. Yani size belli dönemlerde müfettiş gelir. Yaptığınız harcamaları incelerler, meclis kararlarını incelerler. Bu konularla ilgili bir eksik gördüklerinde bunu belirtirler. Yani her türlü belediye çalışmasının eksikliğini bir ceza kavuşturması haline getirip de sabah evine baskın yapıp da belediye başkanını gözaltına alıp da birkaç sene içerisinde duyduğumuz ve karşılaştığımız hadiseler. Gerçekten çok üzülüyorum. Normal teftiş dönemlerinde belediyelerin hesap vermesi gereken konular, basit konular bile... Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının seçim zamanında 6 tane minibüsü CHP kullanmış da nasıl kullanırmış meselesinden hakkında soruşturma izin verildi. Bizim dönemimizde de, parti veya bir dernek, bir yerden bir yere giderken araç ve belediye otobüslerinden birinin tahsis edilmesini ister. Veririz, ederiz. Siyaseten de bunlar olur. Tabii ki belediye başkanlığı makamı bir siyasi makam değil. Bir siyasi partiden belediye başkanı olarak seçilirsiniz ama bütün halkın belediye başkanı olursunuz. Ama bu araba verildi diye insanlar hakkında soruşturma açmak, dava açmak, ceza kovuşturması yapmayı çok yadırgıyorum. Bir hukukçu olarak son derece sıkıntılı buluyorum. Bugün İmamoğlu'nun, birçok belediye başkanlarının cezaevinde olması, tutuklu olmaları hayret edilecek bir iş. Belediye başkanına dava açılır tabi ama sabah baskını, soruşturma, gözaltı, hapsetme, böyle bir şey yok. Bütün o kovuşturmaların, soruşturmaların, davaların sonucunda ceza yerse çağrılır gider yatar. Ama siyaseten bugün yapılanları hiç onaylamıyorum. Belediye başkaları üzerinde çok büyük siyasi baskı var. Bu baskı nedeniyle ben AK Parti'ye veya diğer partilere ait belediyelerin de sağlıklı, kendine güvenen, emin adımlarla çalışmalar yaptığını düşünemiyorum. Herkes korkuyor acaba bir yanlış yapar mıyım diye. Acaba bu şu hizmeti yapsam, şu krediyi alsam, şu projeyi gerçekleştirirsem acaba başıma ne gelir diye düşünüyorlar. Bu durum sonuçta belediye başkanlarının hizmet yapma aşkını kıran davranışlar aynı zamanda. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi açısından söylemiyorum. Dolayısıyla hoş değil. Belediye başkanlığı makamı kitlelerin nazarında önemli bir isim. Bir kentin belediye başkanısınız. Avrupa'da belediye başkanları Avrupa'nın siyasi yöneticilerinden daha önemli. Mesela Paris Belediye Başkanı, Fransa Cumhurbaşkanı'ndan daha önemli bir adamdır. Viyana Belediye Başkanı Avusturya'nın Cumhurbaşkanı'ndan, Başbakanı'ndan daha önemlidir. İstanbul büyük bir metropol adamın başına gelmeyen kalmadı.
Bugün mevcut hükümetle belediye başkanları arasındaki ilişkiyi, özellikle CHP belediyeleriyle iktidar arasındaki ilişkiyi çok garip buluyorum. Çok hukuksuz buluyorum. Çok yanlış buluyorum. Belediye başkanları bütün bu olan bitenden etkilenmesinler. Yeni genç belediye başkanlarına tavsiyem, cesur olsunlar. Kendilerine güvendiklerinde, kentleri için, insanlar için en güzel şeyleri yapmak için atılım yapmaktan çekinmesinler, korkmasınlar. Benim başıma da bir şey gelir, korkusuyla hizmet yapılmaz çünkü. Cesur olmalarını tavsiye ederim. Bizim ülkemiz sıkıntılı bir ülke. Ekonomisi son derece sıkıntılı. Bütçelerini doğru yerlere harcasınlar. Doğru hizmetler için harcasınlar. Öncelikli hizmetlere harcasınlar. Yani sırf belediye başkanlarını popüler hale getirmek için yeniden belediye başkanlığını kazanmak beşinci sırada, onuncu sırada yapması gereken işlere öncelik vermesinler. Paralarını en acil işlerde, en sıkıntılı işlerde kullansınlar. Özellikle insana dokunsunlar. İnsanların yurt, geçinme, besleme ihtiyaçlarıyla ilgili yeni projeler geliştirsinler. İnsanlarla, halklarla daha iyi ilişkiler kursunlar. Büyük binalar yapmak, büyük merkezler yapmak mega projelerle değil... Halka dokunun bir proje, küçük de olsa mega projedir, en büyük projedir. Gençlerin, kadınların, belediyeden bekledikleri, çok şeyler var. Onlara ağırlık versinler. Alçakgönüllü olsunlar. Halkla sürekli güzel ilişkiler içerisinde olsunlar. Halkın takdirini kazansınlar. Paralarını kendi paralarıymış gibi kullansınlar. Tabii belediye başkanlığını kendi kişisel çıkarları için de kullananlar olabilir. Sonuç itibariyle belediyeler denetlenir, müfettişleri vardır. Belediye başkanlarını ülkenin birliğine, bütünlüğüne karşı savaş açmış bir terör örgütü elemanı gibi sabah karanlığında, akşam gece yarılarında gözaltına almaları ülkemizi kötü gösteren, ülkemizin imajını bozan ve Türkiye'yi dünyaya karşı küçük düşüren davranış biçimleridir. Bu uygulama biçimlerinin bir an önce terk edilmesini umuyoruz.
Sizinle birlikte o dönemde yol yürüyen ya da yürümeyen kişiler ile vatandaşlara ne söylemek istersiniz?
Çarşamba'da bana destek olmayan, oy vermemiş olan, belediye başkanlığını kazanmamda oy desteği olmamış olan herhangi bir ailenin evine gider onun çorbasını içerim. Onlar da 'Sen bizim muhalifimizdin, biz sana destek vermedik, sen niye geldin?' demezler. Ben Çarşamba'da hangi partiden, hangi düşünceden olursa olsun bütün insanlarla iyi ilişkiler kurmaya çalıştım. Çünkü belediye bir siyaset makamı değil, belediye bir hizmet makamı. Ama bir siyaset anlayışım var elbette. Sosyal demokrat bir insanım. Ama bütün bu siyasi düşüncemi halka hissettirmeden, yine sosyal demokratlığımı yaptığım hizmetlerle öne çıkararak insanlarla ilişki kurdum. Yani şu anda hem beni seven hem sevmeyen bütün Çarşambalılara esenlikler diliyorum. Benim Çarşamba'ya 10 senelik bir emeğim var. Helali hoş olsun. İnsanların da benim bu emeğimin kadrini bildiklerini düşünüyorum. Beklentilerin büyük bir bölümüne cevap verdiğimi düşünüyorum. Ufak tefek eksiklerimiz, noksanlarımız olmuştur. Ama insanlar sıkıntılı işlerde de bana güvendiler, destek verdiler. O yüzden oy vermiş, vermemiş bütün Çarşamba halkına çok teşekkür ediyorum. Rahat bir belediye başkanlığı yaptım. Zorlanmadım. İnsanların büyük muhalefetiyle karşılaşmadım. Oylarını alamadığım insanların bile hep desteklerini aldım.





