Galip Mustafa Yücel kimdir?
12 Aralık 1939 yılında doğdum. 2004-2009 yılları arasında Tekkeköy Belediye Başkanlığı yaptım. Şimdi bahçe işleriyle uğraşıyorum, sebze yetiştiriyorum.

Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde şartlar nasıldı? Sizin döneminizle şimdiki dönemi kıyaslar mısınız? Başkanlık yaptığınız dönemde hangi projeleri hayata geçirdiniz?
Belediye başkanlığını aldığım zaman bir hayli borcu vardı. Ben çok büyük hizmetler yaptım. Rahmetli ağabeyimin yaptıklarının üzerine koydum. Ben geldiğimde satmışlardı. Bir belediye başkanı, 3 dönem belediye başkanlığı yapan rahmetli Ünal ağabeyimin yapmış olduğu binaları sattı. Kaynaklar har vurup harman savruldu, bir çivi bile çakılmadı. Bizim dönemimizin haricinde hiçbir hizmet olmamıştır. Ben belediye başkanlığımda Tekekköy'ün bir karış toprağını satmadan hizmet yaptım. Allah'ın hidayeti boldur. Bizden sonra gelenler hep yıktı, tahrip etti. Bizim dönemimizde imkan diye bir şey yoktu. Bütün imkanlar heder edilmişti. Bu imkanlar içinde belediyeler personelin maaşlarını ödeyemiyor. Ben Tekkeköy halkının bir karış arazisini satmadan hizmet yaptım. Eğer Tekkeköy'ün imkanları gelişirse yapılacak çok işler var. Tekkeköy'de bir şey yapılmış değil. Yapılanlar hep bizim eserimiz. İktidar partisi değildik ama iktidar partilerinin yapamadıklarını yaptım. Mesela bir yüzme havuzu yaptım. Cami, pazar yeri yaptık. Basketbol ve futbol sahaları yaptık. Birçok mahallenin imarını ben yaptım. Şimdi millet istediği gibi inşaatını yapabiliyor. Şimdi herkes serbestçe imar yapılmış yerde ruhsatını alıyor, binasını yapıyor. 19 Mayıs Mahallesi bina doldu. Gelişim benim dönemimde başladı. Vatandaşla irtibatım gayet güzeldi. Benim lakabım pamuk dededir. Bu isim de bana yeter. 'Pamuk dede' yani yumuşak insan manasındadır.
Belediye başkanlığınız döneminde yapmayı çok isteyip de yapamadığınız bir hizmetiniz, projeniz var mı?
Yapmak isteyip de yapamadığım çok şey oldu. Ama bize ikinci defa seçilmek nasip olmadı. Eğer ikinci defa seçilmiş olsaydık Tekkeköy'ün hali böyle olmayacaktı. Tekkeköy'de bir şey yoktu. Biz yapmaya uğraşıyorduk.

Şu andaki mevcut belediye başkanlarına bir büyükleri olarak. tavsiyeleriniz, önerileriniz, eleştirileriniz var mıdır?
Belediye başkanları dürüst olmalı. Yedirmeden, içirmeden idare etmeli. Başka türlü çaresi yok. Belediye başkanı olmak, vatandaştan uzaklaşmak değil, vatandaşa yakınlaşmaktır. Bir belediye başkanının kapısına vurmadan içeri girmek ayrı, vurup da dışarıda beklemek ayrıdır. Benim zamanımda kapım açıktı. Gelen gelirdi, sıralanırdı, herkese derdini sorardım. Bir gün Başbakanlık’tan bir müfettiş teftişe gelmişti. O sırada vatandaşlar yine sıralanmış, sorunlarını anlatıyordu. Ona sıra geldiğinde, “Buyur kardeşim, senin isteğin, arzun ne?” dedim. O da “Benim hiçbir arzum, isteğim yok. Başbakanlık Teftiş Kurulu’ndan geliyorum. Seni denetleyeceğim, bana bir oda hazırlar mısın?” dedi. Ben de “Lütfen kusura bakmayın” dedim. Bunun üzerine “Sizin hal ve hareketlerinizi çok beğendim. Geleni oturttunuz, derdini sordunuz, yapılabilecek olana ‘tamam’, yapılamayacak olana da ‘yapamam’ dediniz” ifadelerini kullandı. Rakip parti nedeniyle zaten her hafta denetleniyorduk.




