Ahmet Okuyucu kimdir?

Samsun'un Kavak ilçesinde 1952 yılında dünyaya geldim. 2 buçuk yaşındayken Havza'ya taşındık. 40 sene de Havza'da kalmış oldum. İlk, orta ve lise öğrenimime Havza'da devam ettim. Sonra Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ni bitirdim. Sonrasında Deniz Kuvvetleri'nde diş hekimi olarak yedek subaylık yaptım. 1982 yılında Havza'ya döndüm ve muayenehane açtım. Orada muayenehaneyi yürütürken Sosyal Dayanışma Vakfı vardı. Hatta diğer adı fakir fukara fonuydu. Beni buraya önermişler. İçişleri Bakanlığı tarafından oraya atandım. Ben de geldim, Sayın Valimiz rahmetli Şinasi Kuş'tan işin içeriği hakkında bilgi aldım. "Vakfın parası sizin izniniz olmadan dışarı verilemeyecek. Bu sorumlulukla zimmet çıkmaması için titizlikle çalışmalısın" dedi. Aynı zamanda Diş Hekimleri İlçe Başkanıydım Havza'da. Resmi hastaların Emekli Sandığı'ndan ücretlerini alması için de kontrol görevi verildi. Bu 1993 yılına kadar devam etti.

Başkan adayı olmaya nasıl karar verdiniz?

1993 yılında rahmetli Genel Başkanımız Necmettin Erbakan hocanın özel kalemi, Kavak Sıralı Köyü’nden olan Burhaneddin Kayhan vardı. Erbakan Hoca kendisine, “Bu işi sana veriyorum. Samsun’dan döndüğünde İlkadım’ın adayını sen tespit et” diyor. O arada aklına hemen ben gelmişim. Erbakan Hoca da o sırada bir şeylerle meşgulmüş. Kafasını kaldırıp, “Burhaneddin, sen gitmedin mi hâlâ?” diyor. O da, “Hocam aklıma biri geldi. Osmanlı kökü olan bir aile var, dedeleri müderris. Caminin altında türbesi var. Onun torunu, Havza’da diş doktoru” diyor. Hoca da o zaman, “Kömürün içinde altın bulduk desene. Onlar anne babasının sözünden dışarı çıkmayan insanlardır. Sen doktorla görüşmeyeceksin, sen doktorun babasıyla görüşeceksin” diyor. Bunları da kimse bilmiyor, sizin sayenizde öğrenecek. Ben de çok yoğunum. Gece 11-12’lere kadar çalışıyorum. Laboratuvarda da kendim çalışıyorum. Burhaneddin Bey babama gidip konuyu açmış. Babam da bana söyleyince ben de zaten çok yoğun olduğumu, siyasete girmeyi düşünmediğimi söyledim. Babam bunu Burhaneddin Bey’e ilettiğinde, “Ben hocaya olumsuz cevapla gidemem” diyor. O sırada annem lafa karıştı. Hançerli’de 1989’da ev almıştım, oradan geliş gidiş yapıyordum. Arabam da birkaç kez yolda kaydı. Anneciğim de bundan dolayı tedirgindi. “Olur da başkan olursa çocuklarının başında kalır” diyerek, “Evet de oğlum, bunda da bir hayır vardır” deyince kabul ettim. Sonrasında Erbakan Hoca, İl Başkanı Kemal Vehbi Gül’e emir veriyor: “Dr. Ahmet Okuyucu’nun dosyasını hazırlayıp gönder, kendisi adayımız” diyor. Aday oluyoruz. Buradaki çevresi çok rahatsız oluyor, “Nereden buldun bu Kavaklıyı?” şeklinde tepkiler geliyor. O zamanki Büyükşehir adayı da kendisiydi. Çıktık, nasipte de varmış. Politika zemini kaygan, mayası bozuk bir kurum. Dürüst insanlar kazayla içine düşerse, en sonunda sallar sallar dışarı atar. Bizde bu yok. Bana silah zoruyla yaptıramazlar. Onurumla yaşıyorum, çok da memnunum.

Kavak'ta kar yağışı
Kavak'ta kar yağışı
İçeriği Görüntüle

Başkanlık yaptığınız dönemde hangi projeleri hayata geçirdiniz?

1994'te Cenab-ı Allah bize başkanlığı nasip etti. Bizim dönemimiz çok sıkıntılı bir süreçti. İlkadım'a araç verildi. Gittim baktım kamyonun tekeri yoktu, motoru hatta plakası yoktu. Refah Partisi'ne o zamanlar çok değişik bir algıyla bakılıyordu. Böyleyken dahi biz Allah'a şükür destan yazdık. 5 Nisan kararları, 28 Şubat kararları benim dönemimde oldu. Bu kıskaçları yaşamış insanız. Bizim belediye hizmet binamız yoktu. 4 tane belediye başkanına Büyükşehir binasında birer oda verildi. Hizmet binası için yer arıyorum kendime. Baktım bir yer var. Sordum soruşturdum Büyükşehir'e ait çıktı. Burayı tadilatla İlkadım Belediyesi binası yaparım dedim. Rahmetli Muzaffer Önder'e gittim konuyu söyledim. 'Olmaz' dedi. Canım sıkıldı. Araç parkımız olmadığı için temizlik araçlarımızı mahalle aralarına koyuyorum. O yaz sıcaklarında pis kokular hem vatandaşı hem de beni rahatsız ediyor. Sonra rahmetli valimiz Şinasi Kuş'un yanına gittim, durumu anlattım. 'Merak etme ben halledeceğim konuyu' dedi. 3 gün sonra beni arayıp 'Başkanım hayırlı olsun' diyerek müjdeyi verdi. Hemen harekete geçtik. Tadilat yaptık. Sonra baktım ki emlak vergileri, altyapı paraları, çevre temizlik vergileri Samsun Belediyesi'ne gidiyor. Bir gün ayağa kalktım 'Değerli başkanım bizim paralar size veriliyor. 4 tane belediye oldu. Bizim paralarımızı nasıl vereceksiniz?' dedim. 'Bilgisayarda hepsi kayıtlı. Tuşa basacaksın İlkadım'a ne kadar geldiyse onu alacaksın' dedi. Toplantı bitince hemen bilgi işleme gittim. O da 'Bütün paralar Samsun Belediyesi'nin' dedi. Yapılan görüşmeler sonucu böyle olmayacağını anladım. Ben paramı ayrı toplayacağım dedim. Halka söz vermiştim. İlk projem Mecidiye Caddesi'ydi. Mecidiye o zaman yüz karasıydı. İşportacılar işgal etmişti. Baktım ki burası bir kangren. Önce burayı halletmem gerekiyordu. Mecidiye'nin girişinde iki dönüm yer vardı. Dr. Hamza Kopuz'unmuş. CHP'li o vermez dediler. Aradım kendisini. Kendisi de bana ziyarete gelmek istediğini söyledi. Öğrendim ki doktor arkadaşlarına 'Bu adam hırsızlık yapmaz. Ben buna oy vereceğim' demiş. Ve eşi ile çevresinin bana oy verdiğini öğrendim. Sonrasında talebimi ilettim kendisine. Orayı bana bedelsiz verdi. 118 tane dükkan yaptım orayı bölüm bölüm. Sayın Rahmetli Önder'den altyapısını yapmasını istedim ama işler ertelenince Yol İşleri Müdürüm Aşkın İlter'e 'gizlice git İller Bankası'na buranın projesini al, altyapısını ben yapacağım' dedim. TEDAŞ'a, Telekom'a yazı yazdım. Hepsi projemiz hazır ödeneğimiz yok dedi. Verin dedim. İlkadım olarak Mecidiye'nin tüm altyapılarını ben yaptım. Esnaf mağdur olmasın diye el fenerleriyle sabaha kadar çalıştık. Altyapıları bitirdik. Aydınlatmaları, çeşmeleri yaptık. Güzel bir proje yaptık bitirdik. Sonra baktık ki kangren olan bir yer daha var. Adı Yeni Hamam. Orayı öyle bir cadde yaptım ki. Fatih Sultan Mehmet olarak değiştirdim adını. Oranın da altyapılarını ben yaptım. Işık tüneli yaptım ama benden sonraki irade bunu kaldırdı. Sonra Gençlik Parkı'nın oraya geldim. O zamanlar orada kıraathaneler vardı. Orada bir vatandaş o bölgeye Büyükşehir'in benzinlik yapacağını söyledi. Benim de haberim yoktu. Ben asla buna izin vermem, park yapacağım dedim. Rahmetli Muzaffer Önder beni ikna etmeye çalıştı ama asla sözümden dönmedim. Meclis kararı aldım veto etti bir daha geri geldi. Üçte iki çoğunluktan kabul ettik park benim. Sonrasında Büyükşehir personeliyle benim personelim orası için tartıştı. Onlar biz yapacağız diyordu. Ben de hukuk yoluna gittim. Mahkemede çok acil karar vererek 'Orası İlkadım'ın' dedi. Ben o Liman Mahallesi'nden bir oy almadım ama verdiğim sözü tuttum. Particilik bu memlekete sıkıntılar getiriyor. Şu andaki başkan da sağ olsun orada olması gereken bir proje değişikliği yaptı. Kavşakta sıkıntı vardı. Hastanebaşı'nda modern kapalı pazar yeri yaptım. Unkapanı'na sağlı sollu aydınlatmalarla duble yol yaptım. Araya da cepler koydum ki esnaf mağdur olmasın. Ama ne oldu? Birileri kışkırttı. Burada araba durmaz, iş yapamazsın dediler. Benden sonraki gelen başkan arkadaş orayı kaldırdı. Şimdi orası köy gibi. Ama ben yaptığım zaman lambalar yandı mı yukarıya kadar o kadar güzel görünüyordu ki. Atatürk Parkı'nı yaptığım Karabük taşları hala duruyor. Kadı Caddesi'ni yeniledim. Hiç görülmemiş çalışmalar yaptık. Unkapanı'na İlkadım İftar Sofrası'nı ilk defa kuran da biziz.

Amisos Hazineleri'nin bulunuş hikayesini anlatır mısınız?

28 Kasım 1995 yılı Cedit Mahallesi Ebu Suud Caddesi için muhtarı Hasan Bedir bana müracaat etti. Bizim burada 500 metrelik bir yol var. Dönecek yerleri olmadığı için araçlarımız geri geri gidiyor, bize dönecek kadar yer yapar mısınız? dedi. Hemen keşif yaptırdım, doğruymuş hakikaten. Hemen ihaleyi çıkardım. 3-4 gün oldu orada çalışmaya başladı. Ben de çalışmaları incelemek için gittim. Arabayı 20 metre uzağa koydum. 3 kişiyiz arabada. Bir bomba patladı önümüzde. Toz bulutları yukarı yükseldi, ayağımızın altı titredi. Deprem oluyor sandım. O güne kadar sit alanı nedir hayatta duymamışım ben. Baktım çalışanlar patlattıkları yere kafalarını sokmuşlar bakıyorlar. Oda gibi bir yer var. Ben de incelemeye başladım. Kim yapmış bunu diyorum. Vatandaşlar, başkanım burada hazine var dediler. O sırada güneş ışığı vurdu mu sarı sarı bir şeyler gözüküyor. Başkan olduğum için iki tane silah almıştım. Birini şoföre verdim. Kepçeyle de orayı kapattım. Yağmalanmasına izin vermedim. Başkanlığa gittim. Müzeye ve emniyete haber verdim, resmi yazımı yazdım. Polislerle birlikte oraya gittik. Bulunanlar için tutanak tutuldu. Oradan çıkan Amisos Hazineleri şu anda Samsun Müzesi'nde sergileniyor. Orası sit alanıymış ve izinsiz kazı yapmak yasakmış. Ben nereden bileyim... Trabzon Yüksek Anıtlar Kurulu'ndan izin alıp çalışma yapmamız gerekiyormuş. Ben sit falan bilmem ki. Bu yüzden ağır ceza mahkemesinde yargılandım. İşin sonu iyi bitti ama insanların fesatlıkları yüzünden hayatta mahkeme görmeyen Ahmet Okuyucu, mahkeme de görmüş oldu.

Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde şartlar nasıldı? Sizin döneminizle şimdiki dönemi kıyaslar mısınız?

Şu anda şartlar daha iyi. O dönem 5 Nisan kararları yüzünden çok sıkıntı çektik. Personel ücretini ödeyecek kadar bile para gelmiyordu. Bu süreçte çok dikkat etmeseydik çok büyük sıkıntı çekecektik. Sonra sayın başkan bizi greve soktu. Uyduk başkana greve gittik. Ne sıkıntı çektik. Temizlik işçilerine ayrı kamyon tuttuk. Onlara yemek, meyve suyu götürdük. Sonra pişman oldum. Sendika toplu sözleşmeye geldi. Ben greve gitmeyeceğimi söyledim. Sıfır vermek istediler, karşı çıktım. İşçinin hakkını vereceğim dedim. Yüzde 49 zam yaptım. Diğer başkanlar 3-4 ay dayanamadı. Gazi, Büyükşehir bana uymak zorunda kaldı. İşçinin hakkını alın teri kurumadan verdik. Hiç kimseye de borcu olmayan tek belediyeyim. Sigortanın, emekli sandığını, Büyükşehir'in, özel idarenin paralarını ödediğim gibi, 230 milyar rahmetli büyükşehir belediye başkanından alacaklı olan başkanım. Ödemeyenlere bir af geldi, benim ödediklerim de gitti. Şimdiki başkanlarımız, kardeşlerimiz rahat. Sayın Cumhurbaşkanı tek partiden, kendi başkanı, her dediği oluyor. İller Bankası'nı engelleyen yok. Alo dediğin zaman krediler geliyor. Benim zamanım böyle değildi. Şu anda AK Partili başkanlar iktidarın nimetlerinden faydalanıyor. Ve inanıyorum ki istedikleri hizmeti de yaparlar, istedikleri parayı alırlar.

Belediye başkanlığınız döneminde yapmayı çok isteyip de yapamadığınız bir hizmetiniz, projeniz var mı?

Yapmak istediği 3 projem vardı. Seyyid Kutbiddin Türbesi'nin oradan çıkışlı girişli, 2 bin 100 araçlık, yolun 4,5 metre altından, aydınlatmalı kemerli otopark projem vardı. Bütün çevredeki vatandaş gelecek, çok da ekonomik bir şekilde arabasını koyacak, bölgede araba olmayacaktı. Kuşçular Mahallesi'ne de restoranı olan döner kule yapmak istiyordum. Yeşilkent tarafında ileride çok büyük trafik sıkıntısı olacağını düşünerek, Tekel depolarından yeraltı tüneli yaparak Taflan tarafına giderek bir çalışma yapma düşüncem vardı. Samsun'da elimizden geleni yaptık. Atatürk Parkı'na ben havuz da yaptım. Engellemeye çalıştılar. Ama yaptık.

Şu anda görev yapan belediye başkanlarına tavsiyeleriniz, önerileriniz, eleştirileriniz ne olurdu?

Her canlı ölümü tadacaktır. Tüm başkanlara şunu söylüyorum: Her seçilmiş kişi, günün birinde sade bir vatandaş olacağını düşünerek icraatlarını buna göre yapmalıdır. Havalara girmeye gerek yok; her şeyin bir sonu vardır, her dönemin de bir sonu vardır. Yarın sade vatandaş olduklarında, halkın içinde nasıl dolaşacaklarını bugünden hesap etmeliler. İnsanlar elbette hayal kurar, ancak hayaller bir noktaya kadar gerçekleşir; bazen de gerçekleşmeyebilir. Çünkü bu işler bireysel değil, bir ekip işidir. Hesaplar tutmaz, sonunda sade bir vatandaş olarak kalırsınız.

Sizinle birlikte o dönemde yol yürüyen ya da yürümeyen kişiler ile vatandaşlara ne söylemek istersiniz?

Vatandaşımız her zaman haklıdır. Bana oy verdi ya da vermedi diye hiçbir zaman ayrım yapmadım. Herkesin kendine ait düşüncesi vardır ve ben buna her zaman saygı duyarım. Bu nedenle insanlara önce sağlık ve afiyet diliyorum; ayrıca bazı konularda ön yargılı olmamaları gerektiğini düşünüyorum. Hoşgörü birçok sorunu çözer. Çünkü zaman, en iyi ilaçtır. Bu yüzden bazı konularda sabırlı olup zamana bırakmalarını tavsiye ediyorum. Ben şu anda görev yapan tüm başkan kardeşlerime de başarılar diliyorum.