Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Konseyi Başkanı, 27. Dönem Başbakanı ve 28. TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Samsun’da düzenlenen Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nde yaptığı konuşmada hem şehircilik anlayışına hem de Türk dünyasının ortak geleceğine ilişkin önemli mesajlar verdi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen zirvede konuşan Yıldırım, zirvede kenti örnek gösterdi. Son yıllarda artan yeşil alan çalışmalarına dikkat çekerek modern şehircilikte insan odaklı planlama ve yaşam kalitesinin önemini vurgulayarak, şehirlerin yalnızca binalardan ibaret olmadığını, insanı, kültürü ve medeniyeti şekillendiren canlı yapılar olduğunu dile getirdi.
SÖZLERİNE BAŞSAĞLIĞI MESAJIYLA BAŞLADI
Konuşmasının başında yakın dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraşta öğretmen ve öğretncilerin hayatını kaybettiği saldırılara değinen Binali Yıldırım, hayatını kaybeden çocuklar için rahmet dileyerek ailelerine başsağlığı ve sabır temennisinde bulundu. Yaşanan bu tür olayların toplum için bir uyarı niteliği taşıdığını belirten Yıldırım, çocukların yetiştirilmesi sürecinde eksik kalan yönlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu acıların, eğitimden aile yapısına kadar birçok alanda daha fazla sorumluluk alınması gerektiğini gösterdiğini kaydetti.
“ŞEHİR İLE İNSAN BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ”
Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nin önemine dikkat çeken Yıldırım, şehircilik konusunun yalnızca teknik ve fiziki planlamayla sınırlı olmadığını söyledi. Şehir-insan ilişkisinin çok güçlü bir bağ taşıdığını belirten Yıldırım, Fatih Sultan Mehmet’e atfedilen “Hüner, bir şehri mamur etmek değil; asıl hüner, insanların gönlünü mamur etmektir” sözünü hatırlatarak, şehirlerin merkezinde insanın yer alması gerektiğini vurguladı. Şehir planlamasında yaşam kalitesi, teknoloji, konut, altyapı ve sosyal denge gibi birçok başlığın dikkate alınması gerektiğini belirten Yıldırım, modern şehircilikte insanın ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
TÜRKİYE’NİN ŞEHİRCİLİKTE BÜYÜK DÖNÜŞÜM YAŞADIĞINI SÖYLEDİ
Türkiye’nin son 25 yılda konut ve şehircilik alanında önemli mesafeler kat ettiğini dile getiren Yıldırım, devletin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhur İttifakı’nın desteğiyle ülkenin dört bir yanında çözüm üretmeye devam ettiğini söyledi. Geçmiş dönemlerde deprem konutlarının yıllarca gündemde kaldığını hatırlatan Yıldırım, bugün ise çok daha hızlı ve planlı bir yapılaşma sürecinin yürütüldüğünü belirtti. Yıldırım, şehircilik alanında devlet ve özel sektör iş birliğiyle önemli işlere imza atıldığını kaydetti.
“TÜRKİYE ZOR BİR COĞRAFYADA ÇOK BÜYÜK SORUMLULUK TAŞIYOR”
Konuşmasında bölgesel gelişmelere de yer veren Yıldırım, Türkiye’nin son derece hassas ve stratejik bir coğrafyada bulunduğunu söyledi. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde Gazze ve İran merkezli gelişmeler, Kafkaslar’daki gerilimler ve Kuzey Afrika’daki istikrarsızlıkların Türkiye’nin rolünü daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.
Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu’nun geleceğinin Türkiye’nin gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Yıldırım, Türkiye’nin sadece kendi sınırlarından ibaret bir sorumluluğa sahip olmadığını, tarihsel derinliği ve jeopolitik konumu nedeniyle daha geniş bir coğrafyaya karşı da sorumluluk taşıdığını kaydetti.
“YIKMAK KOLAY, YENİDEN İNŞA ETMEK ZORDUR”
Savaşların ve yıkımların çok ağır maliyetler doğurduğunu belirten Yıldırım, şehirlerin, medeniyetlerin ve eserlerin kolay kurulmadığını söyledi. Bu noktada Mimar Sinan örneğini veren Yıldırım, “Süleymaniye’yi yapmak için Mimar Sinan gerekir, ama yıkmak için bir kazma yeterlidir” diyerek inşa etmenin kıymetine dikkat çekti.
Bu sözlerle şehircilik meselesinin yalnızca bina yapmak değil, bir medeniyet birikimini koruyup gelecek kuşaklara taşımak anlamına geldiğini vurguladı.
TÜRK DÜNYASI İÇİN “GERÇEK BİRLİK” VURGUSU
Binali Yıldırım, konuşmasının önemli bölümünü Türk dünyasının ortak geleceğine ayırdı. Türk devletleri arasındaki ticaret hacminin bugün 60-70 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Yıldırım, bu rakamın mevcut potansiyelin çok altında kaldığını söyledi.
İpek Yolu’nun günümüzdeki karşılığı olarak görülen Orta Koridor’un giderek daha önemli hale geldiğini belirten Yıldırım, doğu-batı eksenli ticarette Türk dünyasının çok daha büyük bir pay alabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti. Ancak mevcut durumda yaklaşık 4 trilyon dolarlık ticaret hacminden alınan payın yüzde 5 seviyesinde kaldığını söyledi.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın hedefinin yalnızca sembolik bir birliktelik olmadığını vurgulayan Yıldırım, Balkanlar’dan Moğolistan’a kadar uzanan hatta malların, insanların ve hizmetlerin daha serbest dolaşabildiği gerçek bir entegrasyon hedeflediklerini ifade etti.
“300 MİLYONLUK TÜRK DÜNYASI KÜRESEL BİR GÜÇTÜR”
Türk dünyasının yaklaşık 300 milyonluk bir nüfusa sahip olduğunu kaydeden Yıldırım, bu coğrafyanın yalnızca tarihî ve kültürel değil, ekonomik ve stratejik açıdan da çok büyük bir güç olduğunu söyledi.
Türk devletlerinin sahip olduğu insan kaynağı, enerji rezervleri, doğal kaynaklar ve nadir elementlerin önemine dikkat çeken Yıldırım, Azerbaycan, Kazakistan ve diğer Türk cumhuriyetlerinin büyük potansiyel taşıdığını belirtti. Bu potansiyelin gerçek güce dönüşmesi için ise daha fazla birlik, beraberlik ve ortak hareket gerektiğini vurguladı.
TÜRK DÜNYASININ TARİHİ ŞEHİRLERİNİ TEK TEK ANLATTI
Türk dünyasını Adriyatik’ten Baykal Gölü’ne kadar uzanan yaklaşık 8 bin kilometrelik geniş bir coğrafya olarak tanımlayan Yıldırım, dünya tarihinin Türklerin tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Tarih boyunca Kral Yolu gibi ticaret güzergâhları üzerinde kurulan şehirlerin zamanla medeniyet merkezlerine dönüştüğünü belirten Yıldırım, Türkistan, Semerkand, Buhara, Bağdat ve İstanbul gibi şehirlerin yalnızca birer yerleşim merkezi değil, aynı zamanda ilim, kültür ve ticaretin kalbi olduğunu ifade etti.
Hoca Ahmet Yesevi, Aslan Baba ve Uluğ Bey gibi isimleri anan Yıldırım, şehirlerin yetiştirdiği büyük şahsiyetlerle anlam kazandığını kaydetti. Semerkand’ın gökbilim ve ilimle özdeşleştiğini, Buhara’nın din eğitimi ve vakıf kültürüyle öne çıktığını, İstanbul’un ise çok kültürlü yapısıyla dünya şehirleri arasında özel bir yere sahip olduğunu dile getirdi.
“ŞEHİRLER MEDENİYETİN KİTABI GİBİDİR”
Şehirlerin yalnızca fiziki yapılardan oluşmadığını vurgulayan Yıldırım, onları “medeniyetin kitabı” olarak tanımladı. Ona göre bir şehir; taş, beton ve yollardan ibaret değil, aynı zamanda kültürün, düşüncenin, insan ilişkilerinin ve ortak hafızanın taşıyıcısıdır.
Ancak günümüzde modern şehircilik anlayışında insan unsurunun zaman zaman geri plana itildiğini belirten Yıldırım, gökdelenler yükseldikçe insanların yalnızlaştığını, şehirlerin büyümesine rağmen sosyal hayatın aynı ölçüde güçlenemediğini söyledi.
SAMSUN’U ÖRNEK GÖSTERDİ
Binali Yıldırım, konuşmasında Samsun’a da özel bir parantez açtı. Kentte son yıllarda özellikle yerel yönetimlerin çalışmalarıyla yeşil alan oranının arttığını belirten Yıldırım, bunun şehir yaşamı açısından önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Yeşil alanların insanlara huzur verdiğini, düşünme ve dinlenme imkânı sunduğunu söyleyen Yıldırım, büyük şehirlerde doğayla bağın giderek zayıfladığını, oysa insanın yıldızlarla, toprakla, rüzgârla ve tabiatla bağ kurmasının hem ruhsal hem de toplumsal açıdan çok önemli olduğunu vurguladı.
Yıldırım açıklamasında, "Şehirler büyüyor, gelişiyor; ancak insanlar aynı ölçüde sosyal olarak gelişemeyebiliyor. Bu nedenle şehir planlamasında insan ihtiyacını merkeze almak, yeşil alanları korumak ve yaşam dengesini gözetmek büyük önem taşımaktadır. Bu anlamda Samsun’a baktığımızda, son yıllarda özellikle yerel yönetimlerin çalışmalarıyla yeşil alan oranının arttığını görüyoruz. Yeşil alanlar insanlara huzur verir, dinlendirir ve şehir yaşamını daha yaşanabilir hâle getirir. Ne yazık ki günümüzde büyük metropollerde insanlar doğayla, yıldızlarla ve tabiatla bağ kurmakta zorlanmaktadır. Oysa insanın düşünmesi, tefekkür etmesi ve geleceğe dair hayal kurabilmesi için bu bağ oldukça önemlidir." ifadelerini kullandı.
ŞEHİRCİLİK TARİHİNİ ANLATTI
Yıldırım, konuşmasının devamında şehircilik tarihine de değindi. İlk yerleşimlerin avcı-toplayıcı düzenden tarım toplumuna geçişle ortaya çıktığını belirten Yıldırım, Çatalhöyük ve Jericho gibi yerleşimlerin bu sürecin en önemli örnekleri arasında bulunduğunu söyledi.
Ticaretin gelişmesiyle birlikte şehirlerin ekonomik ve sosyal merkezlere dönüştüğünü ifade eden Yıldırım, Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Sümer uygarlıklarının şehircilik tarihi açısından önemli aşamalar oluşturduğunu kaydetti.
Orta Çağ’da ticaret yollarının daha etkin kullanılmasıyla İstanbul ve Bağdat gibi merkezlerin öne çıktığını belirten Yıldırım, lonca sistemi ve çarşı kültürünün de bu dönemde şekillendiğini ifade etti. Sanayi Devrimi’yle birlikte ise şehirleşmenin hızlandığını ancak plansız büyüme, gecekondulaşma ve altyapı sorunlarının da gündeme geldiğini anlattı.
“AKILLI ŞEHİRLER DÖNEMİNE GİRDİK”
Günümüz şehircilik anlayışında altyapı, trafik, çevre ve yeşil alan dengesinin öne çıktığını belirten Yıldırım, artık akıllı şehirler kavramının konuşulduğunu söyledi. Bu modelin daha düzenli, yaşanabilir ve sürdürülebilir kentler oluşturmayı hedeflediğini dile getirdi.
Ancak hangi model uygulanırsa uygulansın, insan merkezli anlayışın korunması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, şehir planlamasının temelinde insanın huzuru, güvenliği, sosyal bağları ve yaşam kalitesinin yer alması gerektiğini kaydetti.
23 NİSAN VURGUSU DA YAPTI
Konuşmasında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Türk dünyasından çocukların Samsun’da ağırlanacak olmasını da son derece anlamlı bulduğunu belirten Yıldırım, bu tür organizasyonların kardeşlik bağlarını daha da güçlendireceğini söyledi.
Türk dünyasından gelen çocukların gelecekte önemli görevler üstleneceğini ifade eden Yıldırım, bu çocukların Türkiye ile kurdukları bağları ömür boyu taşıyacaklarını belirtti.
“ŞEHİRLER TİCARETLE, İLİMLE VE İNSANLA GELİŞİR”
Konuşmasının sonunda şehirlerin gelişiminde üç ana unsurun öne çıktığını söyleyen Yıldırım, bunları ticaret, ilim ve insan olarak sıraladı. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışının yüzyıllardır yol gösterici olduğunu belirten Yıldırım, şehirlerin de bu anlayışla planlanması gerektiğini ifade etti.
Samsun’da böyle anlamlı bir organizasyonda bulunmaktan memnuniyet duyduğunu kaydeden Yıldırım, başta üniversite yönetimi olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. Kurtuluşun şehri Samsun’da Türk dünyasının ortak vizyonunu konuşmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını sözlerine ekledi.
Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Garnizon Komutanı Gazi Tümgeneral Davut Alâ, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, AK Parti Samsun Milletvekili ve MKYK Üyesi Yusuf Ziya Yılmaz, AK Parti Samsun Milletvekili ve MKYK Üyesi Çiğdem Karaaslan, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, AK Parti Samsun milletvekili Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, MHP Samsun İl Başkanı Burhan Mucur, Saadet Partisi Samsun İl Başkanı Salih Şen, İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz ile çok sayıda davetli katıldı.




