Samsun

Meziyet mi mecburiyet mi?..

Adamların
“tescilli
hırsız” 
oldukları
dedikodularla değil,
yargılamalar sonucunda ortaya
çıktığı halde;
söylemlerine
bakarsanız bunların
hepsi birer
“dürüstlük abidesi” sanki…
Bunları
dinlemek zorunda kalanlar,
hafızalarına kısa bir tur
attırdıklarında;
sicili bozuk bu tiplerin
neler yaptığını 
hemen hatırlıyor…
Tüyü bitmemiş yetimin hakkı bulunan
devlet malına ve
insanların
alın teriyle
kazandıklarına
göz dikip,
her türlü hileyle
servetlerine servet
katarak,
“dürüstlük” söylemlerinde
bulunmaları,
yüzsüzlükten başka bir şey değil!..
Bu memlekette
herkes kimin ne olduğunu biliyor…
O yüzden bu şehrin insanları
yalan dolan söylemlere değil,
eylemlere bakıyor…
Bir insan, “Dürüstüm, çok namusluyum ve
ahlaklıyım”

ifadelerini
sıklıkla kullanıyorsa;
bilin ki 
mutlaka birilerini
aldatma
hesabı içindedir…
Bunların hesabı varsa; Allah’ın da bir hesabı
vardır elbette…
Kimler neydi ne oldu?..
Uzatmayalım!..
Bir insan için dürüstlük; meziyet değil, mecburiyettir…


*              *                 *             
“Bir kasabada her gün hava kararınca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanlarına alır, komşularının evlerini soymaya giderlermiş. Fakat gün doğarken geri döndükleri her seferinde, kendi evlerini de soyulmuş durumda bulurlarmış. Ama ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalarmış.

Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmış. Geceleri, diğerleri gibi çantasını fenerini alıp hırsızlığa çıkmaktansa, evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş bu adam. Hırsızlar da onun evinin önüne geldiklerinde içeride ışık yandığını görünce döner giderlermiş. Fakat bu durum böyle bir süre devam edince, ahali ona kızmaya başlamış, “Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını engellemeye hakkın yok” demişler.

Bunun üzerine dürüst adam, geceleri ışığını söndürüp dışarı çıkmaya başlamış. Her gece, hırsızlık yapmadan orada burada dolaşır durur, sonunda yatmaya evine dönermiş. Fakat her döndüğünde, evini soyulmuş bulurmuş. Sonuçta bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek içecek hiçbir şeyi kalmamış ve kasabayı terk etmek zorunda kalmış.

Kasabada hırsızlıkta ustalaşıp giderek zenginleşenler, kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamış.

Zamanla, zengin fakir ayrımı çoğalmış. Zenginler mallarını korumak için bekçiler tutmuş, hapishaneler kurmuşlar. Kendi mallarının çalınmasını da yasa dışı ilan etmişler! Ancak yoksulların mallarını çalmak hâlâ serbestmiş! Bir süre sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmez olmuş. Çünkü yoksullar ya açlıktan ölmüş ya da kasabayı terk edip gitmiş.


 
Zenginler ve maaşlı soyguncular ise ortada soyacakları kimse kalmadığından servetlerini yitirmeye başlamış. Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için kasabayı ilk terk eden dürüst adamı başa getirmeye karar vermiş. Nerede yaşadığını öğrenmişler.

Evine gittiklerinde kapıda bir kağıt görmüşler. Kağıtta şunlar yazıyormuş:

Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa,
her şey için çok geç olmuş demektir”


*                 *                    *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
× Whatsapp İhbar Hattı