TBMM Genel Kurulu'nda konuşan Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, çocukların karıştığı olaylara ilişkin 2025 yılı verilerini gündeme taşıdı.
ÇOCUKLARLA İLGİLİ VERİLERE DİKKAT ÇEKTİ
Olaylara karışan mağdur ve suça sürüklenen çocukların sayısına dikkat çeken Karaman, 270 bin çocuğun olaylarda mağdur olarak yer aldığını, suça karışan çocuk sayısının ise 197 bin olarak açıklandığını ifade etti.
Karaman, suça karışan çocukların yüzde 42'sinin yaralama, yüzde 15'inin hırsızlık, yüzde 10'unun uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma, satma ve satın alma, yüzde 5'inin ise tehdit suçlarından işlem gördüğünü belirtti.
"BU TABLO SİZİN ESERİNİZDİR"
Çocukların suça sürüklenmesini önlemeye yönelik politikaların yetersiz kaldığını savunan Karaman, ceza artışlarını içeren düzenlemelere tepki gösterdi.
Karaman, "Şimdi kalkmış suçu nasıl durdururuz diye önümüze 16 maddelik sığ bir ceza artırımı getiriyorsunuz. Açıkça ve eğip bükmeden ifade edelim. Bu tablo sizin eserinizdir. Bu durumun sorumlusu yılları bulan ihmalkarlıklarıyla sizlersiniz. Şimdi tüm bu sorumluluğu ve çöken sistemin ağır faturasını çocuklara yüklemek istiyorsunuz" ifadelerini kullandı.
"ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT"
Saadet Partisi'nin ve Milli Görüş hareketinin yaklaşımına da değinen Karaman, "60 yıllık Milli Görüş Hareketinin ilk gününden beri haykırdığımız bir hakikat var. Önce ahlak ve maneviyat" dedi.
Toplumsal yozlaşmanın nedenlerinin yeterince tartışılmadığını ileri süren Karaman, eğitimde yalnızca fiziki imkanların geliştirilmesinin yeterli olmayacağını belirterek, "Sadece binaları, sınıfları büyütmekle övünüyoruz. Ancak o binaların içindeki ruhu, insanı ve karakteri inşa etmeyi maalesef unutuyoruz. Yeni nesillere bir ideal veremiyoruz" diye konuştu.
790 SAYFALIK RAPORU HATIRLATTI
Suç işleyenlerin cezasız kalmasını savunmadıklarının altını çizen Karaman, "Elbette suç işleyen cezasız kalmamalıdır. Bir gencin hayatı kararmışken, gencecik biri öldürülmüşken, failin elini kolunu sallayarak gezmesini biz de asla kabul etmiyoruz. Vicdanımız buna el vermiyor" ifadelerini kullandı.
TBMM bünyesinde hazırlanan suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma komisyonu raporuna dikkat çeken Karaman, "Aylarca titizlikle çalışan 790 sayfalık suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma komisyonu raporu çıktı. Soruyorum size, aylar süren bu emekten sonra 790 sayfadan çıkara çıkara yalnızca çocukların yaş haddinin düşürülmesi ve cezaların artırılması sonucunu mu çıkardınız?" dedi.
PDR UZMANLARI İÇİN ÇAĞRI
Karaman, okullarda yaşanan şiddet olaylarının önlenmesinde psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin önemine de işaret etti. Okullardaki PDR uzmanlarının yetkilerinin artırılması gerektiğini savunan Karaman, riskli çocukların bürokratik engellere takılmadan çocuk psikiyatrisine yönlendirilebileceği bir sistem kurulması çağrısında bulundu.
Bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon konusunda da düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade eden Karaman, ekonomik sorunlar nedeniyle suç örgütlerinin etkisine giren çocuklar için sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini istedi.
"AİLE ÇÖKERSE TOPLUMUN TAŞIYICI KOLONLARI DA ÇÖKER"
Ailenin korunmasına yönelik politikaların önemine vurgu yapan Karaman, "Aile çökerse toplumun taşıyıcı kolonları da çöker" dedi.
Televizyon dizileri ve popüler kültür üzerinden mafyacılık, lüks yaşam ve gayrimeşru hayatın özendirildiğini savunan Karaman, bunun çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin de tartışılması gerektiğini kaydetti.
"ÇOCUĞA SUÇ ÖRGÜTÜNDEN ÖNCE ULAŞMAK GEREKİYOR"
Çocuk suçluluğuyla mücadelenin yalnızca cezalandırma üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Karaman, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Bir çocuğu zamanında koruyamayan, okulda tutamayan, bağımlılıktan kurtaramayan devlet kendi gecikmesinin faturasını çocuğa daha uzun süre kapatma cezası vererek ödetemez. Bir çocuğu suç işledikten sonra 10 yıl, 20 yıl kapalı cezaevine atmak en kolay olandır."
Karaman, önleyici politikaların güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Güç olan ve devlet ciddiyetine yakışan asil görev ise o çocuğa suç örgütünden önce ulaşmak, onu bir ahlak ve maneviyatla donatmak, okulda tutmak, ailesini ekonomik ve sosyal olarak desteklemek ve başka ailelerin canının yanmayacağı önleyici koruma sistemini kurmaktır" ifadelerini kullandı.