MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Türkiye’nin ihracat, ithalat ve enerji arz güvenliğinin doğrudan deniz yollarına bağlı olduğunu belirterek, Aden Körfezi’ndeki risk artışının yalnızca bölgesel bir tehdit değil, Türkiye’nin maliyetlerini artıran ve tedarik süreçlerini uzatan küresel bir sorun olduğunu söyledi.
“20 YANVAR ŞEHİTLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ”
Açıklamasında Azerbaycan’ın 20 Ocak 1990 tarihinde yaşadığı Bakü işgalinin yıl dönümüne de değinen Topsakal, “Bugün 20 Yanvar, Bakü’nün işgalinin yıl dönümü. Bu vesileyle şehit olan kardeşlerimizi rahmetle anıyor, gazi olan Azerbaycanlı kardeşlerimize selamlarımızı iletiyoruz” dedi.
ÜÇ KATMANLI GÜVENLİK VURGUSU
Türkiye’nin güvenlik ve dış politika anlayışının üç katmanlı bir yapıya dayandığını belirten Topsakal, bu yaklaşımın sınır çevresindeki doğrudan risk alanlarını, Balkanlar-Orta Doğu-Türkistan hattındaki diplomatik etki sahasını ve Afrika-Doğu Akdeniz eksenindeki küresel alanı kapsadığını ifade etti.
“TARİHSEL MİRAS GÜÇLÜ BİR ZEMİN SUNUYOR”
Büyük Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan devlet geleneğinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika ve güvenlik anlayışına normatif bir temel sunduğunu dile getiren Topsakal, Türkiye’nin Somali’de yalnızca yardım değil, kapasite inşası ve kurumsallaşma desteği verdiğini söyledi.
“TÜRK ORDUSUNUN VARLIĞI SEMBOLİK DEĞİL”
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Aden Körfezi, Somali açıkları ve Arap Denizi’ndeki varlığının sembolik bir dış angajman olmadığını vurgulayan Topsakal, “Bu görev, yüz yıllardır ticaret yollarını ve deniz güvenliğini devlet aklının parçası olarak gören Türk tarihinin çağdaş şartlarda üstlendiği bir sorumluluktur” dedi.
Topsakal, Türk ordusunun bölgede bulunmasının korsanlıkla mücadeleyle sınırlı olmadığını belirterek, bu varlığın deniz ticareti güvenliği, enerji hatlarının sürekliliği ve Türkiye’nin refahını etkileyen küresel akışların istikrarı açısından hayati önem taşıdığını kaydetti.