Karadeniz'in tabanı madenlerle dolu

OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yavuz Erler, Karadeniz'in altının madenlerle dolu olduğunu belirterek, "Karadeniz'den altın, bakır, gümüş İstanbul'a taşınırken, yüzlerce gemi batmış. O madenler Karadeniz'in altındaki kumlarının altında bekliyor" dedi

Karadeniz'in tabanı madenlerle dolu

OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yavuz Erler, Karadeniz'in altının madenlerle dolu olduğunu belirterek, "Karadeniz'den altın, bakır, gümüş İstanbul'a taşınırken, yüzlerce gemi batmış. O madenler Karadeniz'in altındaki kumlarının altında bekliyor" dedi

26 Ekim 2017 Perşembe 16:39
banner223

OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yavuz Erler, Samsun'un tarih boyunca altın, bakır gibi madenlerin en önemli ocaklarına sahip olduğunu, bu madenlerin taşınması sırasında batan yüzlerce geminin, Karadeniz'in altını bir maden cenneti haline getirdiğini söyledi.
Samsun Canlı Haber TV Genel Yayın Yönetmeni Erdem Erol'un hazırlayıp sunduğu 25. Saat programında arkeoloji konuşuldu. OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yavuz Erler, OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Davut Yiğitpaşa ve Yrd. Doç. Dr. Akın Temür'ün katıldığı 25. Saat'te, Samsun'un Osmanlı döneminde bir maden kenti olmasına dikkat çekildi.

KUMCAĞIZ AÇIKLARINDA
50 TONDAN FAZLA BAKIR
Prof. Dr. Mehmet Yavuz Erler, Karadeniz'in deniz suyunun az olması nedeniyle gemilerin daha zor yüzdüğünü ve kolay battığını belirterek, "Akdeniz, Ege denizi gibi tuz oranı çok olan denizlerdeki batıklar, uzun yıllar muhafaza edilebiliyor ama Karadeniz'in tuzu çok az olduğu için bu batıkların muhafaza edilmesi de zor oluyor çünkü çürüyor. Deniz tabanın da bu batıklar, ahşap gemiler olduğunu düşünün hatta metal gemilerde de aynı şey söz konusu. Dolayısıyla Karadeniz sadece ve sadece hırçınlığı, gemileri batırması değil aynı zaman da batan gemileri yok etmesiyle, eritmesiyle de meşhur bir denizimiz.  Tarihi belgeler Karadeniz'de yüzlerce hatta binlerce batığın var olduğunu bize ispatlıyor. Mesela Samsun Kalesi için 6, Kavak kalesi için de 2 top gönderiliyor. Bu toplardan birinin ağırlığı yaklaşık 7-8 ton civarında. Fakat bu topları taşıyan gemi Bafra Kumcağız İskelesi civarı batıyor, toplar da doğal olarak denizin dibine gidiyor. O dönemde bu toplar tunçtan yapılıyor. Tunç demek bakır demektir. Şu anda her biri 7-8 ton civarı 8 tane top denizin dibinde. Bu da demek oluyor ki denizin dibinde müthiş bir bakır rezervi var. Toksitlenmiş olabilir fakat bakır özelliğini koruyabilen bir maden. Bir servet yatıyor denizin dibinde ve bu bize ait bir servet. Belgeleri de var elimizde yer belli mıntıka belli" diye konuştu.


TEKKEKÖY MADEM KABI
Erler, Samsun'da Osmanlı döneminde altın, gümüş, bakır gibi madenlerin ocağının  bulunduğunu ifade ederek, "Samsun çok eski zamanlardan Amisos ve Tekkeköy nekropol alanı olarak kullanılmıştır. Nekropol ölü asilzade, aristokratların defin edildiği yerdir. Tarihten elde ettiğim verilere dayanarak benim şöyle bir teorim var. Bu nekropol alanlar madem ocakları olarak kullanılmış. Maden ocaklarında da köleler çalışmış ve öldüklerinde oraya gömülmüşlerdir. Asilzadelerin ve aristokratların öbür dünya yolculuğunda köleleri olması gerektiği için kölelerin gömüldüğü maden ocaklarında asilzade ve aristokratlarında mezarı vardır. Özellikle Tekkeköy’de Helenistik döneme ait sütunlu kaya mezarları vardır. Bu mezarlara Kızılırmak'ın üst taraflarında da görüyoruz.
Asarağaç bölgesinin az yukarısında Kapukaya vardır. Buranın Osmanlı zamanında bir belgesini temin ettirmiştim. Bu belgenin üzerinde 'Kapukaya mıntıkası ziyade nühas imal olunur' ibaresi var. Nühas ne diye sorarsak nühas bakırdır. Doğal olarak burada bir maden var. Bakır madeninin olduğu yerde altın da vardır. Vezirköprü Bafra arasındaki bu Kapukaya’da yüzlerce yıl hizmet vermiş bakır madeni vardır. Cenova’dan gelen belgelere bakarak şunu da diyebiliriz. Cenevizliler takribi 1100’lü yıllara kadar Tekkeköy'den çıkan altınları işlemişlerdir. Topkapı sarayında ki arşivden elde ettiğimiz belgelere göre Tekkeköy civarına 'maden kabı' bölgesi denildiğini görüyoruz"  dedi.

BİN TON MADEN DENİZ DİBİNDE
Prof. Dr. Erler açıklamalarını şöyle sürdürdü: "1850-1860 yılları arası Avusturya vatandaşı bir maden mühendisi bu bölgeye gelecektir. Onun ben belgelerini buldum. O belgelerde Samsun'da önemli miktarlarda gümüş ve altın madeninden bahsediliyor. Yüzey saha araştırmalarında taş kömürü, bakır, gümüş, antimoni manganez madenlerin varlığı tespit ediliyor.  Samsun üzerinden İstanbul’a maden sevkiyatı yapılıyor. Elazığ’dan develere yüklenen bakırlar Kelkit Vadisini takip ederek Samsun’a getiriliyor. Bu kervanda bakırların 7 bin deveyle külçeler halinde getirildiği bahsediliyor. Kaba bir hesapla takribi bir devenin 200 kilo kadar taşıdığını ve 7000 devenin 1000-1500 ton taşıdığını söyleyebiliriz. Samsun’a geliyor ve buradan yelkenli gemilere, kalyonlara yükleniyor. Kum yüzünden gemiler yaklaşamıyor ve limanların da yetersiz olmasıyla yüzünden gemiler açıkta demir atıyor. Hamallar vasıtasıyla bu madenler mavnalara yükleniyor, mavnalar gemilere intikal ediyor ve böylece İstanbul’a götürülüyor. Batıyor bu gemiler. Limandan ayırılır ayrılmaz. Fırtına nedeniyle, ters esen bir rüzgar nedeniyle alabora olduğu ve bu 1000 ton ağırlığındaki madenin denizin dibini boyladığı dair veriler var. Bunları da dikkate aldığımızda bu bölge de ciddi anlamda bir çalışma yapılmasına zaruriyet var.”  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner226