<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Samsun Haber – Son Dakika &amp;amp; Samsunspor | Samsun Canlı Haber</title>
    <link>https://www.samsuncanlihaber.com</link>
    <description>Samsun haber, son dakika ve Samsunspor gelişmeleri; trafik, hava durumu, ekonomi ve kültür içerikleri. Tarafsız ve hızlı Samsun haber sitesi.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.samsuncanlihaber.com/rss/saglik-1" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 04 May 2026 20:11:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/rss/saglik-1"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[KBB uzmanından burun estetiğinde kişiye özel tasarım vurgusu]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/kbb-uzmanindan-burun-estetiginde-kisiye-ozel-tasarim-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/kbb-uzmanindan-burun-estetiginde-kisiye-ozel-tasarim-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Erdoğan Maral, burun estetiğinde (rinoplasti) sıkça gündeme gelen 'herkese aynı burun yapılır mı?' sorusuna net bir yanıt verdi. Modern estetik anlayışında artık standart kalıpların değil, kişiye özel tasarımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Maral, rinoplastinin bir cerrahiden öte, yüz estetiğinin bütüncül bir sanatı olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Erdoğan Maral, burun estetiğinde (rinoplasti) sıkça gündeme gelen 'herkese aynı burun yapılır mı?' sorusuna net bir yanıt verdi. Modern estetik anlayışında artık standart kalıpların değil, kişiye özel tasarımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Maral, rinoplastinin bir cerrahiden öte, yüz estetiğinin bütüncül bir sanatı olduğunu ifade etti. </p><p>Son yıllarda sosyal medya etkisiyle benzer burun taleplerinin arttığını belirten Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi'nde görevli Opr. Dr. Erdoğan Maral, bu yaklaşımın doğru sonuçlar vermediğine dikkat çekti. Her yüzün kemik yapısı, cilt kalitesi ve mimik dengesi farklı olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Erdoğan Maral, 'Bu nedenle başka bir yüz için tasarlanmış bir burnu kopyalamak, çoğu zaman doğallıktan uzak ve yapay sonuçlara neden olur. Bizim yaklaşımımızda hedef, bir modeli taklit etmek değil; o yüze ait en doğru burnu ameliyat öncesi hasta ile yapılan detaylı ön görüşme ve muayene ile tasarlamaktır' dedi. </p><p>Doğal görünümün üst segment rinoplastinin en önemli kriteri olduğunu belirten Dr. Maral, 'Başarılı bir rinoplasti dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz. İnsanlar değişimi hisseder ama neyin değiştiğini tam olarak tanımlayamaz. İşte bu, estetik cerrahinin en üst seviyesidir' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir' </p><p>Fonksiyonel mükemmelliğin de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Dr. Maral estetik ile birlikte nefes kalitesinin de optimize edilmesi gerektiğini belirtti.Maral, 'İyi bir rinoplasti yalnızca görünümü değil, yaşam kalitesini de iyileştirir. Nefes alma problemlerinin aynı operasyon içinde çözülmesi, modern cerrahinin standartlarından biridir.. Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir. Detaylı yüz analizi, ileri cerrahi teknikler ve tecrübenin birleşimiyle hem estetik hem fonksiyonel açıdan üst düzey sonuçlar elde edilir. Önemli olan, hastaya en çok yakışan ve yıllar içinde doğallığını koruyacak burunu tasarlamaktır' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/kbb-uzmanindan-burun-estetiginde-kisiye-ozel-tasarim-vurgusu</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 15:05:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/kbb-uzmanindan-burun-estetiginde-kisiye-ozel-tasarim-vurgusu.jpg" type="image/jpeg" length="43246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Düzenli kontrollerle yumurtalık kanserini erken teşhis etmek mümkün']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/uzmanindan-uyari-duzenli-kontrollerle-yumurtalik-kanserini-erken-teshis-etmek-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/uzmanindan-uyari-duzenli-kontrollerle-yumurtalik-kanserini-erken-teshis-etmek-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda yumurtalık kanserinin sık görüldüğünü belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Hilal Mürüvvet Bulut Aydemir, 'Yumurtalık kanseri, diğer jinekolojik kanserlere kıyasla erken evrede belirti vermediği için tanısı genellikle geç konur. Bu da tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. Oysa erken evrede tanı konan hastalarda sağ kalım oranları belirgin şekilde daha yüksektir. Bu yüzden düzenli jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile takip, erken tanı açısından büyük önem taşır ve asla ihmal edilmemelidir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda yumurtalık kanserinin sık görüldüğünü belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Hilal Mürüvvet Bulut Aydemir, 'Yumurtalık kanseri, diğer jinekolojik kanserlere kıyasla erken evrede belirti vermediği için tanısı genellikle geç konur. Bu da tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. Oysa erken evrede tanı konan hastalarda sağ kalım oranları belirgin şekilde daha yüksektir. Bu yüzden düzenli jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile takip, erken tanı açısından büyük önem taşır ve asla ihmal edilmemelidir' dedi. </p><p>Liv Hospital Samsun Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Hilal Mürüvvet Bulut Aydemir, yumurtalık (over) kanseri hakkında açıklamalarda bulundu. Yumurtalık kanserinin ne olduğundan bahseden Dr. Aydemir, 'Over kanseri, halk arasında yumurtalık kanseri olarak bilinen ve kadın üreme sisteminde yer alan rahmin her iki yanında bulunan, yumurta üretimi ile östrojen ve progesteron hormonlarının salgılanmasından sorumlu yumurtalıklar ya da fallop tüplerinde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Bu kanser, söz konusu bölgelerdeki hücrelerin kontrolsüz şekilde büyüyüp çoğalmasıyla gelişir' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Jinekolojik kanserlerde en fazla ölüme yol açan kanser türü' </p><p>Over kanserinin kadınlarda yaygın görüldüğüne dikkat çeken Op. Dr. Aydemir, 'Türkiye'de yumurtalık kanseri, kadınlarda rahim kanserinden sonra en fazla görülen ikinci jinekolojik kanserdir ve endometrium (rahim) kanserinin ardından gelir. Jinekolojik kanserler arasında ise en fazla ölüme yol açan kanser türüdür' şeklinde konuştu. </p><p>'Sık idrara çıkma görülebilir' </p><p>Yumurtalık kanserinin belirtilerinin genellikle hastalığın ilerlemiş evrelerinde görüldüğünü ve bu durumun erken teşhis koymayı zorlaştırabileceğine değinen Dr. Aydemir, 'Karın ağrısı, karında şişkinlik, sıvı birikmesi (asit), karında ele gelen kitle, kabızlık, sık idrara çıkma, bulantı, kusma, menopoz sonrası kanama ve önemli bir kilo kaybı, bu hastalığın yaygın belirtilerindendir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Hastaların yaklaşık yüzde 20'si erken evrede teşhis edilebiliyor' </p><p>Yumurtalık kanseri hastalarının yaklaşık yüzde 20'sinin erken evrede teşhis edilebildiğini söyleyen Dr. Aydemir, 'Çoğu hasta hastalığının ileri aşamasında tanı aldığı için tedavi süreci daha güçlü ve karmaşık hale gelmektedir. Ayrıca, günümüzde bu kanseri erken evrede tespit etmeye yönelik kesin ve güvenilir bir tarama yöntemi henüz mevcut değildir. Bu yüzden kadınların, herhangi bir belirti olmasa bile belirtilere karşı duyarlı olması ve yılda en az bir kez jinekolojik muayeneden geçmesi büyük önem taşır. Özellikle risk faktörlerine sahip bireylerin daha sık ve yakından izlenmesi gerekmektedir. Bu risk faktörleri arasında ailede yumurtalık veya meme kanseri öyküsünün bulunması, ailede kalıtsal kanser öyküsü, genetik yatkınlık, aşırı kilo, hiç çocuk sahibi olmamış olmak ve menopozun erken yaşta başlaması gibi durumlar risk faktörleri arasında yer alır' açıklamasında bulundu. </p><p>'Teşhis süreci' </p><p>Tanı konma sürecinden bahseden Aydemir şunları söyledi: 'Jinekolojik muayeneler sırasında yumurtalıklarda kitle olup olmadığı değerlendirilirken sıklıkla kistler tespit edilebilir. Ancak her yumurtalık kisti kanser anlamına gelmez. Özellikle üreme çağındaki kadınlarda görülen kistlerin büyük çoğunluğu basit ve zararsızdır, zaman içinde kendiliğinden kaybolabilir. Tespit edilen bir kistin kötü huylu olup olmadığını belirlemek için doktor muayenesi, özellikle ultrasonografi ile kistin boyutu, şekli ve karın içinde sıvı (asit) varlığı değerlendirilir. Ayrıca bazı kan testleri de tanıya yardımcı olabilir ve gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme (MR) uygulanarak ayrıntılı analiz yapılabilir. Kistin izlenip izlenmeyeceği, cerrahi ile çıkarılıp çıkarılmayacağı ise uzman hekimin değerlendirmesiyle belirlenir. Yumurtalık kanseri, diğer jinekolojik kanserlere kıyasla erken evrede belirti vermediği için tanısı genellikle geç konur. Bu da tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. Oysa erken evrede tanı konan hastalarda sağ kalım oranları belirgin şekilde daha yüksektir. Bu yüzden düzenli jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile takip, erken tanı açısından büyük önem taşır ve asla ihmal edilmemelidir.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/uzmanindan-uyari-duzenli-kontrollerle-yumurtalik-kanserini-erken-teshis-etmek-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 14:01:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/uzmanindan-uyari-duzenli-kontrollerle-yumurtalik-kanserini-erken-teshis-etmek-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="34810"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun’da arazi şartları zorladı! Sağlık ekipleri havadan ulaştı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/tarlada-bacagi-kirilan-kadin-ambulans-helikopterle-hastaneye-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/tarlada-bacagi-kirilan-kadin-ambulans-helikopterle-hastaneye-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'un Salıpazarı ilçesinde tarlada düşerek bacağı kırılan kadın, ambulans helikopterle Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'un Salıpazarı ilçesinde tarlada düşerek bacağı kırılan kadın, ambulans helikopterle Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgiye göre, Salıpazarı ilçesi Konakören Mahallesi'nde tarlada çalıştığı sırada düşen 53 yaşındaki Fatma Çakıcı'nın bacağı kırıldı. Olayın ardından bölgeye sevk edilen kara ambulansı ekipleri, zorlu arazi şartlarına rağmen hastaya ulaştı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan hastanın sağ bacağındaki kırığa şişme atel uygulanarak durumu stabilize edildi. Arazi şartlarının ulaşımı zorlaştırması üzerine bölgeye ambulans helikopter yönlendirildi. Ambulans helikopter okul bahçesine zorlu bir iniş yaptı. Kara ambulansı ekibinden teslim alınan yaralı kadın, ambulans helikopterle Samsun Şehir Hastanesi'ne sevk edildi.</p>

<p>Zorlu şartlarda hastaya ulaşarak ilk müdahaleyi gerçekleştiren kara ambulansı ekiplerinin başarılı çalışması dikkat çekerken, hastanın tedavisinin hastanede sürdüğü öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/tarlada-bacagi-kirilan-kadin-ambulans-helikopterle-hastaneye-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/05/samsunda-arazi-sartlari-zorlasti-saglik-ekipleri-havadan-ulasti-105.jpg" type="image/jpeg" length="32434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani sıcaklık değişimleri çocukları vuruyor: Uzmandan ailelere 'kat kat giydirin' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/ani-sicaklik-degisimleri-cocuklari-vuruyor-uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/ani-sicaklik-degisimleri-cocuklari-vuruyor-uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ani hava değişimlerinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, gün içindeki sıcaklık farklarının özellikle okul çağındaki çocuklarda hastalık riskini artırdığını belirterek ailelere 'kat kat giydirin' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ani hava değişimlerinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, gün içindeki sıcaklık farklarının özellikle okul çağındaki çocuklarda hastalık riskini artırdığını belirterek ailelere 'kat kat giydirin' uyarısında bulundu. </p><p>Son yıllarda sıkça yaşanan ani hava değişimleri, özellikle çocukların sağlığını tehdit ediyor. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'nden Uzm. Dr. Gülsenem Aracı, gün içinde yaşanan hızlı ısı farklarının çocukların bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirtti. Çocukların vücut ısılarını yetişkinlere göre daha zor dengelediğini vurgulayan Uzm. Dr. Aracı, 'Gün içindeki ani sıcaklık değişimleri; soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor. Özellikle okul çağındaki çocuklar, kalabalık ortamlarda bulunmaları nedeniyle hastalıklara daha açık hale geliyor' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Sadece fiziksel değil, zihinsel etkiler de görülüyor' </p><p>Değişken hava şartlarının yalnızca hastalıklarla sınırlı kalmadığını ifade eden Aracı, bu durumun çocukların günlük hayatını da etkilediğini belirtti. 'Ani hava değişimleri çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve odaklanma sorunlarına yol açabiliyor. Aynı zamanda kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi, hem hareketsizliği artırıyor hem de bulaşıcı hastalık riskini yükseltiyor. Bu durum çocukların fiziksel olduğu kadar zihinsel gelişimini de olumsuz etkileyebiliyor' diye konuştu. </p><p>Ailelere önemli öneriler </p><p>Ebeveynlerin bu süreçte dikkatli olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Aracı, şu önerilerde bulundu: </p><p>'Çocuklar hava koşullarına uygun şekilde giydirilmeli ve kat kat giyim tercih edilmelidir. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve bol su tüketimi bağışıklık sistemini destekler. Ayrıca çocukların düzenli olarak açık havada zaman geçirmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi de hastalıklardan korunmada önemli rol oynar. Ani hava değişimlerinde belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır.' </p><p>'Kat kat giyinme yöntemi öne çıkıyor' </p><p>Değişken hava şartlarında en etkili yöntemlerden birinin kat kat giyinme olduğunu belirten Uzm. Dr. Aracı, 'Tek kalın kıyafet yerine ince ama birden fazla katman tercih edilmelidir. Bu sayede gün içinde değişen hava koşullarına göre kıyafetler kolayca çıkarılıp giyilebilir ve vücut ısısı dengede tutulur. Pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar tercih edilmeli, sentetik ürünlerden kaçınılmalıdır. İç katmanda pamuklu tişörtler, dış katmanda ise rüzgârı kesen ama hava alan giysiler daha sağlıklıdır' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/ani-sicaklik-degisimleri-cocuklari-vuruyor-uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 12:41:08 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/ani-sicaklik-degisimleri-cocuklari-vuruyor-uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="15097"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ambulans helikopter kalp krizi geçiren hasta için havalandı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/ambulans-helikopter-kalp-krizi-geciren-hasta-icin-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/ambulans-helikopter-kalp-krizi-geciren-hasta-icin-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da kalp krizi geçiren bir hasta ambulans helikopterle hastaneye yetiştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da kalp krizi geçiren bir hasta ambulans helikopterle hastaneye yetiştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vezirköprü ilçesine bağlı kırsal bir mahallede yaşayan ve kalp krizi geçirdiği değerlendirilen hasta için Samsun merkezden ambulans helikopter havalandı.</p>

<p>Mahalleye iniş yapan helikopter, zaman kaybetmeden hastayı alarak Samsun Şehir Hastanesi'ne sevk etti. Ambulans helikopter ekiplerinin, acil durumlarda hızlı müdahaleyle hayat kurtarmaya devam ettiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/ambulans-helikopter-kalp-krizi-geciren-hasta-icin-havalandi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/samsunda-saniyelerle-yaris-ambulans-helikopter-havalandi.jpg" type="image/jpeg" length="82061"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç yaşta kalp krizi riskine dikkat: 'Horlama ve uyku apnesi ilk belirti olabilir']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/genc-yasta-kalp-krizi-riskine-dikkat-horlama-ve-uyku-apnesi-ilk-belirti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/genc-yasta-kalp-krizi-riskine-dikkat-horlama-ve-uyku-apnesi-ilk-belirti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda kalp krizi geçirme yaşının 40'lı yaşlara kadar düştüğüne dikkat çekerek, bu durumun önemli nedenlerinden birinin 'horlama' ile kendini gösteren 'uyku apnesi' olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda kalp krizi geçirme yaşının 40'lı yaşlara kadar düştüğüne dikkat çekerek, bu durumun önemli nedenlerinden birinin 'horlama' ile kendini gösteren 'uyku apnesi' olduğunu belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uyku sağlığının insan yaşamında kritik bir rol oynadığını ifade eden Özkaya, bireylerin hayatlarının yaklaşık yüzde 25 ila 35'ini uykuda geçirdiğini hatırlattı. Uykunun hem fiziksel hem de zihinsel yenilenme açısından vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Özkaya, 'Uyku problemleri tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir' dedi. </p><p>'Beynin yeterli oksijen alamamasıyla ilgili' </p><p>Uyku apnesinin, kişinin uyku sırasında nefesinin geçici olarak durması anlamına geldiğini belirten Özkaya, bu durumun beyin ve vücutta tekrarlayan oksijen yetersizliğine neden olduğunu söyledi. Horlamanın toplumda çoğu zaman hafife alındığını ifade eden Özkaya, 'Yüksek sesli horlama aslında kişinin nefes almakta zorlandığının bir göstergesidir. Bu durum, beynin yeterli oksijen alamamasıyla ilgilidir' diye konuştu. </p><p>Obstrüktif uyku apnesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Özkaya, kandaki oksijen seviyesinin düşmesinin (hipoksemi) kalp ritminde hızlanma ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini belirtti. Bu değişimlerin kalp krizi riskini artıran önemli faktörler arasında yer aldığını kaydeden Özkaya, 'Uyku apnesi damar yapısını bozarak plak oluşumuna ve ani kalp ölümü riskine zemin hazırlayabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>Belirtilere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Özkaya, şu uyarılarda bulundu: 'Eğer eşiniz uykuda horluyor, nefesi zaman zaman duruyor ve ardından gürültüyle nefes alıyorsa; gündüzleri sık sık uyukluyor, kendini yorgun ve halsiz hissediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.' </p><p>Uzmanlar, erken teşhis ve tedavinin hem yaşam kalitesini artırdığını hem de kalp-damar hastalıkları riskini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/genc-yasta-kalp-krizi-riskine-dikkat-horlama-ve-uyku-apnesi-ilk-belirti-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:06:07 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/genc-yasta-kalp-krizi-riskine-dikkat-horlama-ve-uyku-apnesi-ilk-belirti-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="72342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050'de her 2 kişiden biri miyop olabilir]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, artan ekran kullanımının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, mevcut alışkanlıkların devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, artan ekran kullanımının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, mevcut alışkanlıkların devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olabileceğini söyledi. </p><p>Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran bağımlılığı bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaş grubunda yaygınlaşırken, uzun süre yakına odaklanmanın gözlerde kalıcı sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği'nden Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, özellikle ekran karşısında geçirilen sürenin giderek artmasının göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. Günlük yaşamda insanların büyük bölümünün saatlerce yakın mesafeye odaklandığını belirten Özgür, bu durumun özellikle yetişkinlerde göz kuruluğu, yanma, batma, kızarıklık ve geçici bulanık görme gibi şikayetlere yol açtığını dile getirdi. Bu sorunların yaşam kalitesini düşürdüğünü kaydeden Özgür, ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini söyledi. </p><p>Dr. Özgür, 'Ekran süresi hepimizde olduğu gibi dünyada da gerçekten saatler açısından müthiş bir artış gösterdi. Neredeyse hiçbirimiz uzaklara bakmıyoruz. Genelde uzak deyince bir araç kullanımı geliyor aklımıza. Onun dışında hepimizin günlük pratikte 4-5 saat, 8-10 saat belki yakınla ilgili geçirdiğimiz zaman var. Bu yakınla geçirdiğimiz zaman çoğu zaman da ekranlarla ilgili geçirilen zaman. Çocuklarda ve yetişkinde buradaki zararlar değişiyor. Yetişkinler de geniş bir hasta grubunu oluşturuyor. Çağrı merkezi çalışanları, muhasebe, bankacı gibi meslek grupları eğer uzun süre ekrana bakıyorsak biz numara anlamında bozulmadan ziyade göz kuruluğuyla alakalı şikayetler var. Ama bu da ciddi yaşam kalitesini etkiler. Yanmalar, batmalar, kızarıklıklar, bulanık görmeler, geçici de olsa bunlar. Ekran süreleriyle ilgili olabildiğince mecbur olanın dışında azaltmak, bilgisayarda geçirdiğimiz zamanın dışında telefonla geçirdiğimiz zamanı kısıtlamak ve suni gözyaşlarıyla desteklemek diyoruz. Kalıcı bir sorun oluşturmaz ama konforumuzu etkiler, yaşam kalitesini etkiler' dedi. </p><p>'Ekran süreleri bu şekilde devam ederse 2050'de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak' </p><p>Artan ekran bağımlılığının büyük bir toplum sağlığı sorunu olmaya çok yaklaştığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Özgür, 'Çocuklarda iş değişiyor. Çocuklarda göz gelişimi devam ettiği için uzun süre yakına bakmak, hele ki bu parlak ekransa ve yakındaki mesafe yaklaştıkça miyopi ile ilgili riskler artıyor. Bununla ilgili geleceğe dönük projeksiyonlar var. Mesela eğer bu ekran süreleri bu şekilde devam ederse ki herkes artık yakına bakıyor, ekranlara 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı hesaplanıyor. Bu gerçekten çok büyük bir oran. Çünkü ben hastalarıma diyorum onu, artık uzakta işimiz yok, hepimiz yakına bakıyoruz. Çocuklarda bu ekran süresi artarak devam ediyor, çok da yakından bakıyor çocuklar. Ne kadar yakına uzun süre bakıyorsak, ne kadar yakından bakıyorsak ve bu ekransa bu yakına baktığımız, miyop ile ilgili riskler artıyor. Yani uzağa görememeyle alakalı problemler ve numaralı gözlükler kullanılmaya başlanıyor' diye konuştu. </p><p>'Ekranın dibine girmeden 35-40 santim uzaktan izlenmeli' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Zorunlu durumlarda dahi ekrana çok yakından bakılmaması gerektiğinin altını çizen Özgür, 'Miyop'un da derecesi önemli bizde. 3 numaraya kadar hafif miyop sayarız. 3-5 arası, 3-6 arası orta miyop gibidir. Eğer 5-6 numarayı geçiyorsa ileri yüksek miyoplara dönüyor. İleri yüksek miyoplar gözlükle görebilir ama retinayla alakalı, gözün kendi sağlığıyla alakalı ciddi problemler olabilir. İleriye dönük ve bu hesaplanan 2050'de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak. Bunun yüzde 10'unun da yüksek miyop olacağı, yani 5-6 numaranın üzerinde olacağı hesaplanıyor. O zaman genel toplum sağlığında ciddi riskler içeriyor. İşin özü ekranla ilgili süreleri mecburiyet yoksa olabildiğince kısıtlamak lazım. Çocuklarımızda da ekstradan buna dikkat etmemiz lazım. Belli süreleri aşmaması lazım mecburi olanların dışında. Bakıyorsa da en azından dibine girmeden 35-40 santim koruyarak ve aralıklı, arada uzağa bakarak, gözünü dinlendirerek geçirmek lazım bu süreyi' şeklinde konuştu. </p><p>'Bir gözde olan bozukluk anlaşılamayabilir, rutin muayene bu yüzden önemli' </p><p>Rutin muayenelerin göz sağlığındaki öneminden de bahseden Özgür, ayrıca şunları söyledi: </p><p>'Biz yenidoğanla birlikte muayenenin başlamasını öneririz. İlk 3 ayda mümkünse yaptırmak lazım. Sonrasında bir sorun yoksa yıllık kontroller öneririz. Asıl 5 ve 7 yaşları, hele ki okul çağları daha da önemli bizim için. Çünkü miyopi genelde ilkokul çağında başlar. Bir gözde olup bir gözde olmayabilir. Hipermetrop için de aynısı geçerlidir. Çocuğun bir gözü iyi görüyorsa diğer gözünün az görüp görmediğini anlama ihtimali çok düşüktür. Rutin taramalarla veya bizim muayenelerimizde ortaya çıkabilir. Onun için özellikle ilkokul çağında muhakkak yılda bir kontrol yaptırmak lazım.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:15:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/ekran-bagimliligi-alarm-veriyor-2050de-her-2-kisiden-biri-miyop-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="49928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun'un kalbi yerli teknolojiyle koruma altında: 3 noktada hizmete girdi]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/samsunun-kalbi-yerli-teknolojiyle-koruma-altinda-3-noktada-hizmete-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/samsunun-kalbi-yerli-teknolojiyle-koruma-altinda-3-noktada-hizmete-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da yerli üretim otomatik defibrilatör (OED) cihazları hizmete girdi. Ani kalp durmalarında saniyeler içinde müdahale imkânı sunan sistem, vatandaşlara sesli ve görsel yönlendirmelerle hayat kurtarıcı destek sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da yerli üretim otomatik defibrilatör (OED) cihazları hizmete girdi. Ani kalp durmalarında saniyeler içinde müdahale imkânı sunan sistem, vatandaşlara sesli ve görsel yönlendirmelerle hayat kurtarıcı destek sağlıyor.</p>

<p>Türk mühendisler tarafından geliştirilen yerli üretim OED cihazlar Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun'da hizmete alındı. Batıpark, Çobanlı İskelesi ve Cumhuriyet Meydanı noktalarına yerleştirilen ve ani kalp durması vakalarında profesyonel ekipler gelene kadar geçen sürede hayat kurtaracak olan bu cihazlar, saniyelerle yarışan vatandaşlara rehberlik edecek.</p>

<p>Cihazın çalışma şekli</p>

<p>OED cihazı kullanıcı cihazı açtığında sesli ve görsel talimatlar devreye girer; elektrot pedler hastanın göğsüne doğru şekilde yerleştirilir. Cihaz kalp ritmini değerlendirir ve şok gerekip gerekmediğine kendisi karar verir. Şok uygulanması gerekiyorsa hastaya dokunulmaması konusunda uyarı yapar ve ardından müdahaleyi gerçekleştirir. Sonrasında kalp masajı ve suni solunum adımlarında da kullanıcıyı yönlendirerek profesyonel ekipler gelene kadar temel yaşam desteğinin sürdürülmesine yardımcı olur.</p>

<p>'112 Hattı ile koordineli müdahale'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet Meydanı'nda kurulan OED cihazı Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü İlk Yardım Eğitici Eğitmeni Ahmet Duran, İlk Yardım Eğitmeni Selma Öz Güngör ve İl Haberleşme ASELSAN İrtibat Sorumlusu Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri Oğuz Çevik tarafından basın mensuplarına tanıtıldı. Cihazlarla ilgili bilgi veren Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, 'Vatandaşımız cihazın kapağını açtığı andan itibaren sistem sadece şok vermekle kalmıyor, aynı zamanda kullanıcıyı 112 Acil Çağrı Merkezi'ni araması konusunda uyarıyor. Müdahale süresince 112 operatörleri ile iletişimde kalmak hem OED cihazının kullanımı hem de temel yaşam desteği adımlarında uygulayıcıya büyük bir güven ve destek sağlıyor. Yani vatandaşımız müdahaleyi yaparken asla yalnız kalmıyor; bir ucu Sağlık Bakanlığımızda olan profesyonel bir yardım zincirinin parçası haline geliyor' dedi.</p>

<p>7/24 bakanlık takibinde ve tam otomatik</p>

<p>Cihazların teknolojik altyapısı hakkında bilgi veren Uras, 'Cihazlarımızın anlık konumu, aktiflik durumu ve batarya seviyesi 7 gün 24 saat Sağlık Bakanlığımızın takibi altındadır. Tam otomatik olarak tasarlanan bu cihazlar, sesli ve görsel komutlarla hiçbir tıbbi eğitimi olmayan bir vatandaşımızın bile hata yapmadan müdahale etmesini sağlar. Acil bir durumda vatandaşımız cihazı yerinden alıp hastanın yanına götürdüğünde, cihaz ona pedleri nereye yapıştıracağından ne zaman dokunmayacağına kadar her adımı söyleyecektir' diye konuştu.</p>

<p>Adım adım hayat kurtarma rehberi</p>

<p>Uzm. Dr. Mustafa Uras, cihazın çalışma prensibini şu teknik detaylarla açıkladı:</p>

<p>'Cevapsız ve solunumu olmayan bir hasta ile karşılaşıldığında, cihazın pedlerinden biri sağ köprücük kemiğinin altına, diğeri sol göğüs altına yapıştırılır. Cihaz hemen ritim analizi yapar; eğer ritim şoklanabilir bir düzeydeyse şoku otomatik olarak verir. Şokun ardından kalp masajı ve suni solunum aşamasında da işitsel uyarılarla kullanıcıya rehberlik etmeye devam eder.'</p>

<p>'Toplumsal acil sağlık kapasitemizi artırıyoruz'</p>

<p>Ani kalp durmalarında müdahale edilmeyen her dakikanın hayatta kalma şansını azalttığını hatırlatan Uras şunları söyledi: 'Cumhurbaşkanlığımız ve Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen bu proje; Batıpark, Çobanlı İskelesi ve Cumhuriyet Meydanı gibi insan sirkülasyonunun yoğun olduğu bölgelerde toplumsal acil sağlık kapasitemizi artıran çok değerli bir yatırımdır. Yerli ve milli teknolojimizle, Samsun sokaklarında artık daha güvendeyiz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/samsunun-kalbi-yerli-teknolojiyle-koruma-altinda-3-noktada-hizmete-girdi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/samsunda-hayat-kurtaran-milli-teknoloji-hizmette-2.jpg" type="image/jpeg" length="28313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Romatolojik hastalıklar, kas ve eklemlerde kalıcı hasar bırakabilir']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/romatolojik-hastaliklar-kas-ve-eklemlerde-kalici-hasar-birakabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/romatolojik-hastaliklar-kas-ve-eklemlerde-kalici-hasar-birakabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, romatolojik hastalıkların çok önemli bir sağlık sorunu olduğunu ve erken tedavi edilmediğinde kas ve eklemlerde kalıcı hasara yol açarak hastaları öz bakımını yapamayacak hale getirebileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, romatolojik hastalıkların çok önemli bir sağlık sorunu olduğunu ve erken tedavi edilmediğinde kas ve eklemlerde kalıcı hasara yol açarak hastaları öz bakımını yapamayacak hale getirebileceğini söyledi. </p><p>Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Kliniğinden Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, romatolojik hastalıklarla ilgili bilgilendirmede bulundu. Bazı romatolojik hastalıkların yıllar sonra tanı alabildiğini ifade eden Zahiroğlu, 'İltihaplı romatizmal hastalıklarda tanı gecikmesi hâlihazırda yaşanan çok önemli bir sorun. Çünkü iltihaplı romatolojik hastalıklar hem eklemlerde hem kaslarda hem de eklemlerde kalıcı hasar bırakabilen hastalıklar. Erken tanı alındığında hastalarımız bunlardan kurtulabilmekte. Örneğin ankilozan spondilit'te tanı gecikmesi 8 yıla kadar uzayabiliyor. Bu, iltihaplı bir omurga romatizmasıdır ve kalıcı kamburluğa neden olur. Romatoid artritte tanı gecikmesi 2 yıla kadar uzayabiliyor. Burada da özellikle el eklemlerinde ve diğer eklemlerde kalıcı hasar gelişebiliyor ve hastanın öz bakımını yapamayacak kadar engellilik yaşamasına sebep olabiliyor. Bazen tekerlekli sandalye ihtiyacına kadar uzayabiliyor. Psöriyatik artrit dediğimiz sedef romatizmasında ise tanı gecikmesi 3 yıla kadar uzayabiliyor. Bu hastalarda da yine aynı şekilde eklem hasarı ve kalıcı engellilik gelişebiliyor. Zamanında tanı koyduğumuzda, ilk semptomlar çıktığında tedaviye başladığımızda ise bu engellilikleri engelleyebiliyoruz' dedi. </p><p>'Dayak yemiş gibi uyanmak iltihaplı romatolojik bir hastalığın belirtisi olabilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tanı gecikmesinin sebeplerini sıralayan Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, 'İltihaplı romatizmal hastalıklarda tespitler bazen diğer durumlarla çok karışır. Örneğin ellerde şişlik, ayaklarda şişlik olması zorlanmaya bağlı olarak düşünülebilir. Ankilozan spondilitte gördüğümüz bel ağrısı, 'zaten fıtığım var ağrıyor', 'zaten çok ayakta kaldım ondan dolayı ağrıdı', 'zorlandım, yoruldum ondan dolayı ağrıdı' gibi sebeplerle ertelenebiliyor. Hem hastalarımız hem de bazen sağlık kuruluşlarında öncelikle bunlara bağlanabiliyor. Aynı zamanda sabah tutukluğu çok önemli. Sabah tutukluğu da yorgunlukla karıştırılabiliyor. Romatolojik hastalıklardan bir kısmında sabah uyandıklarında hastalar şöyle bir tarifte de bulunabiliyorlar: 'Bütün gece uyumamışım da dayak yemiş gibi hissediyorum' Bu şekilde tarifte bulunurlar. Ama aslında bir sabah tutukluluğundan bahsetmek istiyorlar. Bunu açtığımızda, iyice sorguladığımızda bunun bir sabah tutukluluğu olduğunu ve iltihaplı romatolojik bir hastalığın belirtisi olduğunu anlayabiliyoruz' diye konuştu. </p><p>'Erken teşhis ve tedavi çok önemli' </p><p>Erken tedavinin önemini de vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Zahiroğlu, ayrıca şunları söyledi: </p><p>'Tedavide fırsat penceresi çok önemli. Henüz engellilik ve hasar gelişmediyse uygun tedavi, uygun hastalıkta ve uygun hastaya verildiğinde hastalıkta ciddi oranda gerileme oluyor. Hastanın yaşam kalitesini yükseltebiliyoruz. Hasar gelişmesini engelleyebiliyoruz. Tıpkı normal insanlar gibi yaşıyorlar; hastalık yokmuş gibi. Ama tedavi alarak. Tedavide de şu önemli: Tedaviyi alıp hastanın ortadan kaybolmaması gerekir. Çünkü ilk tedavide verilen bazı ilaçların ikinci kontrolde kesilmesi gerekebiliyor. İlaç düzeninin kullanılmasında mutlaka hekime danışılarak, hekim tavsiyesiyle başlanıp yine hekim tavsiyesiyle kesilmesi gerekir.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/romatolojik-hastaliklar-kas-ve-eklemlerde-kalici-hasar-birakabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:19:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/romatolojik-hastaliklar-kas-ve-eklemlerde-kalici-hasar-birakabilir.jpg" type="image/jpeg" length="54050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/dijital-oyunlarda-siddet-cocuklarda-saldirganligi-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/dijital-oyunlarda-siddet-cocuklarda-saldirganligi-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. </p><p>Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun'dan Psk. Ozan Yazıcı, 'Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir' dedi. </p><p>'Saldırganlık tamamen anormal değildir' </p><p>Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, 'Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir' diye konuştu. </p><p>'Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur' </p><p>Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, 'Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir' dedi. </p><p>'Çocuklar gördüklerini taklit eder' </p><p>Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, 'Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir' </p><p>Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, 'Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde 'şiddet eşittir başarı' gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir' dedi. </p><p>'Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, 'Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir' dedi. </p><p>'Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor' </p><p>Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, 'Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor' </p><p>Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, 'Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir' şeklinde konuştu. </p><p>'Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir' </p><p>Psk. Yazıcı, 'Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır' diyerek sözlerini tamamladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/dijital-oyunlarda-siddet-cocuklarda-saldirganligi-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 13:15:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/dijital-oyunlarda-siddet-cocuklarda-saldirganligi-tetikleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="56875"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektronik sigarada süre doldu: 'Kanser riski netleşti']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/elektronik-sigarada-sure-doldu-kanser-riski-netlesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/elektronik-sigarada-sure-doldu-kanser-riski-netlesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, elektronik sigaralara ilişkin yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarının netleşmeye başladığını belirterek, '100'den fazla çalışma analiz edildi ve sonuç açıktır; elektronik sigara kansere neden olur' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, elektronik sigaralara ilişkin yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarının netleşmeye başladığını belirterek, '100'den fazla çalışma analiz edildi ve sonuç açıktır; elektronik sigara kansere neden olur' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Elektronik sigaraların 2000'li yılların başında geleneksel sigaraya göre daha temiz, daha az kokulu ve daha güvenli bir alternatif olarak pazarlandığını hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, milyonlarca kişi tarafından hızla benimsendiğini söyledi. Kullanıcıların yıllardır 'Zararı var mı, sigaraya göre daha mı zararsız' sorusunu yönelttiğini ifade eden Özkaya, 'Biz her zaman bu tür ürünlerin zararlarının en az 20-30 yıllık kullanım sonrası ortaya çıkacağını söyledik. Bu süre doldu ve bilimsel veriler gelmeye başladı' diye konuştu. </p><p>'Kanser riskini artırıyor' </p><p>100'den fazla bilimsel çalışmanın incelendiği kapsamlı analizlere dikkat çeken Özkaya, elektronik sigaraların özellikle temas ettiği akciğer ve ağız bölgelerinde kanser riskini artırabileceğine dair güçlü bulgular bulunduğunu belirtti. Uzun vadeli sonuçların henüz tam olarak ortaya çıkmadığını ancak erken uyarı işaretlerinin ciddi olduğunu vurguladı. Araştırmalarda insan, hayvan ve laboratuvar verilerinin birlikte değerlendirildiğini aktaran Özkaya, elektronik sigaraların içerdiği kimyasalların hücre düzeyinde zarara yol açtığının ortaya konulduğunu ifade etti. </p><p>Hücre düzeyinde ciddi hasar </p><p>Elektronik sigaraların DNA hasarı, oksidatif stres ve kronik iltihaplanma gibi kanser gelişiminde kritik rol oynayan üç temel mekanizmayı tetiklediğini belirten Özkaya, 'Bu üç faktörün doğrudan kanser oluşumuna neden olduğunu biliyoruz' şeklinde konuştu. </p><p>'Çifte kullanım riski 4 kat artırıyor' </p><p>2024 yılında yayımlanan bir çalışmaya da değinen Özkaya, hem geleneksel sigara hem de elektronik sigara kullanan bireylerde akciğer kanseri riskinin, sadece sigara içenlere göre dört kat daha fazla olduğunun bildirildiğini kaydetti. </p><p>Gençler için uyarı </p><p>Elektronik sigara kullanımının özellikle gençler arasında yaygınlaştığını ifade eden Özkaya, lise çağındaki bireyler ve 40 yaş altındaki kişilerde kullanım oranlarının arttığına dikkat çekti. Elektronik sigara ile başlayan gençlerin ilerleyen süreçte normal sigaraya geçiş yapma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtti. Özkaya, erken bilimsel bulguların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, 'Bugün gerekli önlemler alınmazsa, gelecekte çok daha büyük bir halk sağlığı sorunu ile karşı karşıya kalabiliriz' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/elektronik-sigarada-sure-doldu-kanser-riski-netlesti</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 12:50:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/elektronik-sigarada-sure-doldu-kanser-riski-netlesti.jpg" type="image/jpeg" length="61520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Okullardaki şiddet derin bir toplumsal sorunun yansıması']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/okullardaki-siddet-derin-bir-toplumsal-sorunun-yansimasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/okullardaki-siddet-derin-bir-toplumsal-sorunun-yansimasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, son dönemde okullarda art arda yaşanan silahlı saldırıların yalnızca bireysel şiddet olayları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür olayların daha derin bir toplumsal krize işaret ettiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, son dönemde okullarda art arda yaşanan silahlı saldırıların yalnızca bireysel şiddet olayları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür olayların daha derin bir toplumsal krize işaret ettiğini söyledi. </p><p>Bu tür olayların bireysel patolojilerin ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği'nden Uzm. Dr. Çelik, 'Okullarda yaşanan bu olaylar, toplumsal yapıda biriken sorunların dışavurumu olarak değerlendirilmelidir' dedi. </p><p>'Görünmezlik ile görünür olma arzusu çatışıyor' </p><p>Saldırıların arka planında çoğu zaman yoğun bir değersizlik hissi ve dışlanmışlık algısının bulunduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çelik, 'Fail profillerinde sıkça, 'görünmez olma hissi ile görünür olma arzusu' arasında bir çatışma görülmektedir. Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde kimlik gelişiminin kırılgan yapısı, bu tür uç davranışlara zemin hazırlayabilir' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele' </p><p>Bu olayların yalnızca bireysel psikopatolojiyle açıklanamayacağını dile getiren Uzm. Dr. Çelik, sosyolojik faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Çelik, 'Günümüzde artan yalnızlık, yoğun rekabet baskısı ve sosyal medya üzerinden sürekli karşılaştırılma hali gençler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Okullar ise giderek sadece akademik başarıya odaklanan yapılar haline gelirken, duygusal ve sosyal gelişim çoğu zaman geri planda kalıyor' dedi. </p><p>'Şiddetin normalleşmesi risk oluşturuyor' </p><p>Medya ve dijital platformlarda şiddetin estetize edilmesinin önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Çelik, 'Kimlik arayışı içindeki gençler bu tür eylemleri bazen 'iz bırakma' ya da 'mesaj verme' aracı olarak algılayabiliyor' şeklinde konuştu. </p><p>'Aidiyet duygusu zayıflıyor' </p><p>Okulların güvenli ve kapsayıcı alanlar olması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Çelik, 'Akran zorbalığı, sosyal dışlanma ve zayıf öğretmen-öğrenci ilişkileri, gençlerin aidiyet duygusunu zedeliyor. Aidiyetin kaybolduğu ortamlarda ise öfke, yabancılaşma ve düşmanlık duyguları gelişebiliyor' değerlendirmesinde bulundu. </p><p>'Çözüm için çok yönlü yaklaşım şart' </p><p>Sorunun çözümü için bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirten Uzm. Dr. Çelik, şu önerilerde bulundu: </p><p>'Okullarda psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli, psikolojik danışman sayısı ve etkinliği artırılmalıdır. Risk altındaki bireyleri erken tespit edecek sistemler kurulmalı, aileler çocukların duygusal ihtiyaçlarına daha fazla odaklanmalıdır. Medya ise şiddeti sansasyonel biçimde sunmak yerine bilinçlendirici bir dil benimsemelidir.' </p><p>'Toplumun aynasına bakmalıyız' </p><p>Bu tür olayların yalnızca bireysel suçlar olarak görülmemesi gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Çelik, 'Okullarda yaşanan silahlı saldırılar, aslında çok daha önce sessizce biriken kırılmaların yansımasıdır. Bu olaylar, toplum olarak görmemiz gereken gerçekleri ortaya koymaktadır' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/okullardaki-siddet-derin-bir-toplumsal-sorunun-yansimasi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 14:45:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/okullardaki-siddet-derin-bir-toplumsal-sorunun-yansimasi.jpg" type="image/jpeg" length="11021"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuzdan zengin gıdalarla beslenmek taş hastalığının riskini artıran en önemli faktör]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/tuzdan-zengin-gidalarla-beslenmek-tas-hastaliginin-riskini-artiran-en-onemli-faktor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/tuzdan-zengin-gidalarla-beslenmek-tas-hastaliginin-riskini-artiran-en-onemli-faktor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenmenin taş hastalığı riskini artıran en önemli faktörler olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenmenin taş hastalığı riskini artıran en önemli faktörler olduğunu söyledi. </p><p>Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, taş hastalığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Genetik yatkınlığın yanı sıra beslenme alışkanlıklarının da taş hastalığında etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, 'Üriner sistem taş hastalığı ya da böbrek taşı olarak bilinen hastalık, toplumda ve dünyada oldukça sık karşılaşılan bir tablodur. Ortalama görülme oranı dünyada yüzde 11-15 civarındadır. Türkiye'de de benzer oranlara ulaşılmıştır. Sıklıkla Orta Anadolu Bölgesi gibi kurak geçen bölgelerde daha fazla görülmektedir. Çünkü kişinin sıvı alımı az, sıvı kaybı fazla olabilir. Beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak üriner sistem taş hastalığı sıklıkla karşımıza gelir. Birçok sebebi vardır üriner sistem taş hastalığının. Başta genetik sebepler gelir. Anne, baba ya da akrabalarında taş hastalığı olan bir kişide bu hastalığın görülme ihtimali yüksektir. Bir kişi taş hastalığına yakalanmışsa, 5 yıl içerisinde yüzde 30 ila 50 oranında tekrar yakalanma ihtimali vardır. Beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenme taş hastalığının riskini artıran en önemli faktörlerdir' dedi. </p><p>'Taş hastalığı çok sık karşılaşılan ve önemsenmesi geren bir hastalıktır' </p><p>Taş hastalığının enfeksiyonlarla birlikte seyredebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bolat, 'Taş, önce küçük kristaller şeklinde üriner sistemin herhangi bir yerine yerleşir. Burada birikir ve giderek üzerine küçük kristaller eklenerek önce kum parçası haline gelir, sonra bir çekirdek oluşturur ve bunun üzerine yine kristallerin çökmesiyle taş halini alır. Bu taş bazen kaz yumurtası büyüklüğüne kadar ulaşabilir, hatta böbreğin neredeyse tamamını doldurabilir. Böbrek taşı, kanalı tıkamadığı sürece ağrı yapmaz. Genellikle hiçbir semptom vermez. Ancak kanalı tıkarsa, idrar yolu tıkandığı için geriye doğru basınç artar ve böbrek kapsülünün gerilmesine bağlı olarak şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve eğer kapalı idrar yolu enfeksiyonu da buna eklenirse hayati riskli septik durumlara da yol açar. Dolayısıyla çok ciddi bir hastalıktır ve önemsenmesi gereken bir durumdur. Çünkü böbrekteki fonksiyon kaybı geri döndürülemez ve kaybedilen fonksiyon tekrar kazanılamaz. Bu nedenle zamanında teşhis ve tedavi son derece önemlidir' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Böbrek taşının en önemli semptomu ağrı' </p><p>Böbrek taşının en önemli semptomunun ağrı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bolat, 'Böbrek taşının en önemli avantajı, yakalandığı zaman günümüzdeki teknolojik imkanlarla hastayı neredeyse yüzde 100'e yakın oranda hastalıktan kurtarabilmemizdir. Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterir. Taş; böbreğin çıkışında, böbrek içerisinde, böbrekle mesane arasındaki kanalda ya da mesanede bulunabilir. Bazı hastalarda ise idrar yolunun en uç kısmında bulunarak idrar akımının kesilmesine neden olabilir. Hastayı en sık doktora getiren belirti ağrıdır. Bunun dışında idrarda kanama, yüksek ateş, şiddetli ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma da görülebilir. Eğer hasta tek böbreğe sahipse ve bu böbreğin kanalı tıkanmışsa, en önemli klinik bulgu idrarın aniden kesilmesidir. Bu durum ürolojik bir acildir ve hastanın hızla bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektirir' şeklinde konuştu. </p><p>'Taş, günümüzde minimal invazif tedavi yöntemi ile yüzde 100'e yakın bir başarı oranı ile tedavi edilebiliyor' </p><p>Yeni tedavi yöntemlerinin hastalığın giderilmesinde büyük öneme sahip olduğuna değinen Bolat, 'Kliniğimizde de dünyadaki birçok merkezde olduğu gibi taş hastalıklarını minimal invazif yöntemlerle tedavi ediyoruz. Bu yöntemlerle başarı oranı neredeyse yüzde 100'e yakındır. Hastaları genellikle bir gün hastanede yatırıyor ve ertesi gün taburcu ediyoruz. Ancak taşın alınmış olması tek başına yeterli değildir. Tekrar oluşumunu engellemek için hastanın yaşam tarzını düzenlemesi gerekir. Hastanın susuz kalmaması çok önemlidir. Özellikle proteinden zengin gıdalar tüketilirken dengeli beslenilmeli, tuz tüketimi azaltılmalı ve susuzluktan kaçınılmalıdır. Bunlar değiştirilebilir faktörlerdir ancak genetik yatkınlık değiştirilemez. Aile öyküsü olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir. Susuz kalmamak, hareketsiz kalmamak, idrar yolu enfeksiyonlarından korunmak ve tuz tüketimini sınırlamak son derece önemlidir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/tuzdan-zengin-gidalarla-beslenmek-tas-hastaliginin-riskini-artiran-en-onemli-faktor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:16:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/tuzdan-zengin-gidalarla-beslenmek-tas-hastaliginin-riskini-artiran-en-onemli-faktor.jpg" type="image/jpeg" length="65448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullardaki saldırılar sonrası uzmanlardan dikkat çeken analiz: 'En kritik eşik, suç aracına ulaşılabilirlik']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/okullardaki-saldirilar-sonrasi-uzmanlardan-dikkat-ceken-analiz-en-kritik-esik-suc-aracina-ulasilabilirlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/okullardaki-saldirilar-sonrasi-uzmanlardan-dikkat-ceken-analiz-en-kritik-esik-suc-aracina-ulasilabilirlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda peş peşe yaşanan silahlı saldırılar Türkiye'yi yasa boğarken, uzmanlardan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, çocukları şiddete sürükleyen sürecin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayarak, en kritik kırılma noktasının 'suç aracına erişim' olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda peş peşe yaşanan silahlı saldırılar Türkiye'yi yasa boğarken, uzmanlardan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, çocukları şiddete sürükleyen sürecin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayarak, en kritik kırılma noktasının 'suç aracına erişim' olduğunu söyledi. </p><p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda 1 gün arayla meydana gelen silahlı saldırılar sonucu yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar toplumda büyük üzüntüye neden oldu. Olayların ardından çocukları bu noktaya getiren etkenler yeniden gündeme gelirken, Samsun'da Büyük Anadolu Hastanesi'nde görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, şiddete yönelimin tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek, aile yapısından sosyal çevreye kadar birçok faktörün bu süreçte etkili olduğunu söyledi. </p><p>'Ailenin fazla baskıcı olması veya ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir' </p><p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, 'Çocukları bu noktaya getiren risk faktörleri tek bir nedene bağlı değildir. Birkaç nedenin bir araya gelmesi böyle bir sonucu doğurabilir. Bu olayların başlıca nedeni çocuğun duygusal ve psikolojik durumudur. Uzun süreli öfke, dışlanmışlık ve depresyon, böyle bir şiddete yönelmeyi tetikleyebilir. Öncesinde çocuğun aile içinde gördüğü davranışlar ve tutumlar, bu konuya maalesef katkı sağlayabilir. Ailenin fazla baskıcı olması veya ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir. Ailede şiddetin normalleştirilmesi, şiddete sık sık maruz kalmak veya buna şahit olmak, bu tür durumların tetikleyici ya da destekleyici unsurları olarak yorumlanabilir' dedi. </p><p>'En önemli kilit etken, suç aracına ulaşabilmek' </p><p>Çocuğun sosyal çevredeki konumunun da kritik olduğuna işaret eden Dr. Taşdemir, özellikle dışlanmanın yoğun öfke ve kin duygusunu besleyebileceğini dile getirdi. Ancak bu duyguların davranışa dönüşmesinde belirleyici olanın farklı bir eşik olduğunu vurgulayan Taşdemir, 'Düşünceden eyleme geçişte en önemli kilit etken, suç aracına ulaşabilmektir. Bu tür düşünceler çoğu zaman zihinde kalır fakat silah ya da kesici aletlere kolay erişim, olayların yaşanma ihtimalini ciddi şekilde artırır' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Dijital oyunlar da etkenlerden biridir; ancak diğerlerine göre daha belirleyici değildir' </p><p>Taşdemir, şöyle devam etti: </p><p>'Önemli etkenlerden biri de sosyal medyada görünür olma motivasyonudur. Hiç beklenmeyen anlarda, hiç beklenmeyen davranışlar görülebilmektedir; sırf görünür olmak, konuşulmak adına. Dijital oyunlar da etkenlerden biridir ancak diğerlerine göre daha belirleyici değildir. Bu tür içerikteki oyunları oynayan çocukların çok büyük bir kısmı bu tür davranışlara yönelmez. Bu noktada oyunların içeriğinden ziyade, çocuğun bunlara ne derece maruz kaldığı ve hayatında ne kadar yer tuttuğu daha önemlidir. Çocuk bu tür dijital içeriklerle çok fazla vakit geçiriyorsa, sosyal izolasyonu artıracak derecede bu oyunlarla meşgulse ve oyunlarda yoğun rekabetçi tutumlara maruz kalıyorsa, bu tür durumlar ortaya çıkabilir.' </p><p>Aileler bu belirtilere dikkat </p><p>Ailelerde en uyarıcı olması gereken etken, çocuklardaki değişiklikler olduğuna dikkat çeken Taşdemir, 'Hiç beklenmeyen tutumlar gözlenmeye başlandıysa, daha önce kendi hâlinde olan çocuk öfke patlamaları yaşamaya başladıysa, sosyal medyada garip içerikli mesajlar paylaşmaya başladıysa veya birilerini tehdit etmeye başladıysa, aileler mutlaka durumu sorgulamalıdır. Önemli uyarıcılardan biri de çocuğun sosyal izolasyonudur. Bir çocuk içine kapandıysa ve odasından çok fazla çıkmıyorsa, bu da aileler için önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/okullardaki-saldirilar-sonrasi-uzmanlardan-dikkat-ceken-analiz-en-kritik-esik-suc-aracina-ulasilabilirlik</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:01:55 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/okullardaki-saldirilar-sonrasi-uzmanlardan-dikkat-ceken-analiz-en-kritik-esik-suc-aracina-ulasilabilirlik.jpg" type="image/jpeg" length="99717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun'da kalp krizi geçiren hasta hayata tutundu]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/samsunda-kalp-krizi-geciren-hasta-hayata-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/samsunda-kalp-krizi-geciren-hasta-hayata-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da kalp krizi geçiren bir hastanın imdadına Sağlık Bakanlığı'na bağlı ambulans helikopter yetişti. Hasta hızlıca helikopterle alınarak hastaneye yetiştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da kalp krizi geçiren bir hastanın imdadına Sağlık Bakanlığı'na bağlı ambulans helikopter yetişti. Hasta hızlıca helikopterle alınarak hastaneye yetiştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ladik ilçesinde yaşayan ve kalp piliyle hayatını sürdüren 55 yaşındaki Salih Torun, göğüs yoğun ağrı şikayetiyle 112'yi aradı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen hasta için Samsun merkezden ambulans helikopter havalandı. Ladik ilçesine havalanan helikopter zaman kaybetmeden hastayı Samsun Şehir Hastanesi'ne nakletti. 55 yaşındaki hasta tedavi altına alındı. Ambulans helikopter personeli hayat kurtarmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/samsunda-kalp-krizi-geciren-hasta-hayata-tutundu</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/samsunda-hayat-ucusu-kalp-hastasi-son-anda-yetisti-1.jpg" type="image/jpeg" length="93339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gökyüzünden umut: Solunum sıkıntısı yaşayan bebek helikopterle taşındı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/gokyuzunden-umut-solunum-sikintisi-yasayan-bebek-helikopterle-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/gokyuzunden-umut-solunum-sikintisi-yasayan-bebek-helikopterle-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'un Vezirköprü ilçesinde 37 hafta 6 günlük dünyaya gelen erkek bebekte doğumun ardından solunum sıkıntısı gelişti. Zamanla yarışan sağlık ekipleri, kritik durumdaki bebek için ambulans helikopteri devreye soktu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'un Vezirköprü ilçesinde 37 hafta 6 günlük dünyaya gelen erkek bebekte doğumun ardından solunum sıkıntısı gelişti. Zamanla yarışan sağlık ekipleri, kritik durumdaki bebek için ambulans helikopteri devreye soktu. </p><p>Samsun merkezden havalanan ambulans helikopter kısa sürede Vezirköprü'ye ulaşarak bebeği sağlık ekiplerinden teslim aldı. Havadan gerçekleştirilen sevkin ardından helikopter Bafra ilçesinde bulunan halı sahaya iniş yaptı. Burada hazır bekleyen sağlık ekiplerine teslim edilen bebek, ileri tedavi için hastaneye sevk edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tedavi altına alınan bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/gokyuzunden-umut-solunum-sikintisi-yasayan-bebek-helikopterle-tasindi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:26:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/gokyuzunden-umut-solunum-sikintisi-yasayan-bebek-helikopterle-tasindi.jpg" type="image/jpeg" length="90099"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küçük çocuğun hayatını sekreter kurtardı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/kucuk-cocugun-hayatini-sekreter-kurtardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/kucuk-cocugun-hayatini-sekreter-kurtardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da hastanede yaşanan panik dolu anlarda, boğazına şeker kaçan 4 yaşındaki çocuk, sekreterin soğukkanlı müdahalesiyle hayata tutundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da hastanede yaşanan panik dolu anlarda, boğazına şeker kaçan 4 yaşındaki çocuk, sekreterin soğukkanlı müdahalesiyle hayata tutundu. </p><p>Olay, 1 Nisan Çarşamba günü saat 11.30 sıralarında Çarşamba Devlet Hastanesi radyoloji bekleme alanında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, küçük bir kız çocuğunun boğazına şeker kaçtı. Nefes almakta güçlük çeken çocuğu fark eden sekreter Merve Gündem, duruma anında müdahale etti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaşananları anlatan Gündem, görev başındayken bir anda panik çığlıkları duyduğunu belirterek, başını kaldırdığında çocuğun nefes almakta zorlandığını ve annesinin büyük bir telaş içinde olduğunu gördüğünü ifade etti. Zaman kaybetmeden çocuğun yanına koştuğunu aktaran Gündem, hızlıca yaptığı değerlendirmede şekerin boğaza kaçtığını anladığını ve daha önce aldığı ilk yardım eğitimi sayesinde Heimlich manevrasını uyguladığını söyledi. </p><p>Kısa süren ancak hayati öneme sahip müdahalenin ardından çocuğun boğazındaki şekerin çıktığını belirten Gündem, çocuğun yeniden nefes almasıyla birlikte hem ailesinin hem de kendisinin büyük bir rahatlama yaşadığını dile getirdi. Bu tür durumlarda doğru ve hızlı müdahalenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüğünü vurguladı. </p><p>Olay sonrası hastanenin başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Emre Özgen, gösterdiği dikkatli ve bilinçli müdahale nedeniyle Merve Gündem'e teşekkür belgesi takdim etti. Küçük çocuğun sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. </p><p>Yaşanan olay, sağlık çalışanlarının acil durumlarda gösterdiği refleks ve ilk yardım bilgisinin hayat kurtarıcı rolünü bir kez daha ortaya koydu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/kucuk-cocugun-hayatini-sekreter-kurtardi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:01:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/kucuk-cocugun-hayatini-sekreter-kurtardi.jpg" type="image/jpeg" length="67856"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Şehir Hastanesine tüm birimler hazirana kadar taşınacak]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/samsun-sehir-hastanesine-tum-birimler-hazirana-kadar-tasinacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/samsun-sehir-hastanesine-tum-birimler-hazirana-kadar-tasinacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da Şehir Hastanesi'ne taşınma süreci planlandığı şekilde sürerken, tüm hastane birimlerinin haziran ayına kadar yeni binada hizmet vermesi hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da sağlık hizmetlerini tek çatı altında toplamak amacıyla hayata geçirilen Samsun Şehir Hastanesi'ne taşınma süreci hız kesmeden devam ediyor. Planlanan takvim doğrultusunda birçok birim yeni hastanede hizmet vermeye başlarken, kalan bölümlerin de kısa sürede taşınması hedefleniyor.</p>

<p>'Dahiliye bazı branşlar ve diğer bölümler hafta sonu taşınıyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samsun Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Ulubay, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek şunları söyledi: 'Bugüne kadar yeni şehir hastanemize çocuk hastalıkları, kadın doğum, enfeksiyon hastalıkları, göğüs hastalıkları ve plastik cerrahi birimlerini taşıdık. Bu birimler, yeni şehir hastanemizde hizmet vermektedir.</p>

<p>Taşınma sürecimiz devam etmektedir. Bu hafta sonu itibarıyla üroloji, fizik tedavi, psikiyatri ve dahiliye bölümlerini de taşıyarak hizmet vermeye devam edeceğiz. Dahiliye bölümüyle birlikte endokrinoloji ve romatoloji bölümlerini de taşıyacağız. Ancak dahiliyenin diğer alt branşları olan hematoloji, gastroenteroloji ve nefroloji bölümlerini henüz taşımıyoruz.20 Nisan'da sağlık kurulunu da yeni hastaneye taşıyarak, heyetlerimizin artık yeni hastanede yapılacağını bilmenizi isterim. Bundan sonra taşınma süreçlerimiz daha hızlı ilerleyecek. Haziran ayına kadar hastanenin tüm bölümlerini yeni şehir hastanesine taşıyarak hizmet vermeye devam edeceğiz. Son aşamaya geldiğimizde acil servisi iki noktada hizmet verecek şekilde planladık. Hem mevcut hastanemizdeki acil servis açık olacak hem de şehir hastanesindeki acil servis hizmet vermeye devam edecektir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/samsun-sehir-hastanesine-tum-birimler-hazirana-kadar-tasinacak</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/tarih-aciklandi-samsun-sehir-hastanesine-tasinma-hizlaniyor.jpg" type="image/jpeg" length="49396"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Evlilik kanseri önlüyor']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de dört milyondan fazla vakayı kapsayan çalışmaya göre, hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser riskinin evlilere kıyasla daha yüksek olduğunun görüldüğünü aktaran Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranlarının evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 68, hiç evlenmemiş kadınlarda ise yaklaşık yüzde 83 daha yüksek olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de dört milyondan fazla vakayı kapsayan çalışmaya göre, hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser riskinin evlilere kıyasla daha yüksek olduğunun görüldüğünü aktaran Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranlarının evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 68, hiç evlenmemiş kadınlarda ise yaklaşık yüzde 83 daha yüksek olduğunu belirtti. </p><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, evlilik ile kanser riski arasındaki ilişkiye yönelik yapılan büyük ölçekli bir araştırmayı değerlendirdi. Özkaya, 'Geçen hafta yayınlanan ve ABD'de dört milyondan fazla vakayı kapsayan büyük bir araştırmaya göre, evliliğin kanser riskinin azalmasıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor ve hiç evlenmemiş yetişkinlerin kansere yakalanma riski, evlenmiş olanlara göre önemli ölçüde daha yüksek olduğunu belirtiyor. Hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranları, boşanmış veya dul kalmış erkekleri de içeren evli erkeklere göre yüzde 68 daha yüksektir. Hiç evlenmemiş kadınlarda ise bu oran daha da yüksektir ve yüzde 83 olarak bildirilmiş. Bu yeni gözlem, evlenmenin kanseri önlediği veya insanların evlenmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak evlilik, kanserin daha erken teşhis edilmesi ve daha iyi hayatta kalma oranıyla zaten ilişkilendirilmektedir. Evli bireyler genellikle (ancak her zaman değil) daha güçlü destek sistemlerine, daha büyük ekonomik istikrara sahiptir ve kanser tedavi rejimlerine uyma olasılıkları daha yüksektir. Bundan şunu çıkarmak gerekiyor: Evli değilseniz kanser risk faktörlerine daha fazla dikkat etmeniz, ihtiyaç duyabileceğiniz taramaları yaptırmanız ve sağlık bakımınızı güncel tutmanız gerektiği anlamına geliyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kadın ve erkek arasındaki fark </p><p>Özkaya şunları söyledi: 'Erkekler ve kadınlar biraz farklı örüntüler gösterdi. Hiç evlenmemiş erkeklerin kansere yakalanma olasılığı, evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 70 daha fazlayken, hiç evlenmemiş kadınların kansere yakalanma ihtimali, evli veya daha önce evlenmiş kadınlara göre yaklaşık yüzde 85 daha fazlaydı. Bu, daha geniş bir eğilimin küçük ama dikkate değer bir tersine dönüşünü temsil ediyor: Erkekler genellikle sağlık ve sosyal faktörler açısından evlilikten kadınlardan daha fazla fayda görüyor. Bu durumda ise kadınlar evlilikten erkeklerden biraz daha fazla fayda görmüş gibi görünüyor. Evlilik ile kanser arasındaki en güçlü bağlantılar, enfeksiyon, sigara veya alkol kullanımıyla ilgili kanserlerde ve kadınlarda yumurtalık ve rahim kanseri gibi üreme ile ilgili kanserlerde görüldü. Araştırmacılar, meme, tiroit ve prostat kanserleri de dahil olmak üzere, güçlü tarama programlarına sahip kanserler için daha zayıf bağlantılar buldular. Daha az sigara içen, daha az alkol tüketen, kendine daha iyi bakan ve sosyal hayata daha fazla entegre olan kişilerin evlenme ihtimallerinin de daha yüksek olması muhtemeldir. Yine de araştırmacılar, evlilik ile kanser arasındaki bağlantının 50 yaş üstü yetişkinlerde daha güçlü olduğunu buldular; bu da insanların yaşlandıkça ve kanser risk faktörlerine maruz kaldıkça, evlilikle ilişkili faydaların daha belirgin hale gelebileceğini düşündürüyor. Aslında buna şu gözle bakmak gerekiyor. Eğer bekarsanız ve daha izole bir yaşam sürüyorsanız, tarama veya önleme faaliyetlerine katılma olasılığınız daha düşüktür. Sağlık Bakanlığımızın Sağlıklı Hayat Merkezleri ücretsiz olarak tüm halkımıza sadece kanser taramalarında değil her türlü sağlık sorunlarınıza ve sorularınıza evli veya bekar ayırt emeksizin hizmet verdiğini hatırlatmak istiyoruz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:14:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor.jpg" type="image/jpeg" length="87278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Türkiye'nin Miami'si' Samsun'un estetikte markalaşma hikayesi]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/turkiyenin-miamisi-samsunun-estetikte-markalasma-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/turkiyenin-miamisi-samsunun-estetikte-markalasma-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurduğu küçük bir klinikle yola çıkan Prof. Dr. Hayati Akbaş, hayalini gerçeğe dönüştürerek Samsun'un uluslararası sağlık merkezlerinden biri haline gelmesine büyük katkı sağladı. Başarı yolculuğunu üniversite öğrencilerine anlatan Akbaş, 'Hayal kurun, kendinize inanın ve çok çalışın' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurduğu küçük bir klinikle yola çıkan Prof. Dr. Hayati Akbaş, hayalini gerçeğe dönüştürerek Samsun'un uluslararası sağlık merkezlerinden biri haline gelmesine büyük katkı sağladı. Başarı yolculuğunu üniversite öğrencilerine anlatan Akbaş, 'Hayal kurun, kendinize inanın ve çok çalışın' dedi. </p><p>Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde (OMÜ) düzenlenen 'Sağlıkta Kariyer' sunumunda öğrencilerle bir araya geldi. Akbaş, Samsun'dan başlayarak dünyaya uzanan mesleki başarı hikâyesini paylaştı. Üniversiteden ayrıldıktan sonra büyük bir hayal kurduğunu belirten Akbaş, bu hayalin zamanla gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. 21 yıl önce kurduğu FBM isimli küçük bir kliniği bugün uluslararası alanda tanınan bir merkeze dönüştürdüklerini söyleyen Akbaş, 'Önce bir rüya gördüm. Sonra o rüyaya inandım ve onun için çok çalıştım. Hayal kurun, kendinize inanın ve çok çalışın' dedi. </p><p>'Dünyanın her yerinde hasta geliyor' </p><p>Bugün dünyanın birçok ülkesinden hastaların Samsun'a gelerek sağlık hizmeti aldığını dile getiren Akbaş, ekip olarak yaptıkları işi severek gerçekleştirdiklerini vurguladı. İstanbul'da da ofisi bulunduğunu ancak özellikle ameliyatlar için Samsun'u tercih ettiğini belirten Akbaş, 'Bir şair, şiirlerini en güzel nerede yazıyorsa orada yaşamalıdır. Ben de 'şiirlerimi en güzel Samsun'da yazıyorum' diyorum. Bu yüzden benim yerim İstanbul değil, Samsun'dur. İstanbul'da da ofisim var ama oradaki hastaları Samsun'a getiriyorum. Özellikle ameliyatlar için Samsun'u tercih ediyorum. Amacım Samsun'u bu anlamda ön plana çıkarmaktı. Bu nedenle İstanbul'da ameliyat yapmayı bıraktım' şeklinde konuştu. </p><p>'Samsun Türkiye'nin Miami'si' </p><p>Samsun'un ulaşım imkanları ve tarihi özellikleriyle sağlık turizmine uygun bir şehir olduğuna dikkat çeken Akbaş, 'Samsun'u Türkiye'nin Miami'si olarak konumlandırdık ve markalaştırdık' ifadelerini kullandı. </p><p>Başarının yaşanılan şehre duyulan sevgiyle de bağlantılı olduğunu ifade eden Akbaş, 'Eğer bir yerde yaşıyor ve o yeri sevmiyorsanız, başarılı olma şansınız zayıftır. Bu şehre olan sevgimin bana mutlaka katkısı var' açıklamasında bulundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sunumun ardında Hayati Akbaş, Samsun'a özel yazdığı türküyü öğrencilere dinleterek alkış aldı. Akabinde OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın tarafından Akbaş'a teşekkür belgesi verildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/turkiyenin-miamisi-samsunun-estetikte-markalasma-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/04/agency/iha/turkiyenin-miamisi-samsunun-estetikte-markalasma-hikayesi.jpg" type="image/jpeg" length="50452"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
