<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Samsun Haber – Son Dakika &amp;amp; Samsunspor | Samsun Canlı Haber</title>
    <link>https://www.samsuncanlihaber.com</link>
    <description>Samsun haber, son dakika ve Samsunspor gelişmeleri; trafik, hava durumu, ekonomi ve kültür içerikleri. Tarafsız ve hızlı Samsun haber sitesi.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.samsuncanlihaber.com/rss/genel" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 00:38:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/rss/genel"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['Yüzdeki kızarıklık sadece hassas cilt olmayabilir']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/yuzdeki-kizariklik-sadece-hassas-cilt-olmayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/yuzdeki-kizariklik-sadece-hassas-cilt-olmayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sonunda yüzde artan kızarıklık, yanma ve hassasiyet şikâyetlerinin kronik bir deri hastalığı olan rozaseanın (gül hastalığı) belirtisi olabileceğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, 'Tekrarlayan yüz kızarıklığı, belirginleşen kılcal damarlar ve yanma hissi ihmal edilmemeli. Erken tanı ve kişiye özel tedaviyle hastalık kontrol altına alınabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sonunda yüzde artan kızarıklık, yanma ve hassasiyet şikâyetlerinin kronik bir deri hastalığı olan rozaseanın (gül hastalığı) belirtisi olabileceğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, 'Tekrarlayan yüz kızarıklığı, belirginleşen kılcal damarlar ve yanma hissi ihmal edilmemeli. Erken tanı ve kişiye özel tedaviyle hastalık kontrol altına alınabilir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaz aylarında güneş ışınları, sıcak hava ve çevresel faktörlerin etkisiyle ciltte ortaya çıkan kızarıklık ve hassasiyet şikâyetlerinin arttığını belirten Liv Hospital Samsun Dermatoloji Kliniği'nden Uzm. Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, bu belirtilerin yalnızca hassas cilt olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek rozasea hakkında bilgi verdi. </p><p>'Rozasea kronik bir cilt hastalığıdır' </p><p>Halk arasında 'gül hastalığı' olarak bilinen rozaseanın; yüzde kalıcı veya tekrarlayan kızarıklık, ani sıcaklık hissi, yanma, batma, hassasiyet, kaşıntı, belirginleşen kılcal damarlar ve zaman zaman akneye benzeyen kabarıklıklarla seyreden kronik inflamatuvar bir deri hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Tatar, hastalığın gelişiminde bağışıklık sistemi, deri bariyeri, sinirsel ve damar yapılarındaki aşırı yanıt ile çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını söyledi. </p><p>'Demodex yoğunluğu alevlenmeyi tetikleyebilir' </p><p>Normalde insan cildinde düşük yoğunlukta bulunan Demodex isimli mikroskobik akarların bazı hastalarda rozaseanın gelişimine ve alevlenmesine katkıda bulunabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Tatar, 'Demodex yoğunluğunun artması deri bariyerinde bozulmaya ve bağışıklık sisteminin uyarılmasına katkı sağlayabilir. Bunun sonucunda yüzde kızarıklık, yanma, batma, kaşıntı ve hassasiyet gelişebilir. Ancak Demodex tek başına rozaseanın nedeni değildir' dedi. </p><p>'Gözleri de etkileyebilir' </p><p>Rozaseanın yalnızca ciltte görülmediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Tatar, 'Demodex kirpik köklerinde de bulunabildiği için kirpik diplerinde kepeklenme, göz kapaklarında kaşıntı, gözde yanma, batma, kuruluk ve yabancı cisim hissi gelişebilir. Bu belirtiler zaman zaman alerjik göz hastalıklarını taklit edebilir. Rozaseaya eşlik eden göz bulgularının erken fark edilmesi önem taşımaktadır' diye konuştu. </p><p>'Tedavi kişiye özel planlanıyor' </p><p>Rozasea tanısının ekseriyâ dermatolojik muayene ile konulduğunu belirten Uzm. Dr. Tatar, dermoskopi yöntemiyle ciltteki damar yapılarının ve Demodex ile ilişkili bulguların değerlendirilebildiğini söyledi. Gerektiğinde yüzeysel deri örneklerinin mikroskop altında incelenerek Demodex yoğunluğunun araştırılabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Tatar, tedavinin ise hastalığın baskın bulgularına göre planlandığını belirtti. </p><p>Demodex yoğunluğunun arttığı veya iltihaplı kabarıklıkların eşlik ettiği hastalarda uygun topikal ya da sistemik tedavilerin uygulanabildiğini aktaran Uzm. Dr. Tatar, kalıcı kızarıklık ve belirgin kılcal damarların ön planda olduğu hastalarda ise lazer ve ışık temelli uygulamaların tedavinin önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi. </p><p>'Günlük cilt bakımı tedavinin önemli bir parçası' </p><p>Rozasea tedavisinde günlük cilt bakımının en az medikal tedaviler kadar önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Tatar, 'Yüzü sert sabunlarla yıkamak, lif veya kese kullanmak ve yoğun peeling uygulamaları yapmak cilt bariyerini bozarak şikâyetleri artırabilir. Nazik temizleyiciler kullanılması, düzenli nemlendirme ve güneşten korunma tedaviyi destekleyen temel uygulamalardır' dedi. </p><p>'Kişisel tetikleyiciler belirlenmeli' </p><p>Güneş, sıcak hava, ani ısı değişiklikleri, alkol, acılı yiyecekler, fermente veya mayalı ürünler ile kişiye özgü bazı besinlerin rozasea belirtilerini artırabileceğini belirten Uzm. Dr. Tatar, 'Her besin herkeste aynı etkiyi oluşturmadığı için gereksiz besin kısıtlamaları yerine kişisel tetikleyicilerin belirlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Tekrarlayan yüz kızarıklığını önemseyin' </p><p>Yüzde yalnızca akne benzeri kabarıklıkların değil; tekrarlayan kızarıklık, ani yanma, batma, hassasiyet, kaşıntı veya kirpik diplerinde kepeklenme gibi belirtilerin de dermatoloji muayenesini gerektirebileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Tatar, 'Erken dönemde doğru tanı ve kişiye özel tedaviyle hastalığın kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin artırılması mümkündür' diyerek sözlerini tamamladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/yuzdeki-kizariklik-sadece-hassas-cilt-olmayabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 11:31:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/08/agency/iha/yuzdeki-kizariklik-sadece-hassas-cilt-olmayabilir.jpg" type="image/jpeg" length="51901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğneleri bağımlılık tedavisinde de umut olabilir]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-de-umut-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-de-umut-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kilo vermede yaygın olarak kullanılan GLP-1 (Semaglutid) grubu zayıflama iğnelerinin sadece iştahı baskılamakla kalmadığını, beynin ödül mekanizmasını etkileyerek gıda, alkol, sigara ve opioid bağımlılıklarında da umut vadeden sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kilo vermede yaygın olarak kullanılan GLP-1 (Semaglutid) grubu zayıflama iğnelerinin sadece iştahı baskılamakla kalmadığını, beynin ödül mekanizmasını etkileyerek gıda, alkol, sigara ve opioid bağımlılıklarında da umut vadeden sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi. </p><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda obezite tedavisinde yaygın olarak kullanılan GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1) agonisti zayıflama iğnelerinin bağımlılık tedavisindeki muhtemel etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Özkaya, bilimsel çalışmaların bu ilaçların yalnızca kilo vermeye yardımcı olmakla kalmadığını, beynin ödül sistemini etkileyerek çeşitli bağımlılık türlerinde de istek ve dürtüleri azaltabileceğini gösterdiğini belirtti. Prof. Dr. Şevket Özkaya, GLP-1 grubundaki ilaçların ince bağırsaktan salgılanan doğal bir hormonu taklit ettiğini belirterek, 'Bu ilaçlar mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissini artırıyor, insülin salınımını destekliyor ve iştahı baskılıyor. Bu sayede tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Son yıllarda kullanım oranları hem dünyada hem de ülkemizde hızla arttı' dedi. </p><p>'Yoğun yeme düşüncelerini azaltabiliyor' </p><p>Bu ilaçların beyindeki ödül mekanizması üzerinde de etkili olduğuna dikkat çeken Özkaya, 'GLP-1 agonistleri yalnızca mideyi değil, beynin motivasyon, haz ve ödül merkezlerini de etkiliyor. Özellikle dopamin salınımını düzenleyerek kişinin sürekli yemek yeme isteğini, halk arasında 'yiyecek gürültüsü' olarak ifade edilen yoğun yeme düşüncelerini azaltabiliyor' diye konuştu. </p><p>'Bu istekler yeniden ortaya çıkabiliyor' </p><p>Yeme bağımlılığı üzerinde elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu ifade eden Özkaya, 'Bu ilaçları kullanan birçok kişi sürekli yemek düşüncesinin azaldığını, özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelik yoğun isteğin belirgin şekilde gerilediğini ifade ediyor. Ancak ilaç bırakıldığında bu istekler yeniden ortaya çıkabiliyor. Buna rağmen sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığını sürdüren kişilerde olumlu etkinin devam edebildiği de görülüyor' şeklinde konuştu. </p><p>Bağımlılıkla ilişkisi </p><p>GLP-1 ilaçlarının yalnızca yeme bağımlılığıyla sınırlı kalmayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Özkaya, 'İlk bilimsel çalışmalar bu ilaçların sigara, alkol ve opioid bağımlılığı üzerinde de umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu gösteriyor. Opioid kullanım bozukluğu bulunan hastalarda yapılan küçük ölçekli çalışmalarda ilacı kullanan bireylerin maddeye duyduğu isteğin birkaç hafta içinde önemli ölçüde azaldığı bildirildi. Ayrıca bazı araştırmalarda opioid doz aşımı ve alkol zehirlenmesi oranlarının da daha düşük olduğu görüldü. Bu sonuçlar oldukça umut verici olsa da bağımlılık tedavisinde rutin kullanım için henüz yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor. Daha geniş katılımlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç var. Ayrıca her hastanın bu ilaçlara verdiği yanıt farklı olabiliyor. Bazı kişiler belirgin fayda görürken bazı hastalarda aynı etki ortaya çıkmayabiliyor' ifadelerini kullandı. </p><p>İlaçların yan etkisi </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İlaçların yan etkilerine de değinen Prof. Dr. Şevket Özkaya, şunları söyledi: </p><p>'GLP-1 agonistleri kullanılırken baş ağrısı, mide bulantısı, mide-bağırsak rahatsızlıkları, baş dönmesi ve kalp atım hızında artış gibi yan etkiler görülebiliyor. Daha nadir olarak pankreatit ve tiroid hastalıkları gibi ciddi tablolar da gelişebiliyor. Bağımlılık tedavisinde kullanılmaları halinde farklı yan etkilerin ortaya çıkıp çıkmayacağı ise yapılacak yeni çalışmalarla netleşecektir.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-de-umut-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:48:28 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/08/agency/iha/zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-de-umut-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="88425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında gıda zehirlenmesi uyarısı: 'Soğuk zincirin kırılmaması hayati önem taşıyor']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi-soguk-zincirin-kirilmamasi-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi-soguk-zincirin-kirilmamasi-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, özellikle sıcak havalarda soğuk zincirin korunmasının ve hijyen kurallarına uyulmasının gıda kaynaklı zehirlenmelerin önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, özellikle sıcak havalarda soğuk zincirin korunmasının ve hijyen kurallarına uyulmasının gıda kaynaklı zehirlenmelerin önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi. </p><p>Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte gıda zehirlenmesi riski de artarken, uzmanlar özellikle soğuk zincirin korunması ve hijyen kurallarına uyulması konusunda uyarılarda bulunuyor. Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, sıcak havalarda mikroorganizmaların çok daha hızlı çoğaldığını belirterek, üretimden tüketime kadar geçen her aşamada gıda güvenliğinin sağlanmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. </p><p>'Mikroorganizmalar 5 ile 50 derece arasında hızla ürüyor' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Doç. Dr. Mustafa Mortaş, 'Yaz aylarında gıda zehirlenmelerinin artması olarak özetleyebiliriz. Bundaki temel neden, mikroorganizmaların üremesi için gerekli olan sıcaklığın 5 ile 50 derece arasında olmasıdır. Mikroorganizmaların bu sıcaklık aralığında hızla ürediğini görüyoruz. Yaklaşık yarım saat içerisinde kendi sayısını iki katına çıkardığını görüyoruz. Sadece sayı olarak değil, ürettiği toksinler açısından da riskli konuma geçiyor. Bundaki temel neden, üretim haricindeki sevkiyatta veya tüketicilerin gıdayı aldıktan sonra soğuk zinciri kırmalarından meydana geliyor. Et ve et ürünleri, genellikle döner, kıyma, köfte gibi ürünler, süt ve süt ürünleri, tatlılar, deniz ürünleri, yumurta ürünleri, yumurtanın katıldığı mayonez soslar, pastalar, pişmiş makarna ürünleri ve soğuk sandviç ürünleri en fazla riskli gıdalar olarak değerlendirebiliriz' dedi. </p><p>'Personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerekiyor' </p><p>Öncelikle üretim yapılan yerlerde personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerektiğinin altını çizen Mortaş, 'Üretimde gıda güvenliğini göz ardı etmeden üretim gerekliliklerine uyması gerekiyor. Onun haricinde kullandıkları çiğ gıdaya değdikleri herhangi bir işleme materyalini gıdaya değdirmemeleri gerekiyor. Soğuk zinciri kırmaması gerekiyor. Sevkiyat sırasında soğuk zincirin kırılmaması gerekiyor. Onun haricinde tüketicilerin aldıkları gıdayı evlerine götürürken soğuk zinciri yine kırmaması gerekiyor. Bu gibi önlemler alındığında bu zehirlenmelerin önüne geçilebilir' diye konuştu. </p><p>'Beklemiş gıdalar ve açık büfe ürünlerinde dikkatli olunmalı' </p><p>Yaz aylarında görülen gıda zehirlenmelerinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Mortaş, 'Ayrıca yaz aylarında insanlar bir veya birden fazla gıda zehirlenmesi geçirebiliyor. Bunlar kendisini ishal, kusma şeklinde gösterebiliyor. Hatta ölümcül vakalara kadar gidebiliyor. Bu yüzden toplu yemek sektöründe insanların tüketim sırasında özellikle beklemiş gıdaları tüketmede, salatalarda, soğuk sandviçlerde ve açık büfe ürünlerinde dikkat etmesi gerekiyor. Hijyenine ve temizliğine güvendiği yerlerde, pişmiş gıdaların fazla beklemediği yerlerde tüketimi gerçekleştirmelerini öneriyoruz' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi-soguk-zincirin-kirilmamasi-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:00:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/08/agency/iha/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi-soguk-zincirin-kirilmamasi-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="87792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakımsız klimalar lejyoner hastalığına neden olabilir]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/bakimsiz-klimalar-lejyoner-hastaligina-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/bakimsiz-klimalar-lejyoner-hastaligina-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, bakımsız klimaların lejyoner hastalığına neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, bakımsız klimaların lejyoner hastalığına neden olabileceğini söyledi. </p><p>VM Medical Park Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, yaz aylarında serinlemek için kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmamasının ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabileceğine dikkat çekti. Lejyoner hastalığının legionella bakterisinin solunum yoluyla alınması sonucu geliştiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Doğan, 'Bakteri; klima sistemleri, duş başlıkları, jakuzi, havuz, sauna, hamam ve benzeri nemli ortamlarda çoğalabiliyor. Özellikle merkezi klima sistemlerinin bulunduğu oteller, hastaneler, toplu yaşam alanları ve seyahat araçlarında düzenli bakım yapılmaması hastalık riskini artırıyor. Bakteri, su damlacıkları aracılığıyla solunum yoluyla bulaşıyor' dedi. </p><p>'Risk grubundaki kişiler daha dikkatli olmalı' </p><p>Lejyoner hastalığının her yaş grubunda görülebileceğini ancak bazı kişilerde daha ağır seyredebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Doğan, 'İleri yaşta olanlar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler, diyabet, kalp hastalığı, KOAH ve astım gibi kronik hastalıkları bulunan kişiler, kanser tedavisi gören hastalar ile uzun süre kortizon kullanan bireyler hastalık açısından daha yüksek risk taşıyor. Başlangıçta üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileriyle seyreden hastalık, tedavi edilmediğinde zatürreye kadar ilerleyebiliyor' diye konuştu. </p><p>'Belirtiler griple karıştırılabiliyor' </p><p>Hastalığın ilk belirtilerinin çoğu zaman grip veya nezleyle karıştırılabildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Doğan, 'Ateş, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, geçmeyen kuru öksürük, balgam çıkarma güçlüğü, baş ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı ve aşırı uyku hali görülebiliyor. Şikâyetlerin kısa sürede ağırlaşması veya nefes darlığının eklenmesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Otellerde, tatil köylerinde ve uzun yolculuklarda kullanılan merkezi klima sistemlerinin düzenli bakımının yapılması büyük önem taşıyor. Bunun yanında havuzlar, termal tesisler, duş sistemleri ve diğer su dolaşım sistemlerinin hijyenik şartlarda işletilmesi de hastalığın önlenmesinde önemli rol oynuyor' şeklinde konuştu. </p><p>'Erken tanı, tedavi başarısını artırıyor' </p><p>Lejyoner hastalığında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Doğan, şunları söyledi: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Hastanın yakın zamanda klimalı bir ortamda bulunması, otelde konaklaması, uzun araç yolculuğu yapması veya su sistemlerine maruz kalması tanı açısından yol gösterici olabilir. Erken dönemde tanı konulan hastalarda uygun antibiyotik tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabiliyor. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerin belirtileri hafife almamaları ve klima bakımlarını düzenli yaptırmaları büyük önem taşıyor.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/bakimsiz-klimalar-lejyoner-hastaligina-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:18:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/08/agency/iha/bakimsiz-klimalar-lejyoner-hastaligina-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="23313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahçeşehir Üniversitesi'nden girişimcilik hamlesi!]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/bahcesehir-universitesinden-girisimcilik-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/bahcesehir-universitesinden-girisimcilik-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahçeşehir Üniversitesi, BAU Hub Invest Yatırım Programı kapsamında teknoloji tabanlı girişimlere 2 yıl içinde toplam 200 milyon lira yatırım desteği sağlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahçeşehir Üniversitesi (BAU), BAU Hub Invest Yatırım Programı kapsamında yenilikçi ve teknoloji tabanlı iş fikirlerine 2 yıl içinde toplam 200 milyon lira yatırım desteği sağlayacak. Programla gençlerin kendi girişimlerini kurmaları ve girişimcilik ekosistemine kazandırılmaları hedefleniyor.</p>

<p><img alt="Bahçeşehir Üniversitesi'nden girişimcilik hamlesi! " height="312" src="https://samsungazetesicom.teimg.com/samsungazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-204051.jpeg" width="560" /></p>

<h2><strong>GİRİŞİMCİLERE 200 MİLYON LİRALIK DESTEK</strong></h2>

<p>Bahçeşehir Üniversitesi tarafından hayata geçirilen BAU Hub Invest Yatırım Programı ile teknoloji odaklı iş fikirlerine sahip girişimcilere 2 yıl içerisinde toplam 200 milyon liralık yatırım desteği sağlanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Bahçeşehir Üniversitesi'nden girişimcilik hamlesi! " height="322" src="https://samsungazetesicom.teimg.com/samsungazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-204051-2.jpeg" width="560" /></p>

<p>Programın ilk yılında, BAU öğrencileri, mezunları ve akademisyenlerinin yenilikçi projeleri değerlendirmeye alınacak. İlerleyen süreçte ise programın üniversite dışındaki nitelikli girişimcilere de açılması planlanıyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 02 At 20.40.51 (1)" height="322" src="https://samsungazetesicom.teimg.com/samsungazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-204051-1.jpeg" width="560" /></p>

<p><strong><a href="https://www.samsungazetesi.com/samsun-haber" rel="nofollow">DAHA FAZLA SAMSUN HABERİ İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/bahcesehir-universitesinden-girisimcilik-hamlesi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/08/bahcesehir-universitesinden-girisimcilik-hamlesi.jpg" type="image/jpeg" length="66240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Özkaya: 'Genç yaşta akciğer kanseri vakalarındaki artış endişe verici']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/prof-dr-ozkaya-genc-yasta-akciger-kanseri-vakalarindaki-artis-endise-verici</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/prof-dr-ozkaya-genc-yasta-akciger-kanseri-vakalarindaki-artis-endise-verici" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, '1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü' dolayısıyla yaptığı açıklamada, genç yaşta görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekerek, 'Akciğer kanseri sadece sayı artışından ibaret değil, genç hastalarda da görülmesi nedeniyle dikkat çekilmesi gereken bir durum' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, '1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü' dolayısıyla yaptığı açıklamada, genç yaşta görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekerek, 'Akciğer kanseri sadece sayı artışından ibaret değil, genç hastalarda da görülmesi nedeniyle dikkat çekilmesi gereken bir durum' dedi. </p><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü kapsamında yaptığı açıklamada, son yıllarda genç yaşta görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekti. Özkaya, 'Kanser salgını' ifadesinin bulaşıcı bir hastalığı değil, özellikle genç yaş gruplarında kanser görülme sıklığındaki artışı anlatmak için kullanıldığını söyledi. </p><p>Çağın en önemli sağlık sorunlarından birinin kanser olduğunu belirten Prof. Dr. Özkaya, dünya genelinde her yıl milyonlarca kişinin kanser tanısı aldığını ve önemli bir bölümünün hayatını kaybettiğini ifade etti. En ölümcül kanser türlerinin başında ise akciğer kanserinin geldiğini kaydeden Özkaya, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü'nün farkındalık oluşturması açısından önemli olduğunu vurguladı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'50 yaş altı kanser vakaları son yıllarda ciddi şekilde arttı' </p><p>BMJ Oncology dergisinde yayımlanan ve çok sayıda kanser türünü inceleyen araştırmaya değinen Özkaya, '1990 ile 2019 yılları arasında dünya çapında 50 yaş altındaki kişilerde kanser oranları neredeyse iki katına çıktı. 2019 yılında 50 yaş altında 3,26 milyon yeni kanser vakası tespit edildi ve bir milyondan fazla kişi kanser nedeniyle hayatını kaybetti' diye konuştu. </p><p>Genç yaşta başlayan kanser vakalarının önümüzdeki yıllarda da artabileceğine yönelik öngörülerin bulunduğunu belirten Özkaya, bu durumun nedenlerinin araştırılması gerektiğini söyledi. </p><p>'30'lu yaşlarda sigara içmemiş genç hastalarda akciğer kanseri görüyoruz' </p><p>Türkiye'deki duruma da dikkat çeken Prof. Dr. Özkaya, 'Geçen hafta 30'lu yaşlarda, hiç sigara öyküsü olmayan, ailesinde kanser öyküsü bulunmayan genç bir kadın hastamızı akciğer kanseri nedeniyle kaybettik. Maalesef şu anda o yaşlarda olup kanser tedavisi alan hastalarımız da var' şeklinde konuştu. </p><p>Genç yaşta ve sigara kullanmamış kişilerde ileri evre akciğer kanseri görülmesinin düşündürücü olduğunu belirten Özkaya, 'Bugün anlamaya çalıştığımız nokta; sigara ve aile öyküsünden bağımsız ne var? Acaba küçük yaşlarda kullanılan kimyasal ve kanserojen madde içeren makyaj ya da süs malzemeleri etkili miydi? Bunun cevabını önümüzdeki günlerde bulacağız' ifadelerini kullandı. </p><p>'Rujdan saç boyasına kadar kullanılan ürünlere dikkat edilmeli' </p><p>Akciğer kanserindeki artışın sadece rakamsal bir artış olmadığını ifade eden Özkaya, genç hastalarda görülmesinin toplum olarak üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu söyledi. Türkiye'de çok genç yaşta akciğer kanseri tanısı koyduğu hastalar olduğunu belirten Prof. Dr. Özkaya şunları söyledi: </p><p>'Türkiye'nin belki de en genç akciğer kanseri tanısı koyan hekimlerinden biri olarak 15 yaşında lise 1 öğrencisine akciğer kanseri tanısı koymuş biri olarak 30'lu yaşlardaki akciğer kanserlerine hayretle bakıyorum ve ilerleyen dönemlerde bizi ne bekliyor endişeleniyorum. İnsanlarımızın masum bile görünse kullandıkları rujdan saç boyasına, sigaradan tüm kimyasal süs ve oyuncak eşyalara kadar her konuda çocuklarına dikkat etmelerini istiyoruz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/prof-dr-ozkaya-genc-yasta-akciger-kanseri-vakalarindaki-artis-endise-verici</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:53:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/08/agency/iha/prof-dr-ozkaya-genc-yasta-akciger-kanseri-vakalarindaki-artis-endise-verici.jpg" type="image/jpeg" length="51601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürekli yorgunluk hormonal hastalıkların habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/surekli-yorgunluk-hormonal-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/surekli-yorgunluk-hormonal-hastaliklarin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, dinlenmeye rağmen geçmeyen sürekli yorgunluğun tiroit, insülin, kortizol ve cinsiyet hormonlarındaki dengesizliklerin işareti olabileceğini belirterek, uzun süren halsizlik şikâyetlerinde hormonal değerlendirme yapılmasının önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, dinlenmeye rağmen geçmeyen sürekli yorgunluğun tiroit, insülin, kortizol ve cinsiyet hormonlarındaki dengesizliklerin işareti olabileceğini belirterek, uzun süren halsizlik şikâyetlerinde hormonal değerlendirme yapılmasının önem taşıdığını söyledi. </p><p>Gün içinde yeterince dinlenmesine rağmen kendini sürekli halsiz, bitkin ve enerjisiz hisseden kişilerin bu durumu yalnızca yoğun iş temposu ya da uykusuzluğa bağlamaması gerektiğini ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, uzun süre devam eden yorgunluğun hormonal dengenin bozulduğuna işaret edebileceğini söyledi. Enerji üretiminden metabolizmaya, stres yönetiminden kan şekeri kontrolüne kadar birçok hayati fonksiyonun hormonlar tarafından düzenlendiğini belirten Geyik, hormonlardaki dengesizliklerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguladı. </p><p>'Tiroit hastalıkları yorgunluğun en sık nedenlerinden biri' </p><p>Sürekli yorgunluğun en sık nedenlerinden birinin tiroit bezinin yetersiz çalışması olduğunu kaydeden Geyik, 'Hipotiroidide metabolizma yavaşlar ve kişi kendini sürekli halsiz hissedebilir. Üşüme, kilo alma, cilt kuruluğu, unutkanlık ve dikkat dağınıklığı da tabloya eşlik edebilir. Tiroit hormonlarının fazla salgılandığı hipertiroidide ise çarpıntı, uykusuzluk ve buna bağlı enerji kaybı görülebilir' dedi. </p><p>İnsülin direnci ve diyabetin de enerji düşüklüğüne neden olabileceğini ifade eden Geyik, insülin hormonunun hücrelerin glikozu kullanmasını sağladığını, bu mekanizmanın bozulması halinde özellikle yemeklerden sonra uyku hali, halsizlik, tatlı isteği, sık acıkma ve odaklanma güçlüğünün ortaya çıkabileceğini söyledi. </p><p>Kortizol ve cinsiyet hormonları da etkili </p><p>Böbreküstü bezlerinden salgılanan kortizol hormonunun vücudun stresle baş etmesinde önemli rol oynadığını belirten Geyik, kortizol düzeyinin düşük olmasının sabah yorgunluğu, kas güçsüzlüğü ve düşük tansiyona, uzun süreli strese bağlı dengesizliklerin ise gün boyu süren bitkinlik ve uyku sorunlarına yol açabileceğini dile getirdi. Kadınlarda östrojen ve progesteron seviyelerindeki değişimlerin özellikle menopoz ve polikistik over sendromu dönemlerinde kronik yorgunluğa neden olabileceğini ifade eden Geyik, erkeklerde testosteron seviyesindeki düşüşün ise enerji kaybı, kas gücünde azalma, isteksizlik ve motivasyon eksikliğiyle kendini gösterebileceğini söyledi. Hipofiz bezindeki bozuklukların da tiroit, böbreküstü bezleri ve cinsiyet hormonlarını etkileyebildiğini belirten Geyik, yetişkinlerde büyüme hormonu eksikliğinin de kas metabolizmasını olumsuz etkileyerek sürekli halsizlik hissine neden olabileceğini kaydetti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Her yorgunluk hormonal değildir' </p><p>Her yorgunluğun hormonal kaynaklı olmadığını vurgulayan Geyik, vitamin ve mineral eksiklikleri, uyku bozuklukları, kronik hastalıklar ile bazı ilaçların da halsizliğe yol açabileceğini belirterek, özellikle B12 vitamini, D vitamini ve demir eksikliğinin enerji düşüklüğünün en yaygın nedenleri arasında bulunduğunu ifade etti. Yorgunluğun haftalarca sürmesi, dinlenmeyle düzelmemesi ve günlük yaşamı olumsuz etkilemesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyleyen Geyik, 'Halsizliğe kilo değişikliği, çarpıntı, nefes darlığı, gece terlemesi veya sürekli uyku hali eşlik ediyorsa hormonal değerlendirme yapılması önem taşır. Gerekli görüldüğünde tiroit hormonları, kan şekeri, kortizol ve diğer hormon düzeylerini gösteren kan testleriyle altta yatan neden belirlenebilir. Hormonal hastalıkların büyük bölümü erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilmektedir. Bu nedenle uzun süre devam eden yorgunluğu yalnızca yoğun yaşam temposuna bağlamak yerine, vücudun verdiği önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/surekli-yorgunluk-hormonal-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 09:41:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/surekli-yorgunluk-hormonal-hastaliklarin-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="44716"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karadeniz'de bir ilk: Samsun Şehir Hastanesi'nde PFA dönemi başladı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/karadenizde-bir-ilk-samsun-sehir-hastanesinde-pfa-donemi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/karadenizde-bir-ilk-samsun-sehir-hastanesinde-pfa-donemi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada kalp ritim bozukluklarının tedavisinde öne çıkan en yeni yöntemlerden biri olan plsed field ablasyon (PFA), Samsun Şehir Hastanesi'nde uygulanmaya başlandı. Özellikle atriyal fibrilasyon tedavisinde güvenliği ve etkinliğiyle dikkat çeken teknoloji, Karadeniz Bölgesi'ndeki hastalara ileri düzey tedaviye kendi şehirlerinde ulaşma imkânı sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada kalp ritim bozukluklarının tedavisinde öne çıkan en yeni yöntemlerden biri olan plsed field ablasyon (PFA), Samsun Şehir Hastanesi'nde uygulanmaya başlandı. Özellikle atriyal fibrilasyon tedavisinde güvenliği ve etkinliğiyle dikkat çeken teknoloji, Karadeniz Bölgesi'ndeki hastalara ileri düzey tedaviye kendi şehirlerinde ulaşma imkânı sunacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samsun Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Elektrofizyoloji Ünitesi, kalp ritim bozukluklarının tedavisinde dünyada en yeni teknolojiler arasında yer alan PFA yöntemini başarıyla uygulamaya başladı. Özellikle atriyal fibrilasyon başta olmak üzere kalp ritim bozuklukları, milyonlarca insanı etkileyen ve felç ile kalp yetersizliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen önemli hastalıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle güvenli ve etkili tedavi yöntemleri büyük önem taşıyor. PFA teknolojisi, klasik ablasyon yöntemlerinden farklı olarak ısı ya da aşırı soğuk yerine kontrollü elektrik alanları kullanarak yalnızca hastalıklı kalp dokusunu hedef alıyor. Böylece çevrede bulunan yemek borusu, sinirler ve damarlar gibi önemli yapıların korunmasına yardımcı olurken, işlem güvenliğini de artırıyor. Bilimsel çalışmalar, yöntemin hem etkinlik hem de güvenlik açısından başarılı sonuçlar sunduğunu; işlem süresinin kısalması ve komplikasyon riskinin azalmasının ise önemli avantajları arasında yer aldığını ortaya koyuyor.</p>

<p>48 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu</p>

<p>Dört yıldır çarpıntı ve kalp ritim bozukluğu şikâyeti yaşayan 48 yaşındaki İlker Topkara, Samsun Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Elektrofizyoloji ve Aritmi Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Beğenç Taşcanov, Doç. Dr. Rüstem Yılmaz ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı girişimsel tedavinin ardından sağlığına kavuştu. Bu teknolojinin Samsun'da uygulanmaya başlaması, yalnızca Samsun Şehir Hastanesi için değil, tüm Karadeniz Bölgesi için önemli bir gelişme niteliği taşıyor. Bölge halkı, ileri teknoloji gerektiren bu tedaviye artık kendi şehirlerinde ulaşabilecek.</p>

<p>'Güvenli tedavi seçeneklerini sunmayı hedefliyoruz'</p>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Samsun Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Elektrofizyoloji ve Aritmi Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Beğenç Taşcanov, amaçlarının yalnızca yeni bir teknolojiyi kullanmak olmadığını belirterek, uluslararası standartlarda sağlık hizmetini bölgeye kazandırmayı ve hastalara en güncel, en güvenli tedavi seçeneklerini sunmayı hedeflediklerini ifade etti. Prof. Dr. Taşcanov, PFA programının ilk uygulamalarında bilgi ve deneyimleriyle katkı sağlayan Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hikmet Yorgun ve Prof. Dr. Kudret Aytemir'e teşekkür ederek, desteklerinin programın güçlü ve güvenli bir başlangıç yapmasında önemli rol oynadığını vurguladı. Ayrıca sürecin başarıyla yürütülmesinde emeği geçen hekimlere, hemşirelere, anestezi ekibine, teknisyenlere, hastane yönetimine ve üniversite yönetimine teşekkür eden Taşcanov, ekip çalışması ve bilimsel iş birlikleriyle hastalara en güncel tedavi yöntemlerini sunmaya devam edeceklerini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/karadenizde-bir-ilk-samsun-sehir-hastanesinde-pfa-donemi-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/karadenizde-bir-ilk-samsun-sehir-hastanesinde-pfa-donemi-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="84203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dayanılmaz yüz ağrısında girişimsel tedavi hastalara umut oluyor]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/dayanilmaz-yuz-agrisinda-girisimsel-tedavi-hastalara-umut-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/dayanilmaz-yuz-agrisinda-girisimsel-tedavi-hastalara-umut-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüzün his ve ağrı duyusunu taşıyan trigeminal sinirin etkilenmesiyle ortaya çıkan trigeminal nevralji, hastalarda şiddetli ve dayanılmaz yüz ağrılarına neden oluyor. Elektrik çarpması hissi oluşturan ağrılar nedeniyle hastalar günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlanırken, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı'nda uygulanan girişimsel tedaviler ilaç tedavisinden sonuç alamayan hastalara umut oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüzün his ve ağrı duyusunu taşıyan trigeminal sinirin etkilenmesiyle ortaya çıkan trigeminal nevralji, hastalarda şiddetli ve dayanılmaz yüz ağrılarına neden oluyor. Elektrik çarpması hissi oluşturan ağrılar nedeniyle hastalar günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlanırken, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı'nda uygulanan girişimsel tedaviler ilaç tedavisinden sonuç alamayan hastalara umut oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüz bölgesinin his ve ağrı duyusunu taşıyan trigeminal siniri etkileyen ve 'trigeminal nevralji' olarak bilinen hastalık, hastaların hayatını adeta kâbusa çeviriyor. Şiddetli yüz ağrıları nedeniyle birçok hasta uzun süre farklı branşlarda çare arıyor, kapı kapı doktor dolaşıyor. OMÜ Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı'nda uygulanan girişimsel tedaviler ise ilaçlardan fayda görmeyen hastalara umut oluyor. Algoloji Bilim Dalı'nda Prof. Dr. Fatih Özkan ile Doç. Dr. Mustafa Kurçaloğlu tarafından uygulanan girişimsel yöntemlerle, trigeminal nevralji başta olmak üzere çeşitli nevralji hastalıklarında başarılı sonuçlar elde ediliyor.</p>

<p>'Çok şiddetli ağrılara yol açabilir'</p>

<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Özkan, 'Trigeminal sinir üç ana dala ayrılarak alın, burun-üst çene ve çene bölgesinin duyusunu taşır. Bu sinir herhangi bir nedenle ya da bazen hiçbir neden saptanamadan etkilenebilir ve çok şiddetli ağrılara yol açabilir. Ağrıların nedeni beyin tümörü, sinire damar basısı veya kitlesel bir lezyon olabileceği gibi herhangi bir neden gösterilemeden de ortaya çıkabilir' dedi.</p>

<p>'Bu ağrılar bazen hayatı öz kıyıma kadar götürebiliyor'</p>

<p>Trigeminal nevraljinin en önemli özelliğinin dayanılmaz ağrılar olduğuna dikkat çeken Özkan, 'Bu ağrıların en büyük özelliği dayanılmaz olmalarıdır. Bunun acısını çeken insanlar çok büyük sıkıntıya girerler. Çok şiddetli ağrı duyarlar. Çok yüksek voltajda elektrik çarpması yaşıyor gibi olduklarını ifade ederler. Hayattan koparlar. Yiyemezler, içemezler, yüzlerini yıkayamazlar. Ağızlarına su bile götüremezler. Biz bu ağrıları araştırırız. İlaç tedavisini birçok bölüm uygulayabilir. Bizler, nörologlar ve beyin-sinir cerrahları da bu tedaviyi yapabiliriz. İşin çaresini bulamadığınız, işin içinden çıkamadığınız zaman artık girişimsel tedaviler vardır' diye konuştu.</p>

<p>'Hastalarımızın bu ağrılardan kurtulmalarını sağlıyoruz'</p>

<p>Hastalarda öncelikle ilaç tedavilerinin denendiğini belirten Özkan, 'Eğer beyin içerisinde çekilen filmlerde bir neden gösteriliyorsa, bunun ortadan kalkması mümkün değildir. Bir neden gösteriliyorsa, bu sinirin bir şekilde etkisiz hâle getirilmesi gerekir. Bazen hayatı öz kıyıma kadar götürebilecek bu ağrılar için biz, sinirin yüzdeki ilk noktasından başlayarak beyin içerisindeki köküne kadar çeşitli uygulamalarla bu ağrıyan bölgenin sinirini etkisiz hâle getiriyoruz. Biz bu uygulamayı üniversitemizde çok ciddi sayıda hastaya başarıyla uyguluyoruz. Çok sayıda hastamız var. Önemli oranda başarı sağlıyoruz. Hastalarımızın bu ağrılardan kurtulmalarını sağlıyoruz' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Üzücü olan ise birçok hastanın bu tedavi seçeneklerinden haberdar olmaması'</p>

<p>OMÜ'de bu tedavileri uzun süredir başarıyla uyguladıklarını ifade eden Prof. Dr. Fatih Özkan, 'Çok sayıda hastamız var ve önemli oranda başarı sağlıyoruz. Hastalarımızı bu dayanılmaz ağrılardan kurtarıyoruz. Üzücü olan ise birçok hastanın bu tedavi seçeneklerinden haberdar olmaması. Bu nedenle farklı yöntemler arayarak zaman kaybediyorlar. Oysa başta trigeminal nevralji olmak üzere birçok nevralji hastalığında ilaç ve girişimsel tedavilerle hastalarımızı rahatlatabiliyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/dayanilmaz-yuz-agrisinda-girisimsel-tedavi-hastalara-umut-oluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/dayanilmaz-yuz-agrisinda-girisimsel-tedavi-hastalara-umut-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="54938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vali Tavlı: 'Gençlerimizi bağımlılığın her türlüsünden uzak tutmalıyız']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/vali-tavli-genclerimizi-bagimliligin-her-turlusunden-uzak-tutmaliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/vali-tavli-genclerimizi-bagimliligin-her-turlusunden-uzak-tutmaliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da 'Bağımlılıkla Mücadelede Medyanın Rolü' paneli düzenlendi. Panelde medyanın bağımlılıkla mücadeledeki önemine değinildi. Panelde konuşan Samsun Valisi Orhan Tavlı, bağımlılıkla mücadelede önleyici, koruyucu ve tedavi edici tedbirlerin eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini belirterek, vatandaşların, özellikle de gençlerin bağımlılığın her türlüsünden uzak tutulmasının önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da 'Bağımlılıkla Mücadelede Medyanın Rolü' paneli düzenlendi. Panelde medyanın bağımlılıkla mücadeledeki önemine değinildi. Panelde konuşan Samsun Valisi Orhan Tavlı, bağımlılıkla mücadelede önleyici, koruyucu ve tedavi edici tedbirlerin eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini belirterek, vatandaşların, özellikle de gençlerin bağımlılığın her türlüsünden uzak tutulmasının önem taşıdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samsun Büyükşehir Belediyesi, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü, AYD ve TÜBAF iş birliğinde düzenlenen 'Bağımlılıkla Mücadelede Medyanın Rolü' Paneli, Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon'da yapıldı.</p>

<p>'Tüm bağımlılıklar, fertleri, toplumları ve dünyayı olumsuz etkiliyor'</p>

<p>Panelin açılış konuşmasında bağımlılıklar hakkındaki düşüncelerini paylaşan Samsun Valisi Orhan Tavlı, 'Özellikle son yıllarda önemli bir küresel sorun hâline gelen madde bağımlılığı başta olmak üzere tüm bağımlılıklar; psikolojik, sosyal ve ekonomik alanlarda onarılmaz tahribata sebebiyet vermekte, dil, din, ırk ayırt etmeksizin tüm fertleri, toplumları ve tüm dünyayı olumsuz etkilemektedir. Hepimizin bildiği üzere; güçlü birey güçlü aileyi, güçlü aile güçlü milleti, güçlü millet de güçlü devleti meydana getirmekte, bireyden devlete uzanan bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanabilecek en küçük zafiyet ise telafisi imkânsız felaketlere yol açabilmektedir. Unutulmamalıdır ki; sağlıksız bir toplumun güçlü olması asla mümkün değildir ve sıhhatli bir bünyenin en büyük düşmanlarından biri de bağımlılıktır. Dolayısıyla bireyleri içten içe çürüten, toplumu adım adım ifsat eden bağımlılık illetiyle mücadele hepimiz için hayati önem taşımaktadır. Buradan hareketle gerek önleyici, gerek koruyucu gerekse tedavi edici tedbirlerle vatandaşlarımızı, özellikle de gençlerimizi bağımlılığın her türlüsünden uzak tutmamız gerekmektedir' dedi.</p>

<p>'Yılın ilk 6 ayında 20 bin 862 kişiye bağımlılıklar konusunda eğitim verildi'</p>

<p>Samsun'da da bağımlılıkla mücadele konusunda önemli adımlar atıldığına değinen Vali Tavlı, 'Samsun'umuzda da 2024-2028 Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Eylem Planı çerçevesinde hazırlanan 2024-2028 Uyuşturucu ile Mücadele İl Eylem Planı kapsamında tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız, adalet teşkilatımız, belediyelerimiz ve üniversitelerimiz; temiz zihinler, sağlıklı nesiller ve güçlü bireyler yetiştirmek için koordineli ve kurumlar arası eş güdüm içerisinde seferberlik ruhuyla çalışmaktadır. Kolluk kuvvetlerimiz düzenledikleri başarılı operasyonlarla zehir tacirlerine ve suç şebekelerine göz açtırmamaktadır. Yine Yeşilay'ımız başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarımız da bu konuda önemli çalışmalara imza atmayı sürdürmektedir. 2026 yılının ilk altı ayında bağımlılıkla mücadelede farkındalık ve bilinç oluşturma çalışmaları kapsamında ilimiz genelinde 20 bin 862 kişiye uyuşturucu ve tütün bağımlılığı ile davranışsal bağımlılıklar konusunda eğitim verilmiştir. Bu vesileyle bağımlılıkla mücadele konusunda elini taşın altına koyan, şehrimizin ve ülkemizin güçlü, sağlıklı ve müreffeh yarınları için fedakârca çalışan herkese huzurlarınızda özellikle teşekkürlerimi ve şükranlarımı ifade ediyorum' diye konuştu.</p>

<p>Başkan Halit Doğan: 'Gençlerimizin kendilerini geliştirebilecekleri imkânları artırmaya devam ediyoruz'</p>

<p>Güçlü toplumlar için sağlıklı bireylerin önemine vurgu yapan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, 'Güçlü toplumlar yalnızca ekonomik kalkınmayla değil; sağlam aile yapısıyla, bilinçli bireyleriyle ve umutla geleceğe bakan gençleriyle ayakta kalırlar. Bugün bağımlılık denildiğinde çoğu zaman aklımıza yalnızca madde bağımlılığı geliyor. Oysa çağımız; insanın zamanını, dikkatini, sosyal ilişkilerini ve hayata katılımını tüketebilen çok farklı bağımlılık türlerini de beraberinde getiriyor. Bizim için belediyecilik; insanı merkeze alan, aileyi güçlendiren, gençlere güvenen ve onları hayata hazırlayan bir şehir anlayışıdır. Bu doğrultuda spordan kültüre, sanattan eğitime kadar her alanda gençlerimizin kendilerini geliştirebilecekleri, sosyal hayatın içinde aktif rol alabilecekleri imkânları artırmaya devam ediyoruz' şeklinde konuştu.</p>

<p>'En büyük hedefimiz; ailelerimizin huzur içinde yaşadığı bir Samsun'u daha da güçlendirmek'</p>

<p>Şehri, içerisinde yaşayan aileleri ve toplumu bağımlılıklara karşı daha da güçlendirmek için çaba sarf ettiklerini ifade eden Başkan Doğan, 'Samsun Valiliğimiz ve paydaş kurumlarımızla hayata geçirdiğimiz projelerimizle, Türkiye Avrupa Vakfı tarafından 'Genç Dostu Kent İyi Yönetişim Ödülü' ile Samsun Büyükşehir Belediyemizin ödüllendirilmesi de bu anlayışımızın önemli bir göstergesi olmuştur. Çünkü inanıyoruz ki bağımlılıkla mücadelenin en güçlü yolu; insanlara yalnızca 'uzak dur' demek değil, onları sporla, kültürle, sanatla, bilimle ve sosyal yaşamla buluşturabilmektir. Bugün Samsun; ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan, kadınıyla erkeğiyle tüm yaş gruplarının sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerde daha fazla yer aldığı, üretimi, katılımı ve dayanışmayı teşvik eden şehir vizyonuyla geleceğe emin adımlarla ilerlemektedir. Bizim en büyük hedefimiz ise; çocuklarımızın güvenle büyüdüğü, gençlerimizin umutla geleceğe baktığı ve ailelerimizin huzur içinde yaşadığı bir Samsun'u hep birlikte daha da güçlendirmektir. Çünkü her bağımlılık vakasının arkasında yalnızca bir istatistik değil; bir aile, bir umut, yarım kalmasını istemediğimiz bir hayat hikâyesi ve ülkemizin insan kaynağı vardır. Bu nedenle bağımlılıkla mücadeleyi hep birlikte sahiplenmek, geleceğimize sahip çıkmaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan'ın da bağımlılıkla mücadelede toplumu bilinçlendirmede medyaya büyük görev düştüğünü belirttiği açılış konuşmasının ardından panele geçildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/vali-tavli-genclerimizi-bagimliligin-her-turlusunden-uzak-tutmaliyiz</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/samsun-valisi-orhan-tavlidan-bagimlilik-mesaji-gencler-icin-seferberlik-cagrisi-34.jpg" type="image/jpeg" length="16345"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda bağışıklığı güçlendiren alışkanlıklar]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/cocuklarda-bagisikligi-guclendiren-aliskanliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/cocuklarda-bagisikligi-guclendiren-aliskanliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Alev Cansu Certel, çocuklarda güçlü bir bağışıklık sistemi için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi gerektiğini belirterek, 'Dengeli beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite ve hijyen kuralları çocukları hastalıklara karşı korumada önemli rol oynuyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Alev Cansu Certel, çocuklarda güçlü bir bağışıklık sistemi için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi gerektiğini belirterek, 'Dengeli beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite ve hijyen kuralları çocukları hastalıklara karşı korumada önemli rol oynuyor' dedi. </p><p>Enfeksiyon hastalıklarının arttığı dönemlerde çocukların bağışıklık sisteminin desteklenmesinin önemine dikkat çeken Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dr. Alev Cansu Certel, çocukluk döneminde kazanılan sağlıklı alışkanlıkların hastalıklara karşı direnci artırdığını ifade etti. </p><p>'Bağışıklığın temeli dengeli beslenmedir' </p><p>Bağışıklık sisteminin tek bir besin ya da vitaminle güçlenmediğini vurgulayan Certel, 'Çocukların beslenmesinde taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, et ve baklagillere düzenli olarak yer verilmelidir. C vitamini, D vitamini, çinko ve demir açısından zengin besinler bağışıklığı desteklerken, aşırı şekerli ve işlenmiş gıdaların tüketimi sınırlandırılmalıdır' diye konuştu. </p><p>Uyku, hareket ve hijyen vurgusu </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kaliteli uykunun bağışıklık sistemi için vazgeçilmez olduğunu belirten Certel, uyku sırasında vücudun kendini yenilediğini ve bağışıklık hücrelerinin daha etkin çalıştığını söyledi. Çocukların yaşlarına uygun fiziksel aktiviteler yapmasının, açık havada zaman geçirmesinin ve yeterli su tüketmesinin de vücudun savunma mekanizmasını güçlendirdiğini kaydetti. Erken yaşta hijyen alışkanlığı kazandırılmasının enfeksiyonlardan korunmada önemli rol oynadığını ifade eden Certel, ellerin düzenli yıkanması, kişisel hijyene dikkat edilmesi ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılmasının bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağladığını dile getirdi. Ulusal aşı takvimine uyulması ve düzenli sağlık kontrollerinin de birçok hastalığa karşı koruma sağladığını sözlerine ekledi. </p><p>'Ruhsal sağlık da bağışıklığı etkiliyor' </p><p>Çocukların yalnızca fiziksel değil, ruhsal sağlığının da bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Alev Cansu Certel, 'Sevgi dolu, güvenli ve stresten uzak bir aile ortamı, çocukların hem gelişimini hem de hastalıklara karşı direncini olumlu yönde destekler. Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme, düzenli uyku, hareketli yaşam, hijyen kurallarına uyum, yeterli su tüketimi, zamanında yapılan aşılar ve sağlıklı bir aile ortamı büyük önem taşıyor. Bu alışkanlıkların erken yaşta kazandırılması, çocukların daha sağlıklı bir geleceğe adım atmasına katkı sağlayacaktır' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/cocuklarda-bagisikligi-guclendiren-aliskanliklar</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:40:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/cocuklarda-bagisikligi-guclendiren-aliskanliklar.jpg" type="image/jpeg" length="84409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15 eğitimci-yazardan 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne destek için etkinlik kitabı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/15-egitimci-yazardan-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-destek-icin-etkinlik-kitabi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/15-egitimci-yazardan-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-destek-icin-etkinlik-kitabi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin 6 farklı şehrinden 15 eğitimci-yazarın, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğretmenlere destek olmak amacıyla hazırladığı 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile 1. ve 2. Sınıflar İçin Farklılaştırılmış Etkinlikler' adlı kitap yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin 6 farklı şehrinden 15 eğitimci-yazarın, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğretmenlere destek olmak amacıyla hazırladığı 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile 1. ve 2. Sınıflar İçin Farklılaştırılmış Etkinlikler' adlı kitap yayımlandı. </p><p>Kitabın organizasyonunu Samsun Bafra Bilim ve Sanat Merkezi Sosyal Bilgiler Öğretmeni Murat Aksoy üstlenirken, çalışmaya Samsun'dan Yusuf Ozan Pısıl ve Nurcan Güner Özgür, Kayseri'den Hatice Okuyucu, Gürcü Çopuroğlu, Hacer Çiftçi, Müjgan Özcan, Şenay Erbaş ve Duygu Akyol, Mersin'den Hikmet Bali Salik, Ankara'dan Nursel Öndar, Konya'dan Tuğrul İpek, İstanbul'dan Sibel Vala Ölmez ile Şengül Karakaşoğlu ve İzmir'den Elif Erdoğan eğitimci-yazar olarak katkı sundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye'nin farklı illerinden bir araya gelen eğitimciler tarafından hazırlanan kitapta, 1. ve 2. sınıf düzeyindeki öğrenciler için Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne uygun, farklılaştırılmış etkinlik örnekleri yer alıyor. Eserin, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarını desteklemesi ve eğitim süreçlerine katkı sunması amaçlanıyor. </p><p>Yazarlar ortak açıklamalarında, çalışmanın tamamen gönüllülük esasıyla hazırlandığını belirterek, 'Herhangi bir maddi karşılık beklemeden ortaya koyduğumuz bu kitabın, öğrenme-öğretme sürecine yenilikçi bir bakış açısı kazandıracağına, öğretmenlerimize ilham vereceğine ve öğrencilerimizin potansiyellerini en iyi şekilde ortaya koymalarına katkı sağlayacağına inanıyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>Eğitimciler, kitabın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda görev yapan öğretmenler için önemli bir başvuru kaynağı olmasını hedeflediklerini ifade etti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Samsun, Eğitim</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/15-egitimci-yazardan-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-destek-icin-etkinlik-kitabi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:38:41 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/15-egitimci-yazardan-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-destek-icin-etkinlik-kitabi.jpg" type="image/jpeg" length="29982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen ağrılara OMÜ'de umut: Hastalar ağrı piliyle yeniden hayata tutunuyor]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/gecmeyen-agrilara-omude-umut-hastalar-agri-piliyle-yeniden-hayata-tutunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/gecmeyen-agrilara-omude-umut-hastalar-agri-piliyle-yeniden-hayata-tutunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı'nda uygulanan, halk arasında 'ağrı pili' olarak bilinen spinal kord stimülatörü tedavisi, yıllardır kronik ağrı nedeniyle yaşam kalitesi düşen ve diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alamayan hastalara umut oluyor. Yaklaşık 10 bin dolar maliyeti bulunan bu ileri düzey tedavi, devlet tarafından karşılanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı'nda uygulanan, halk arasında 'ağrı pili' olarak bilinen spinal kord stimülatörü tedavisi, yıllardır kronik ağrı nedeniyle yaşam kalitesi düşen ve diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alamayan hastalara umut oluyor. Yaklaşık 10 bin dolar maliyeti bulunan bu ileri düzey tedavi, devlet tarafından karşılanıyor. Özellikle başarısız bel ve boyun fıtığı ameliyatları sonrasında geçmeyen ağrılar başta olmak üzere birçok kronik ağrı hastasının yeniden normal yaşamına dönmesine imkan sağlıyor.</p>

<p>OMÜ Tıp Fakültesi Algoloji Bölümünde uygulanan spinal kord stimülatörü tedavisi, ilaç tedavisi ve girişimsel yöntemlerden fayda görmeyen hastalarda son seçenek olarak uygulanıyor. Tedavi sayesinde birçok hasta yıllardır çektiği şiddetli ağrılardan kurtularak günlük yaşamına yeniden dönebiliyor. Uygulama, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen kriterleri karşılayan hastalarda devlet desteğiyle gerçekleştiriliyor.</p>

<p>'Ağrı pili, beyne giden ağrı uyarılarının yollarını kapatmaya yarar'</p>

<p>Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Özkan, 'Biz algologlar, kronik ağrı ile uğraşan insanlarız. Kronik ağrıyı tarif ederken 3 aydan fazla süren ağrı deriz ama tabii bu, 3 ay bekleyeceğiniz anlamına gelmez. Ağrının uzun süreceğini düşünüyorsanız buna kronik ağrı diyebiliriz. Bazı kronik ağrılar, bizim tüm tedavilerimize rağmen geçmeyebilir. Bu durumda gerekliliğine göre ağrı pilini kullanırız ve bunlardan çok ciddi faydalar görürüz. Ağrı pili, beyne giden ağrı uyarılarının yollarını kapatmaya yarar. Temel olarak ağrıya neden olan hastalık göz ardı edilerek, ağrının bir şekilde beyne ulaşması engellenir. Bunun engellenmesi de ancak omurilik üzerinde olabilir. Buraya saç teli kalınlığında elektrotlar yerleştirerek, bunlara belirli elektrik akımları uygulayıp çeşitli frekanslarda ağrı uyarılarının beyne geçmesini engelleriz. Böylece beynin ağrıyı algılamasını önleyerek hastanın ağrısını kesmiş oluruz. Ağrı pilini en çok, özellikle beyin cerrahisinin yaptığı ameliyatlardan sonuç alınamamış bel fıtığı hastaları başta olmak üzere pek çok hastalıkta uygulayabiliyoruz. Ağrı pillerini devlet karşılıyor. Bunlar çok pahalı uygulamalar ancak bu tedaviyi uygulayabilmek için bazı süreçlerden geçmemiz gerekiyor. Yetkili bazı bölümlerin de bu sistemin hastaya takılmasının gerekli olduğu konusunda ortak görüş bildirmesi gerekiyor' dedi.</p>

<p>'10 bin dolarlık tedavi, uygun hastalara devlet desteğiyle uygulanıyor'</p>

<p>Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kurçaloğlu, 'Halk arasında ağrı pili olarak bilinen, tıbbi adıyla spinal kord stimülatörü yöntemi; kronik ağrıların ve standart tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen ağrıların tedavisinde son çare olarak kullandığımız üst düzey bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yöntemi hem teknik olarak zordur hem de hekim açısından özveri ve tecrübe ister. Ayrıca bu pahalı bir yöntemdir. Ağrı pili taktığımız bir hastanın şu anda devlete maliyeti 10 bin dolar civarındadır. Bu yüzden bu yöntemi tercih ettiğimiz hastaları mutlaka çok iyi seçmemiz gerekir. Bu sistemi hak eden, bu sistemden fayda görecek hastalara bu yöntemi denememiz gerekir. Bu nedenle hastaların klinik durumunu iyi değerlendiriyoruz. Ağrı kesici ilaçlar, epidural enjeksiyonlar, radyofrekans uygulamaları ve girişimsel algoloji işlemlerini yaptıktan sonra, hâlâ hastanın yaşamını olumsuz etkileyen şiddetli ağrı şikâyetleri varsa bu yöntemi öngörüyoruz' diye konuştu.</p>

<p>'Önce deneme yapılıyor, başarılı olursa kalıcı pil takılıyor'</p>

<p>Doç. Dr. Mustafa Kurçaloğlu, 'Bizim ağrı pili taktığımız hastaların yüzde 70'i bel fıtığı hastalarıdır. Bel fıtığı nedeniyle ameliyat olmuş, ameliyat olmasına rağmen ağrısı geçmeyen ve yeni bir ameliyatın hastaya fayda sağlamayacağı kanaatine varılan hastalara bu sistemi uyguluyoruz. Boyun fıtığı nedeniyle ameliyat olmuş hastalarda da boyun seviyesinin altındaki hemen hemen tüm ağrılar için ağrı pili yöntemi denenebilir. Biz çok şanslı bir ülkeyiz. Devlet desteğiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ödemesi kapsamında bu uygulamayı yapabiliyoruz. Bu sistemin suistimal edilmemesi ve uygun hastalara uygulanması için bazı kurallar bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı'nın ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ortaya koyduğu düzenlemeler vardır. Biz bir hastaya ağrı pili sistemini düşündüğümüz zaman mutlaka bu hastayı psikiyatri, beyin cerrahisi ve fizik tedavi bölümlerine danışmak zorundayız. O bölümlerdeki doktorlar hastayı değerlendiriyor. Ardından, diğer yöntemlerin ağrıyı gidermediği durumlarda önce ağrı pilini deniyoruz. Hastanın omuriliğine, epidural dediğimiz alana elektrotlar yerleştiriyoruz. Hastayı geçici pil ile evine gönderiyoruz. Hasta birkaç hafta normal hayatına devam ediyor. Geçici sistemle hastanın en az yüzde 50 oranında fayda gördüğünü belirtmesi gerekiyor. Bu faydayı gördüğünü belirtmesi durumunda hastayı tekrar çağırıyor ve kalıcı pilini yerleştiriyoruz' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Ağrılarım geçti, yeniden yürümeye başladım'</p>

<p>Ağrı pili takılan hasta Cengiz Kaymak, 'Ben bir kaza süreci sonrası omurilik hasarı aldın. Ağrılarım geçmedi. Ağrılarım geçmediği için ağrı pili takılması önerildi. 6 yıl boyunca 6 kere ameliyat oldum. Ağrılarım hiç geçmedi. Ağrı pili takıldı. Ayrıca yürüyemiyordum. Pil takıldıktan sonra hem ağrılarım geçti hem de yürümeye başladım. Zamanla pilde elektrot kopmaları oldu. Tekrardan ağrı polikliniğine gelerek bunun tedariki yapıldı. Arızalar olduğu zaman ağrılarım yüzde 300 arttı. Tedavi olduktan sonra normal hayatıma döndüm' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'15 günlük deneme sürecinde faydasını gördüm'</p>

<p>Bir diğer hasta Mehmet Ceylan ise, 'Doktorlar bu ağrı pili cihazını önerdi. Ben de pankreas yetmezliğinden dolayı hiç tereddüt etmeden kabul ettim. 15 gün deneme süremiz oldu. Bu süreçte faydasını gördüm. Mustafa Hocamız da gereken desteği verdi. Akabinde cihaz kalıcı olarak takıldı ve gayet memnunum' açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/gecmeyen-agrilara-omude-umut-hastalar-agri-piliyle-yeniden-hayata-tutunuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/gecmeyen-agrilara-omude-umut-hastalar-agri-piliyle-yeniden-hayata-tutunuyor.jpg" type="image/jpeg" length="70849"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne sütü, bebeğin karşılaştığı mikroplarla savaşıyor]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/anne-sutu-bebegin-karsilastigi-mikroplarla-savasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/anne-sutu-bebegin-karsilastigi-mikroplarla-savasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Yiğit, hayati önem taşıyan anne sütünün bebekleri karşılaştıkları mikroplara karşı koruduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Yiğit, hayati önem taşıyan anne sütünün bebekleri karşılaştıkları mikroplara karşı koruduğunu söyledi. </p><p>Yenidoğan bebeklerde anne sütü hayati önem taşıyor. Uzmanlar, bağışıklık sistemini güçlendiren anne sütünün, bebekleri karşılaştıkları mikroplara karşı koruduğunu belirtirken Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Elif Yiğit, anne sütünün artırılması için yapılması gerekenlere değindi. </p><p>Anne sütünün bebekleri mikroplara karşı koruduğuna değinen Uzm. Dr. Elif Yiğit, 'Anne sütünün bağışıklıktaki yeri çok kuvvetli. Bu neden kaynaklanıyor? Anne sütü salgısal immünoglobulin A ve laktoferin içeriyor. Bunlar da bebeğin karşılaşılabileceği mikroplara karşı bir savunma mekanizması oluşturuyor. Salgısal immünoglobulin A ve laktoferin, bebeğin ilk karşılaştığı mikroplarla savaşmasında aşırı şekilde önemli bir yere sahip. Bu kadar büyük öneme sahip anne sütünü artırmak mümkün. Annemiz bol bol su içecek. Günde en az 3-3,5 litreye kadar su tüketimi anne için çok önemli. Peki, bir oturdum 3 litre su içtim. Görevim tamamlandı mı? Hayır. 3-3,5 litrelik suyu gün içerisinde yayarak tüketmesini istiyoruz' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Semizotu, yeşil sebze ve meyveler anne sütünü artırır' </p><p>Bol su içmenin yanı sıra semizotu, yeşil sebze ve meyvelerin de anne sütünü artırdığını dile getiren Yiğit, 'Beslenme olarak şimdi tam da mevsimi; semizotu, yeşil sebze, meyveler anne sütünü oldukça artırır. Anne sütünün artması, bebeğin takviyesi, bebeğin kilo alımı açısından bizim için çok önemli. Anne sütünü saklamak da önemli. Bebek emdi ve fazlasını da saklamak istiyorsunuz. '6 ay sonra işe gireceğim, çalışacağım' diyen annelerimiz var. Anne sütünü 3 ay kadar derin dondurucuda, anne sütü saklama poşetlerinde saklayabilirsiniz. Sonra bunu kullanmak için de benmari usulü ısıtıyoruz. Yani sıcak suyun içine o dondurulmuş poşeti koyup çözdürerek bebeğe veriyoruz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/anne-sutu-bebegin-karsilastigi-mikroplarla-savasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:49:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/anne-sutu-bebegin-karsilastigi-mikroplarla-savasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="78786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15 yıldır bitmeyen konutlarda yeni kriz]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/15-yildir-bitmeyen-konutlarda-yeni-kriz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/15-yildir-bitmeyen-konutlarda-yeni-kriz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da 136 daire ile 11 iş yerinden oluşan Haznedar Konakları Projesi'nin kayyumu Lütfiye Özbek, yüzde 95'i tamamlandığını belirttiği yapının iskan sürecinde çeşitli engeller çıkarıldığını öne sürerek, Samsun Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün nam-ı ifa davası açmadan inşaat alanını devralmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da 136 daire ile 11 iş yerinden oluşan Haznedar Konakları Projesi'nin kayyumu Lütfiye Özbek, yüzde 95'i tamamlandığını belirttiği yapının iskan sürecinde çeşitli engeller çıkarıldığını öne sürerek, Samsun Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün nam-ı ifa davası açmadan inşaat alanını devralmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etti. </p><p>Atakum ilçesi Baruthane Mahallesi'nde, arsası Vakıflar'a ait olan ve ihalesi 2010 yılında yapılan Haznedar Konakları Projesi, 136 daire ve 11 iş yerinden oluşmasına rağmen yıllardır tamamlanamadı. Büyük ölçüde tamamlanan ancak hukuki süreçler nedeniyle teslim edilemeyen proje, hak sahiplerini mağdur etmeyi sürdürüyor. </p><p>Proje önünde açıklamalarda bulunan Özbek, inşaatın 2013 yılında kendilerine devredildiğini, 2021 yılında yüzde 95 seviyesinde tamamlandığını ve geçici kabule hazır hale getirildiğini söyledi. Projede usulsüz ipotekler bulunduğunu ileri süren Özbek, '2025 yılı birim fiyatlarıyla yaklaşık 1,3 milyar TL'lik bir projede 20 milyon TL'lik şerh gerekçe gösteriliyor. Tapular verilmeden üzerimizdeki şerhleri kaldırmamız da mümkün değil' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'İskan için yeni talepler isteniyor' </p><p>İskan başvurusunu 2024 yılında yaptıklarını belirten Özbek, mevcut iki yangın merdivenine ilave merdiven yapılmasının ve dilatasyonlu dairelerin yeniden bölünmesinin istendiğini öne sürdü. </p><p>Bu taleplerin teknik açıdan gerekli olmadığını savunan Özbek, 'İdari yargı tek ilave merdivenin yeterli olduğunu belirtiyor. Mimar olarak dilatasyonlu dairelerin bölünmesine gerek olmadığını düşünüyorum. Biz aile yaşamına uygun olması için bazı 1+1 daireleri 2+1 ve 3+1'e dönüştürdük. Şimdi yeniden küçük daireler oluşturulmak isteniyor. Bunun süreci zorlaştırdığını düşünüyoruz' diye konuştu. </p><p>'Yapılacak değişiklikler binaya zarar verir' </p><p>Talep edilen düzenlemelerin yapıya zarar vereceğini ifade eden Özbek, 'Yeni yangın merdivenleri yapılması mevcut betonarme yapıya müdahale anlamına geliyor. Tamamlanan ve satılan dairelerde yeniden tadilat yapılacak. Dilatasyonlu dairelerde yapılacak değişikliklerden 20'den fazla bağımsız bölüm etkilenecek' ifadelerini kullandı. </p><p>'Vakıflar'ın buraya girmesi hukuka aykırı' </p><p>Vakıflar'ın projeyi 9 ay içinde tamamlayacağı yönündeki açıklamasını da değerlendiren Özbek, 'Biz haklarımızın verilmesini istiyoruz. Binayı tamamladık ancak iskan sürecinde engellerle karşılaşıyoruz. Nam-ı ifa davası açılmadan inşaatın devralınması hukuka uygun değildir. Bu projeye güvenerek daire alan hak sahiplerinin mağduriyetinin giderilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz' şeklinde konuştu. </p><p>Samsun Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkilileri ise işlemlerin sözleşme hükümleri ve resmi prosedürler doğrultusunda devam ettiğini belirterek, iddialara ilişkin cevap haklarının saklı olduğunu ifade etti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/15-yildir-bitmeyen-konutlarda-yeni-kriz</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:04:28 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/15-yildir-bitmeyen-konutlarda-yeni-kriz.jpg" type="image/jpeg" length="47728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bunaltıcı sıcaklar ölümcül kalp hastalıklarını tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/bunaltici-sicaklar-olumcul-kalp-hastaliklarini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/bunaltici-sicaklar-olumcul-kalp-hastaliklarini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, yaz aylarında artan sıcaklıkların sıvı ve mineral kaybına neden olarak kalbin iş yükünü artırdığını, özellikle kalp ve hipertansiyon hastalarının sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, yaz aylarında artan sıcaklıkların sıvı ve mineral kaybına neden olarak kalbin iş yükünü artırdığını, özellikle kalp ve hipertansiyon hastalarının sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. </p><p>Ülke genelinde kavurucu sıcaklar etkisini sürdürürken, sıcak hava özellikle kronik hastalığı bulunan kişiler için hayati risk oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında Türkiye'deki ölümlerin yüzde 34,7'si kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı. Medicana International Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, sıcak havaların kalp hastaları üzerindeki etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. </p><p>Sıcak havalarda bazı hasta gruplarının daha fazla risk altında olduğuna dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, 'Sıcak havalarda bazı hasta gruplarının daha fazla risk altında olduğunu biliyoruz. Risk altındaki hasta gruplarından birisi de kalp hastaları. Hipertansiyon hastalarını da sayabiliriz. Özellikle çoklu ilaç kullanan hipertansiyon hastaları, ritim bozukluğu olup ilaç kullanan veya bu ritim bozukluğu nedeniyle daha önce herhangi bir işlem görmüş olan hastalar, kalp yetmezliği olan ve beraberinde idrar söktürücü ilaç kullanan hastalar ve daha önce balon, stent işlemi yapılan veya bypass cerrahisi geçiren hastalar, sıcak havalarda daha fazla risk altında bulunan hasta grupları arasında yer alıyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Sıcak hava, sıvı kaybıyla birlikte kalbi ekstra yoruyor' </p><p>Kalp hastalarının neden risk altında olduğunu açıklayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, 'Sıcak havalarda vücudumuz, vücut ısısını dengelemeye çalışıyor ve burada bazı mekanizmalar devreye giriyor. İlk olarak terleme yoluyla vücut ısısını dengelemeye çalışıyoruz. Terleme ile birlikte vücutta sıvı, elektrolit ve mineral kaybı meydana geliyor. Ayrıca sıcak havalarda kalp damarlarında genişleme, vazodilatasyon dediğimiz durum oluşuyor. Bu durum hastalarımızda tansiyon düşüklüğüne sebep olabilir. Kalbimiz de bu tansiyon düşüklüğünü dengelemek için daha fazla çalışmaya başlıyor. Kalp hızı artıyor. Bu da ister istemez kalbimize ekstra bir iş yükü oluşturuyor. Sağlıklı kişilerde bu durum herhangi bir sorun oluşturmadan düzelebilirken, kalp hastalarında çeşitli problemlere neden olabilir. Hipertansiyon hastalarında tansiyon düşmesi ya da yükselmesi görülebilir. Ritim bozukluğu hastalarında çarpıntı şikayetleri artabilir. En önemli gruplardan biri ise kalp yetmezliği hastalarıdır. Çünkü bu hastalar zaten idrar söktürücü ilaç kullanıyor. Ekstra sıvı kaybı olduğunda tansiyon düşüklüğü, nefes darlığında artış ve kalp yetmezliğinde kötüleşme gibi durumlar yaşanabiliyor. Stent takılan veya bypass ameliyatı geçiren koroner arter hastalarında ise göğüs ağrısı şikayetlerinde artış görülebilir' diye konuştu. </p><p>'Kalp hastaları açık renk ve bol kıyafetler giymeli' </p><p>Kalp hastalarını sıcağın en etkili olduğu saatlerde dışarı çıkmamaları konusunda uyaran Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, 'Mümkün olduğunca, özellikle güneşin daha yoğun olduğu saat 11.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkmamalarını öneriyoruz. Eğer çıkmaları gerekiyorsa serin ortamlarda bulunmaya özen göstermeli, açık renkli ve bol kıyafetler tercih etmeliler. En önemli konulardan biri de sıvı kaybıdır. Terleme ile vücutta sıvı kaybı oluştuğu için günlük su ihtiyacının mutlaka karşılanması gerekiyor. Özellikle yaşlı hastalarda susama hissi azalabileceğinden bunu beklemeden sıvı tüketmeleri önem taşıyor. Günlük en az 2,5 litre sıvı almaya özen göstermeliler. Ayrıca beslenmelerine dikkat etmeleri, ağır yemeklerden kaçınmaları, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeleri faydalı olacaktır. Ağır efor gerektiren işlerden uzak durmaları da bu dönemde önemlidir. Kalp hastalarına yürüyüş ve egzersiz öneriyoruz. Ancak sıcak havalarda bunu mümkün olduğunca sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde yapmaları daha sağlıklı olacaktır' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/bunaltici-sicaklar-olumcul-kalp-hastaliklarini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 09:44:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/bunaltici-sicaklar-olumcul-kalp-hastaliklarini-tetikliyor.jpg" type="image/jpeg" length="58434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaklaşık 10 bin kişi Çakallı Menemen Festivali'nde buluştu]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/yaklasik-10-bin-kisi-cakalli-menemen-festivalinde-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/yaklasik-10-bin-kisi-cakalli-menemen-festivalinde-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'un Kavak ilçesinde düzenlenen Geleneksel Kavak Çakallı Menemen Festivali, yaklaşık 10 bin ziyaretçiyi ağırladı. Üç gün boyunca gastronomi, doğa ve macera etkinliklerinin yer aldığı festivalde binlerce kişiye tescilli Çakallı menemeni ikram edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kavak Kaymakamlığı öncülüğünde Kavak Yerel Eylem Grubu Derneği (KAVAK YEG), Kavak Dernekler Federasyonu (KADEF) ve Kavak Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KAVSİYAD) iş birliğiyle düzenlenen Geleneksel Kavak Çakallı Menemen Festivali, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Festivalde üç gün boyunca yamaç paraşütü, ATV ve gastronomi etkinlikleri düzenlenirken, Kavak'ın doğal güzellikleri, kültürel zenginlikleri ve yöresel değerleri ziyaretçilere tanıtıldı. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün tesciline sahip Çakallı menemeni de festival boyunca binlerce ziyaretçiye ikram edildi. Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı festival, Kavak'ın turizm potansiyelini ve kurumlar arasındaki iş birliğini gözler önüne serdi.</p>

<p>Festivale katılan KAVSİYAD'ın önceki dönem başkanı Serdar Yetişkin, 'Dört yıl başkanlığını yaptığım KAVSİYAD'da görevimi devrettim. Ancak Kavak ve Kavaklılar için üzerimize ne görev düşerse her zaman burada olmaya devam edeceğiz. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gün boyu süren etkinlikler, akşam saatlerinde düzenlenen konserle sona erdi. Festivalin gerçekleştirilmesine katkı sunan kurum ve kuruluşlara, menemen ustalarına, gönüllülere ve festivale katılan vatandaşlara teşekkür edilirken, Geleneksel Kavak Çakallı Menemen Festivali'nin gelecek yıllarda daha da büyüyerek ilçenin tanıtımına ve turizmine katkı sağlamasının hedeflendiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/yaklasik-10-bin-kisi-cakalli-menemen-festivalinde-bulustu</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 19:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/yaklasik-10-bin-kisi-cakalli-menemen-festivalinde-bulustu.jpg" type="image/jpeg" length="26897"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vali Tavlı: '15 Temmuz milli irade kahramanlarımız da sonsuza kadar minnetle anılacak']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/vali-tavli-15-temmuz-milli-irade-kahramanlarimiz-da-sonsuza-kadar-minnetle-anilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/vali-tavli-15-temmuz-milli-irade-kahramanlarimiz-da-sonsuza-kadar-minnetle-anilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Valisi Orhan Tavlı, Çanakkale'den günümüze vatanın huzuru ve devletin bekası için mücadele eden tüm kahramanların yanı sıra 15 Temmuz milli irade kahramanlarının da sonsuza kadar şükran, rahmet ve minnetle anılacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Valisi Orhan Tavlı, Çanakkale'den günümüze vatanın huzuru ve devletin bekası için mücadele eden tüm kahramanların yanı sıra 15 Temmuz milli irade kahramanlarının da sonsuza kadar şükran, rahmet ve minnetle anılacağını söyledi.</p>

<p>Vali Orhan Tavlı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Çanakkale'den Milli Mücadele'ye, Kore ve Kıbrıs harekatlarından sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına kadar vatan uğruna mücadele eden tüm kahramanlarla birlikte 15 Temmuz milli irade kahramanlarının da tarihe adını altın harflerle yazdırdığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tavlı, 'Çanakkale'de, Milli Mücadele'de, Kore'de, Kıbrıs'ta, Pençe Kilit, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtlarıyla tüm yurt içi ve sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarında göğüslerini aziz milletimizin huzuru ve devletimizin bekası için siper eden tüm kahramanlarımızla birlikte 15 Temmuz milli irade kahramanlarımız da sonsuza kadar şükran, rahmet ve minnetle yâd edilecektir' dedi.</p>

<p>'Adını tarihe ve aziz milletimizin kalbine altın harflerle yazdıran aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin cesaretleri dilden dile, gönülden gönüle aktarılacak ve yaşatılacaktır inşallah' ifadelerini kullanan Vali Tavlı, 'Aziz milletimizin zaferi ebedi olsun' mesajını paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/vali-tavli-15-temmuz-milli-irade-kahramanlarimiz-da-sonsuza-kadar-minnetle-anilacak</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/samsun-valisi-orhan-tavlidan-kahramanlara-vefa-dolu-sozler-6.jpg" type="image/jpeg" length="78346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sıcak havalarda kalbin yükü artıyor']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/sicak-havalarda-kalbin-yuku-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/sicak-havalarda-kalbin-yuku-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, yaz aylarında artan sıcaklıkların özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için ciddi risk oluşturabileceğini belirterek, basit önlemlerle kalp sağlığının korunabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, yaz aylarında artan sıcaklıkların özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için ciddi risk oluşturabileceğini belirterek, basit önlemlerle kalp sağlığının korunabileceğini söyledi. </p><p>Yaz sıcakları yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmıyor, kalbin iş yükünü de artırıyor. Özellikle kalp hastaları, hipertansiyon ve ritim bozukluğu bulunan kişilerde aşırı sıcaklar; çarpıntı, tansiyon dalgalanmaları ve kalp krizi riskini artırabiliyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, sıcak havalarda kalp sağlığının korunması için dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. </p><p>'Sıcak havalarda kalbin yükü artıyor' </p><p>Sıcaklık artışıyla birlikte vücudun kendini korumak için terleme ve damar genişlemesi gibi mekanizmaları devreye soktuğunu belirten Doç. Dr. Yücel, 'Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmaz, kalp sağlığı üzerinde de önemli etkiler oluşturabilir. Özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için aşırı sıcaklar, dikkat edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek bir risk faktörüdür' dedi. </p><p>Vücudun sıcak havaya karşı verdiği tepkilerin kalbin çalışma yükünü artırabileceğini ifade eden Yücel, 'Damarların genişlemesiyle birlikte tansiyonda düşüş yaşanabilir. Bu dengeyi sağlamak için kalp daha hızlı ve daha güçlü çalışmaya başlar. Sağlıklı bireylerde bu durum çoğu zaman sorun oluşturmazken; kalp yetmezliği, hipertansiyon, koroner damar hastalığı veya ritim bozukluğu bulunan kişilerde kalbin yükü önemli ölçüde artar' diye konuştu. </p><p>Mineral kaybı ritim bozukluğuna yol açabilir </p><p>Sıcak havalarda terleme ile birlikte vücudun su ve mineral kaybettiğine dikkat çeken Yücel, 'Terleme sırasında sadece su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi hayati mineraller de kaybedilir. Bu minerallerin azalması kalp ritmini olumsuz etkileyerek çarpıntı ve ritim bozukluklarına neden olabilir. Yeterli sıvı alınmadığında ise kan yoğunlaşır, dolaşım zorlaşır ve kalbin daha fazla çalışması gerekir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Tansiyon ilaçları doktor önerisi olmadan değiştirilmemeli' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sıcak havaların tansiyon hastalarını da etkileyebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Yücel, 'Bazı kişilerde tansiyon düşerken bazı kişilerde ani yükselmeler görülebilir. Özellikle idrar söktürücü veya tansiyon ilacı kullanan hastalarda sıvı kaybı daha hızlı gelişebileceği için ilaçlar doktor önerisi olmadan değiştirilmemelidir' uyarısında bulundu. </p><p>Kalp sağlığı için sıcak havalarda öneriler </p><p>Sıcak havalarda alınabilecek önlemleri sıralayan Yücel, şunları kaydetti: </p><p>'Günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Zorunlu durumlarda gölgede kalmaya özen gösterilmeli, ince, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Susamayı beklemeden gün boyunca düzenli su tüketmek, ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmak, yoğun fiziksel aktiviteleri sabah erken veya akşam serin saatlere bırakmak önemlidir.' </p><p>Kalp hastalarının yaz aylarında doktor kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Yücel, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı halsizlik, baş dönmesi veya bayılma hissi gibi belirtiler görülmesi halinde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. </p><p>Sıcak havaların herkesi etkileyebileceğini ancak kalp hastalarında bu etkinin daha belirgin olduğunu ifade eden Dr. Yücel, açıklamasını şöyle tamamladı: </p><p>'Basit önlemlerle yaz sıcaklarının kalp üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak mümkündür. Özellikle kronik kalp hastalığı bulunan bireylerin sıcak havaları hafife almaması, yaşam düzenlerini hava koşullarına göre planlaması ve vücutlarının verdiği sinyalleri dikkate alması sağlıklı bir yaz dönemi geçirmelerine yardımcı olacaktır.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/sicak-havalarda-kalbin-yuku-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:51:15 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/sicak-havalarda-kalbin-yuku-artiyor.jpg" type="image/jpeg" length="97363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Parkinson erken teşhisle kontrol altına alınabilir']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/parkinson-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/parkinson-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson hastalığının kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneğinin bulunduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Hikmet Dolu, 'Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson hastalığının kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneğinin bulunduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Hikmet Dolu, 'Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir' dedi. </p><p>Parkinson hastalığı hakkında bilgiler veren Liv Hospital Samsun Nöroloji Uzm. Dr. Hikmet Dolu, 'Hareketlerde yavaşlama ve titreme ile başlayan, tedavi edilmezse zaman içinde hastayı yatağa bağımlı hale getirebilen Parkinson, hayat kalitesini bozan bir hastalık olarak tanımlanabilir. Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson'un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneği bulunur. Parkinson, ekseriyetle vücudun bir tarafında hareketlerin ileri derecede yavaşlaması (bradikinezi), genellikle istirahat halindeyken görülen titreme (tremor), kasların düzensiz ve istemsiz kasılması sonucu oluşan vücutta sertlik hissi (rijidite) ve postür (duruş) bozukluklarıyla ortaya çıkar. Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir' diye konuştu. </p><p>'Hareketlerde azalma görülebilir' </p><p>Parkinson hastalığının belirtilerinden bahseden Uzm. Dr. Dolu, 'Parkinson hastalığı hemen hemen her zaman vücudun bir yarısında (daha sıklıkla sol taraf, hemiparkinsonizm) başlar, yıllar içinde diğer tarafa da geçer. Temel belirtisi, hareketlerde yavaşlama ve/veya titremedir yani tremordur. Sıklıkla tek tarafta, istirahat halinde ortaya çıkan elde veya ayakta titreme ve eklem hareketlerinde katılıkla kendini gösterir. Zamanla yürürken tek veya iki taraflı kol sallanma hareketlerinde azalma veya kayıp, adımlarda küçülme, yürümeye başlamada zorluk, düğme iliklemek ya da açmakta zorlanma, yatakta dönme ya da otururken kalkmada güçlük Parkinson'un belirtileri arasındadır. Maske (donuk yüz) yüz ifadesi, alçak ve kısık ses tonuyla konuşma, el yazısında küçülme, öne doğru eğilme/kamburlaşma olabilir. Parkinson hastalığında beyinden kaynaklanan hareketler haricinde belirti ve şikâyetler de izlenir. Bunlar kabızlık, kan basıncının düşmesi, depresyon, uyku bozuklukları, huzursuz bacak sendromu ve koku duyusunun kaybıdır. Hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları, harekette donmalar ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalarda bu tabloya bunama (demans) da eklenir' şeklinde konuştu. </p><p>'İlaç tedavisi uygulanabilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Parkinson tedavisinde öncelikle ilaçların kullanıldığını söyleyen Uzm. Dr. Dolu, 'İlaçlarla beklenen yanıtın alınamadığı hastalarda veya zamanla ilaçların faydasının azaldığı durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir. İlaç tedavisi beyinde azalmış olan dopaminerjik geçişi artırmaya yöneliktir. Yani Parkinson ilacı, dopamini artırmaya yöneliktir. Bu amaçla, beyinde dopamin miktarını artıran ilaçlar tedavide kullanılır. Ancak Parkinson ilaçlarının uzun süre ve/veya yüksek dozlarda kullanımı ile hastalarda kısa süreli aşırı hareketlilik şeklinde dalgalanmalar, tam yanıtsızlık (off periyodu) ya da istemsiz hareketler (diskinezi) görülebilir. Bu ilaçları kullanan hastalarda ortalama yüzde 5-7 arasında ortaya çıkabilen bu durumları geciktirmek için rahatsızlığın başlangıcında hastaya yanıtın alınabildiği en düşük doz verilmelidir. Hasta 65 yaşın altındaysa ve bunama yoksa, tedaviye dopamin etkisini taklit eden 'dopamin agonisitleri' ile de başlanabilir veya tedaviye ek olarak kullanılabilir. Titreme, bunama, depresyon, uyku bozukluğu şikâyetleri görülürse bu şikâyetler için başka bir tedavi stratejileri planlanabilir. Hastaların üçte biri ilaç tedavisi ile uzun yıllar iyi cevap alınan ve yaşamlarında önemli bir kısıtlama olmadan yaşayabilen kişilerdir. Kalan grubun bir kısmında ilaca cevap kısıtlıdır. Doz arttırıldıkça yan etkiler, zamanla da ilaca cevapsızlık görülebilir' ifadelerini kullandı. </p><p>'İlaç tedavisine yanıt alınmazsa cerrahi tedavi tercih edilebilir' </p><p>İlaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda cerrahi tedaviye başvurabileceklerine dikkat çeken Uzm. Dr. Dolu, şunları söyledi: </p><p>'Özellikle son 15-20 yıldır ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda, cerrahi seçenek önerilir. Amaç beyinde hareketimizle ilgili merkezlerde azalan elektriksel uyarının cilt altına yerleştirilen bir kaç cm'lik jeneratör aracılığı ile oluşturulmasıdır. Kalp pili benzeri bir mantık ile düşünülebilir. Uygulamanın tıbbi adı, derin beyin stimülasyonudur.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/parkinson-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 13:45:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/07/agency/iha/parkinson-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir.jpg" type="image/jpeg" length="87986"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
