<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Samsun Haber – Son Dakika &amp;amp; Samsunspor | Samsun Canlı Haber</title>
    <link>https://www.samsuncanlihaber.com</link>
    <description>Samsun haber, son dakika ve Samsunspor gelişmeleri; trafik, hava durumu, ekonomi ve kültür içerikleri. Tarafsız ve hızlı Samsun haber sitesi.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.samsuncanlihaber.com/rss/genel" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 20 Sep 2026 12:51:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/rss/genel"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Kanser taramalarını ihmal etmeyin']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/uzmani-uyardi-kanser-taramalarini-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/uzmani-uyardi-kanser-taramalarini-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, kanserin erken teşhisinde düzenli taramaların önemine dikkat çekerek, kişilerin yaş ve risk gruplarına uygun taramalarını aksatmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, kanserin erken teşhisinde düzenli taramaların önemine dikkat çekerek, kişilerin yaş ve risk gruplarına uygun taramalarını aksatmaması gerektiğini söyledi. </p><p>Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, kanser hastalıkları, tarama yöntemleri ve hastalık belirtileri hakkında açıklamalarda bulundu. Son dönemde popüler olan 'kanser salgını' terimini doğru bulmadığını ifade eden Doç. Dr. Özen, 'Kanser salgını söylemi çok doğru değil. Kanserleri daha fazla teşhis ediyoruz, daha fazla tanı koyduğumuz bir durum söz konusu. Bu hem tarama yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla hem hastaların hekime daha kolay ulaşabilmesi ile ilgili bir şey. Ama evet, Türkiye'de pek çok kanseri dünya standartlarındaki diğer oranlarla birlikte ortak olarak yüksek görüyoruz. Ancak bir salgından bahsetmek mümkün değil. Ama neden önemli? Hala kardiyovasküler hastalıklardan sonra önemli ölüm nedenleri arasında. Kanserle ilgili daha çok gündeme gelen haberler, aslında kanser tedavisinde çok fazla yenilik olmasından kaynaklanıyor. Önceden tedavi edemediğimiz birçok kanserde artık tedavi yöntemlerinin gelişmesi nedeniyle sağ kalım süreleri uzuyor. Bununla ilgili de bir farkındalık artıyor ve daha çok önümüze çıkıyor bu haberler. Bizim tüm hekimler olarak koruyucu hekimlikte öncelediğimiz şey, uygun kanser taramalarını yapabilmek. Tanı koyduktan sonra onkoloji hekimlerimiz tabii ki bunların tedavisini yapıyorlar' dedi. </p><p>'En çok tarama yapılan kanser türleri meme, kolon ve rahim ağzı kanseri' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tarama yöntemlerinin çok geliştiğini ve bazı kanser türlerinin erkenden teşhis edildiğini dile getiren Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, 'Kanser taraması yapabilmemiz için aslında belki onlarca, yüzlerce daha fazla kanser türü var. Ama bizim bir kanseri tarayabilmemiz için belli kriterlerin olması lazım. O kanserin çok yaygın olması lazım. Taramanın ucuz ve güvenilir bir yöntemle yapılabiliyor olması lazım. Kar-zarar ilişkisini düşündüğümüzde tarama için yapacağımız girişimler veya görüntülemeler, testler sonucunda kişilerin hayatını kurtarabiliyor olmamız lazım. Yani kanserin erken teşhis edilebilir bir kanser türü olması lazım. Tüm dünyada yeni taramaya giren kanserler de var, artık taramadan çıkarılan kanserler de var. En çok taradığımız kanserlerin başında meme kanseri geliyor. Rahim ağzı kanseri taramasının, cinsel aktiflik başladığı andan itibaren 5 yılda bir HPV testi ile birlikte smear ve HPV testi ile yapılması çok önemli. Akciğer kanserinin belirgin bir tarama testi yok açıkçası. Sadece yüksek riskli gruplara düşük doz BT ile tarama öneriliyor. 50-74 yaş arası aktif sigara içen veya yeni bırakmış olan, uzun yıllar sigara içmiş kişiler gibi. Bunun nedeni de hızlı gelişebiliyor ve siz peş peşe seri tomografi çekimiyle kanseri tanıyayım derken hastaya bir taraftan da fazla radyasyon vermiş oluyorsunuz. Aslında esas olarak taranan üç tane temel kanser var. Meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolon kanseri' diye konuştu. </p><p>'Kanser taramaları düzenli yaptırılmalı' </p><p>Kolon kanseri taramalarına da ayrı bir parantez açan Özen, 'Ülkeler arasında kılavuzlarda değişiklikler olmakla birlikte kabaca cinsel aktivite olduktan sonra rahim ağzı kanseri taraması yapılmalı. 40 yaşından sonra meme kanseri taraması başlamalı tercihen mamografiyle ve kendi kendine elle muayenenin de yapılması öneriliyor. Kolon kanseri taraması da 45 yaş sonrası başlamalı. Şimdi Amerika 45 yaşında başlıyor. Türkiye 50 yaşında başlıyor. Avrupa farklı bölgelerde 45 veya 50 yaşında başlıyor ama kolorektal kanserle ilgili şunu biliyoruz. Daha erken yaşta görülen kolorektal kanser biraz daha agresif seyredebiliyor ve bunun sıklığının da arttığını biliyoruz. O yüzden ben de hastalarıma 45 yaş itibariyle kanser taraması öneriyorum. Burada yöntem gaytada gizli kan testi olabilir. 10 yılda bir kolonoskopi olabilir. 5 yılda bir sigmoidoskopi olabilir. Mutlaka bir erişkin doktorunuzla birlikte konuşarak, aile hekiminizle konuşarak kanser taramalarınızı düzenli yaptırmanızı öneriyorum' şeklinde konuştu. </p><p>'El ayası ve ayak tabanında ben olanlar mutlaka muayene olmalı' </p><p>Vücuttaki benlerin çoğalmasının veya değişmesinin de kanser habercisi olabileceğine değinen Doç. Dr. Özen, şöyle devam etti: 'Nadir görülen, belli risk faktörlerine sahip kişilerde nadir görülen tümörlerle ilgili de tarama yapılabiliyor. Mesela çok yaygın beni olan kişilerde belli aralıklarla cildiye muayenesi yapılmasını ve malign melanom açısından taranmasını da öneriyoruz. Özellikle vücudundaki benlerin sayısında artış gören, vücudundaki benlerin boyutunda artış gören, renginde koyulaşma gören, ailesinde cilt kanseri öyküsü olan kişilerde özellikle tarama öneriyoruz. Zaten bir yerinizde bir ben varsa yıllık cildiye muayenesi ile bunun takibini yaptırmakta fayda var. Özellikle de çok sayıda beni olan kişilerde. Ama burada bir dağılım söz konusu değil. Yani sırtında daha fazlaysa, kolunda daha fazlaysa gibi değil. Şunu biliyoruz. Baskıya maruz kalan bölgelerdeki benlerin maligniteye dönme ihtimali yüksek. O yüzden el ayasında ve ayak tabanında beni olanların mutlaka muayene olmasını öneriyoruz.' </p><p>Prostat taramalarına da değinen Özen, ayrıca şunları söyledi: </p><p>'Prostat kanseri taraması ile ilgili ufak bir şey söyleyerek toparlayayım. Prostat kanserini biz yakın zamana kadar belli yaş üstünde PSA taramasıyla yapıyorduk. Ancak artık PSA taramasıyla çok erken prostat kanseri tanısı konulan hastalarda çok erken ve fazla müdahalelerle yaşam kalitesi değişebildiği için burada artık üroloji muayenesi öneriyoruz. PSA dışında, yani PSA yapmak yerine üroloji muayenesi yapılmasını ve üroloji hekimi ile hastanın karşılıklı oturarak PSA testinin yapılıp yapılmayacağına karar vermesini öneriyoruz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/uzmani-uyardi-kanser-taramalarini-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:46:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/uzmani-uyardi-kanser-taramalarini-ihmal-etmeyin.jpg" type="image/jpeg" length="92397"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karadeniz'de ilk: Robot yardımlı akciğer kanseri ameliyatı gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/karadenizde-ilk-robot-yardimli-akciger-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/karadenizde-ilk-robot-yardimli-akciger-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde göğüs cerrahisi alanında Karadeniz Bölgesi'nde ilk robotik akciğer ameliyatı yapıldı. Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burçin Çelik önderliğindeki ekip, 57 yaşındaki erkek hastada sağ akciğerin alt lobunda yerleşmiş bir tümöre robotik lobektomi ameliyatını başarıyla uyguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde göğüs cerrahisi alanında Karadeniz Bölgesi'nde ilk robotik akciğer ameliyatı yapıldı. Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burçin Çelik önderliğindeki ekip, 57 yaşındaki erkek hastada sağ akciğerin alt lobunda yerleşmiş bir tümöre robotik lobektomi ameliyatını başarıyla uyguladı.</p>

<p>OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi, cerrahi tıbbın en ileri teknolojilerinden biri olarak kabul edilen 'da Vinci Robotik Cerrahi Sistemi'ni bünyesine katarak Karadeniz Bölgesi'nde bir ilke imza attı. OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nde kullanılmaya başlanan Da Vinci Robotik Cerrahi Sistemi; multidisipliner yaklaşımla genel cerrahi, üroloji, kadın doğum, göğüs cerrahisi, çocuk cerrahisi ve kulak burun boğaz gibi branşlarda çeşitli cerrahi operasyonlarda kullanılacak. Karadeniz Bölgesi'ndeki üniversiteler arasında ilk kez edinilen cerrahi robot sayesinde hastaların tedavi için şehir dışına gitme ihtiyacı azalacak.</p>

<p>Göğüs cerrahisi alanında Karadeniz Bölgesi'nde ilk robotik akciğer ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. OMÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burçin Çelik önderliğindeki ekip, 57 yaşındaki erkek hastada sağ akciğerin alt lobunda yerleşmiş bir tümöre robotik lobektomi ameliyatını başarıyla uyguladı. OMÜ Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı'nda yeni robotik cerrahi sisteminin göğüs kafesi içinde yer alan akciğer, mediasten, timus ve yemek borusuna ilişkin uygun hastalıkların cerrahi tedavisinde kullanılmasının planlandığını belirten Prof. Dr. Burçin Çelik, robotik göğüs cerrahisi ameliyatları ile ilgili, 'Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte kullanım sıklığı giderek artan robotik cerrahi, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son 10 yıldır göğüs cerrahisi alanında aktif olarak kullanılmaktadır. Göğüs cerrahisi alanında robot teknolojisinin kullanılması ile yapılan ameliyatlar minimal invaziv bir cerrahi türüdür. Robotik cerrahi, özellikle akciğer kanserinin cerrahi tedavisinde, mediasten denilen her iki akciğer arasında bulunan bölgenin hastalıklarında sıklıkla kullanılan bir cerrahi yöntemdir' dedi.</p>

<p>Robotik göğüs cerrahisinin hangi hastalara uygulanabileceğine değinen Prof. Dr. Çelik, 'Robotik cerrahi, cerrahın bir konsol başından robot kollarını yüksek hassasiyetle yönettiği bir kapalı ameliyat tekniğidir. Göğüs cerrahisi ile ilgili planlanan tüm ameliyatlarda robot teknolojisi kullanılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu, lezyonun kapalı cerrahi ile çıkarılabileceği öngörülen hastalıklar ve patolojilerde tercih edilmesidir. Minimal invaziv cerrahiye yani kapalı cerrahiye uygun olmayan lezyonlarda robotik cerrahi tercih edilmemelidir. Robotik göğüs cerrahisi; tanı ve tedavi amacıyla akciğer nodüllerinin çıkarılmasında, erken evre akciğer kanserlerinin cerrahi tedavisinde, mediastende özellikle timus bezinin iyi huylu ve kötü huylu tümörlerinin cerrahi tedavisinde, mediastende lokalize konjenital lezyonlar ve nörojenik kökenli tümörler, germ hücreli tümörlerin cerrahi tedavisinde, özofagusun iyi ve kötü huylu tümörlerinin cerrahi tedavisinde, diyafram ve göğüs duvarı tümörlerinin cerrahi tedavisinde kullanılabilir' diye konuştu.</p>

<p>'Robotik sistem doktorun ameliyat edeceği bölgeyi daha iyi görmesini sağlar'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Robotik cerrahinin geleneksel cerrahiyle arasındaki farklara da değinen Çelik, 'Robotik göğüs cerrahisi, açık göğüs cerrahisine kıyasla birçok avantaja sahiptir, bunlar hasta ve cerrah açısından sunduğu avantajlar şeklinde ikiye ayrılabilir. Robotik araçlar son derece hassas ve manevra kabiliyeti yüksek cihazlar olup, dar alanlarda dahi cerrahi işlemleri kolayca yapılmasını sağlar. Ayrıca cerrahın ameliyat bölgesini üç boyutlu görmesi sayesinde dokuların gerçek mesafelerini anlamayı ve hayati organların korunmasını kolaylaştırır. Bu durum, cerrahın zor ulaşılan bölgelere bile kolayca erişmesine imkan sağlar ve hassas doku diseksiyonu sayesinde ameliyat sırasında kan kaybı oldukça düşük olur. Hasta için olan avantajları ise daha az ağrı, daha hızlı iyileşme süreleri ve daha az komplikasyon riskidir. Bu avantajlar hastalar için hastanede daha kısa kalış süresi ve ameliyat sonrası dönemde daha az rahatsızlık ve günlük hayatlarına daha erken zamanda dönmeleri anlamına gelir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Robotik sistemin gelmesinin hem hastalar hem de doktorlar açısından rahatlatıcı olduğunu ifade eden OMÜ Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasemin Büyükkarabacak ise şunları söyledi:</p>

<p>'Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı olarak robotik cerrahiye henüz yeni başladık. Çünkü üniversitemizin bünyesine robotik sistem yeni dahil edildi. Akciğer cerrahisi, yemek borusu cerrahisi ve mediasten cerrahisi, mediasten ve timus hastalıkları cerrahisi olmak üzere tüm hastalıklara robotik cerrahi sistemle girişimleri şu anda gayet rahatlıkla yapabilmekteyiz. Üniversitemiz kapsamında göğüs cerrahisi anabilim dalında robotik cerrahiyi saydığım bütün hastalıklarda güvenli ve etkin olarak uygulayabilmekteyiz. Robotik cerrahi sistemimizin avantajları; 10 kat büyütme ile hastaya müdahale edebilmekteyiz. Hastanın cerrahi sonrasındaki ağrısı çok az olmakta ve cerrahiler sonrasında erken dönemde taburculuklarını sağlayabilmekteyiz. Robotik cerrahi girişimler, uygun ve doğru hastalarda uygulanmaktadır.'</p>

<p>OMÜ'de ilk kez yapılan ameliyat ekibinde Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Pirzirenli ve çok sayıda ameliyathane personeli de yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/karadenizde-ilk-robot-yardimli-akciger-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/karadenizde-ilk-robot-yardimli-akciger-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="34365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze'deki yıkımın eğitime olan etkileri OMÜ'de masaya yatırıldı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/gazzedeki-yikimin-egitime-olan-etkileri-omude-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/gazzedeki-yikimin-egitime-olan-etkileri-omude-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Üstün Küsefoğlu Bilim İletişimi Ofisi ile Uluslararası İlişkiler Birimi iş birliğinde düzenlenen 'Gazze İçin Bilim Kafe' etkinliği, akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Gazze'de süregelen yıkımın eğitim altyapısı üzerindeki etkilerinin somut verilerle ele alındığı programda, bölgedeki akademik hafızanın korunması ve geleceğin inşasında eğitimin belirleyici rolü vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Üstün Küsefoğlu Bilim İletişimi Ofisi ile Uluslararası İlişkiler Birimi iş birliğinde düzenlenen 'Gazze İçin Bilim Kafe' etkinliği, akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Gazze'de süregelen yıkımın eğitim altyapısı üzerindeki etkilerinin somut verilerle ele alındığı programda, bölgedeki akademik hafızanın korunması ve geleceğin inşasında eğitimin belirleyici rolü vurgulandı. </p><p>OMÜ Üstün Küsefoğlu Bilim İletişimi Ofisi ve Uluslararası İlişkiler tarafından Gazze İçin Bilim Kafe etkinliği düzenlendi. Zorlu savaş şartlarında Gazze'de eğitimini sürdüren öğrenci ve akademisyenlerin deneyimlerini görünür kılmayı, bölgeyle akademik dayanışmayı güçlendirmeyi ve eğitimin geleceğin inşasındaki rolüne dikkat çekmeyi amaçlayan etkinlikte bölgedeki güncel durum da masaya yatırıldı. OMÜ Uluslararası İlişkiler Birimi ev sahipliğinde düzenlenen programa OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, Rektör Danışmanı ve Bilim İletişimi Ofisi Akademik Yöneticisi Prof. Dr. Emine Şendurur, Uluslararası İlişkiler Birimi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Aycan, çok sayıda akademisyen ile öğrenciler katıldı. </p><p>'Gazze'de büyük bir soykırım gerçekleştiriliyor' </p><p>Etkinlik hakkında bilgi veren OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, 'Büyük bir insanlık dramının farklı bir boyutuyla bir araya gelmiş bulunuyoruz. Son yıllarda Gazze'de büyük bir soykırım gerçekleştiriliyor ve bu soykırımı hepimiz aslında yakından şahit oluyoruz. Şu anda bu soykırım neticesinde bir insanın, özellikle de bir çocuğun en temel ihtiyaçlarından, en temel haklarından birisi olan eğitime ulaşma şansı da maalesef diğer temel hakları gibi bir şekilde gasp ediliyor. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığımızın en azından bu konuda farkındalık oluşturabilmek adına üniversitelerimize gönderdiği bir yazı doğrultusunda biz de yapılan Bilim İletişim Ofisi kapsamında bir etkinlik düzenlemeye karar verdik ve bu kapsamda da Gazze ve oradaki eğitim, bilim ve onun geleceği hakkındaki maalesef şu anki durum söz konusu olmaya devam ettiği sürece buradaki çocuklarımızın, buradaki insanlarımızın bu anlamdaki bütün hakları çok daha uzun süre ihlal edilecek ve beraberinde maalesef uzun süre tedavisi olmayacak, sonuçlara yol açacak. Tabii biz bunun kendi Türkiye açısından önemini ve beraberinde buna bilimsel açıdan bakarken beraberinde bir de orada bunu canlı olarak yaşayan, bunun içinde olan bir Filistinli kardeşimizin, öğrencimizin de bu konudaki görüşlerini buna dahil etmeye çalıştık' dedi. </p><p>Filistin'de yaşanan insanlık suçunun bir an önce sona ermesi gerektiğine değinen Kesten, 'Bu soykırım ve bu insanlık felaketi öncelikli olarak en kısa sürede sona erer ve oradaki Filistinli kardeşlerimiz gerekli hak ve hukuk, beraberinde ne varsa şu anda bir normal dünyada yaşayan insanın beraberinde elde etmesi gereken hak varsa bunları alır ve beraberinde de inşallah buradaki yaptığımız etkinlik hayırlara vesile olur. Oradaki tüm vatandaşlar hak ettikleri eğitim, sağlık gibi konularda da gerekli bütün sonuçlara ulaşabilirler' diye konuştu. </p><p>Rita Eid: 'Gazze halkı olarak eğitimi çok önemli görüyoruz' </p><p>Gazzeliler olarak eğitimi her zaman önemli gördüklerinin altını çizen OMÜ Felsefe ve Din Bilimleri Doktora Öğrencisi Filistinli Rita Eid ise, 'Ben Gazze'den geliyorum. Gazze benim büyüdüğüm şehir ve benim için çok önemli. Çünkü ailem hala orada. Babam orada, annem orada, kardeşlerim orada. Ben de orada yıllarca okudum. Üniversitelerimi de orada bitirdim. Ben Gazzeli olarak savaşın ne olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü ben küçükken birkaç tane savaş yaşadım. Biz hep bombaların seslerini duyduk. Hep biz bu kötü durumlarda büyüdük ve bunlara rağmen eğitim bizim için çok önemliydi. Hala da önemli. Biz Gazze halkı olarak eğitimi çok önemli görüyoruz. Bu savaşlara rağmen eğitimin kıymeti biliyoruz. Umarım bir gün gelirse bütün Gazze'nin çocukları için daha güzel bir gelecek gelir ya da daha güvenli bir gelecek gelir' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Program, katılımcıların soru ve değerlendirmelerinin ardından sona erdi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Samsun, Eğitim</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/gazzedeki-yikimin-egitime-olan-etkileri-omude-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 15:41:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/gazzedeki-yikimin-egitime-olan-etkileri-omude-masaya-yatirildi.jpg" type="image/jpeg" length="85277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Jandarma Havacılık Birliği ve Jandarma Kara Havacılık Okulu Samsun'da açılacak]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/jandarma-havacilik-birligi-ve-jandarma-kara-havacilik-okulu-samsunda-acilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/jandarma-havacilik-birligi-ve-jandarma-kara-havacilik-okulu-samsunda-acilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da 80 dönüm alan üzerine Jandarma Havacılık Birliği ve Jandarma Kara Havacılık Okulu açılacak. Havacılık Okulu, Uçak Helikopter Filo Komutanlığı ve İnsansız Hava Aracı Filo Komutanlığı 3 sene içerisinde Samsun'da hizmet vermeye başlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da 80 dönüm alan üzerine Jandarma Havacılık Birliği ve Jandarma Kara Havacılık Okulu açılacak. Havacılık Okulu, Uçak Helikopter Filo Komutanlığı ve İnsansız Hava Aracı Filo Komutanlığı 3 sene içerisinde Samsun'da hizmet vermeye başlayacak.</p>

<p>Jandarma Havacılık Okulu, Samsun Üniversitesi Ballıca Kampüsü'nde, Jandarma Genel Komutanlığına tahsis edilen 80 bin metrekarelik alanla yükseköğretim, savunma sanayii ve havacılık teknolojilerinin buluştuğu bir merkeze dönüşecek. Kampüsteki B No'lu Hangarın Jandarma Havacılık Birliği'nin kullanımına tahsis edilmesiyle burada Havacılık Okulu, Uçak/Helikopter Filo Komutanlığı ve İnsansız Hava Aracı (İHA) Filo Komutanlığı kurulacak. Karadeniz Bölgesi'nde sel ve heyelan başta olmak üzere doğal afetlerde havadan arama ve kurtarma faaliyetlerini güçlendirmeyi amaçlayan bu birimler, Samsun ve çevresindeki doğa olayları ve afetlerde önemli rol alacak.</p>

<p>'3 senede 400'ye yakın personel Samsun'a gelerek hizmet verecek'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Havacılık okulu hakkında bilgi veren Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, 'Jandarma Havacılık Birliği ve Jandarma Kara Havacılık Okulu inşallah üniversitemiz kampüsünde açılacak. Kendilerine 80 dönüm yer tahsis ettik. Bunlar buraya gelecekler. Havacılık Okulu, Uçak Helikopter Filo Komutanlığı ve İnsansız Hava Aracı Filo Komutanlığı 3 sene içerisinde bu gerçekleşecek ve 3 sene içerisinde burada 400'e yakın personel gelmiş olacak. Yani burada Samsun'a gelmiş olacak. Burada helikopter lisansı, İHA lisansı gibi faaliyetler verilecek. Şu anda da pistimizde bir tane helikopter duruyor. Yangınlar için faaliyete başladılar. 15 günde bir değişimli olarak 4 tane pilot arkadaş burada istihdam ediliyor. Buradan olaylara müdahale ediyorlar' dedi.</p>

<p>Öte yandan Rektör Aydın, görev süresinin dolmasının ardından basın mensuplarını yeni rektörlük binasında bir araya geldi. 8 yıllık görev süresini değerlendiren Aydın, yeni atanacak rektöre kadar göreve devam edeceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/jandarma-havacilik-birligi-ve-jandarma-kara-havacilik-okulu-samsunda-acilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/jandarma-havacilik-birligi-ve-jandarma-kara-havacilik-okulu-samsunda-acilacak.jpg" type="image/jpeg" length="65328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kontakt lens kullanırken yapılan 5 kritik hata]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/kontakt-lens-kullanirken-yapilan-5-kritik-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/kontakt-lens-kullanirken-yapilan-5-kritik-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca, 'Kontakt lens kullanırken yapılan küçük ihmaller, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir. Hijyen kurallarından kullanım süresine kadar dikkat edilmesi gereken 5 kritik hata, gözlerinizi korumak için büyük önem taşıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca, 'Kontakt lens kullanırken yapılan küçük ihmaller, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir. Hijyen kurallarından kullanım süresine kadar dikkat edilmesi gereken 5 kritik hata, gözlerinizi korumak için büyük önem taşıyor' dedi. </p><p>Kontakt lensler, doğru kullanıldığında günlük yaşamı kolaylaştıran pratik bir görme çözümü olarak dikkat çekiyor. Hijyen kurallarının ihmal edilmesi ve yanlış kullanım, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca, kontakt lens kullanırken dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda uyarılarda bulundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Kontakt lens kullanımı, yalnızca lensi göze takıp çıkarmaktan ibaret değildir. Lenslerin temizliği, kullanım süresi ve saklama şartları, göz sağlığının korunmasında büyük önem taşır. Günlük hayatta yapılan küçük ihmaller, göz enfeksiyonlarından kornea hasarına kadar çeşitli sorunlara neden olabilir' diyen Opr. Dr. Candan Karaca, 'Kontakt lenslerle uyumak, gözün oksijen almasını zorlaştırarak enfeksiyon riskini artırabilir. Özellikle gece kullanımına uygun olmayan lenslerle uyumak, kornea sağlığı açısından ciddi risk oluşturur. Bu nedenle göz hekiminin özel bir önerisi bulunmadıkça lensler uyumadan önce mutlaka çıkarılmalıdır. Musluk suyu, duş, havuz ve deniz suyu kontakt lensler için uygun değildir. Suda bulunabilen mikroorganizmalar, özellikle korneada ciddi enfeksiyonlara yol açabilir. Lensleri temizlemek veya saklamak için su ya da tükürük kullanmak da tehlikelidir. Lens bakımında yalnızca uygun kontakt lens solüsyonları tercih edilmelidir' şeklinde konuştu. </p><p>Lenslerin kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken diğer hususlar hakkında da bilgi veren Opr. Dr. Karaca, 'Lens takmadan veya çıkarmadan önce ellerin sabunla yıkanması ve iyice kurulanması gerekir. Kirli eller, mikroorganizmaların doğrudan göze taşınmasına neden olabilir. Ayrıca tırnakların temiz tutulması, lenslerin zarar görmesini önlemek açısından önemlidir. Günlük, aylık veya farklı kullanım sürelerine sahip lensler, üretici ve göz hekiminin önerilerine uygun şekilde değiştirilmelidir. Kullanım süresini aşmak, lens üzerinde birikintilere ve gözde tahrişe neden olabilir. Lens kabındaki eski solüsyonun üzerine yenisini eklemek yerine her kullanımda tamamen taze solüsyon kullanılmalıdır. Lenslerin bakımına özen gösterirken saklama kabını ihmal etmek de sık yapılan hatalardandır. Düzenli temizlenmeyen ve zamanında değiştirilmeyen lens kapları, mikroorganizmaların çoğalmasına zemin hazırlayabilir. Kap, uygun solüsyonla temizlenmeli, açık şekilde kurumaya bırakılmalı ve önerilen aralıklarla yenilenmelidir' diye konuştu. </p><p>Bazı belirtilerin görülmesi durumunda bir uzmana başvurulması gerektiğini de hatırlatan Karaca, ayrıca şunları söyledi: </p><p>'Kontakt lens kullanırken kızarıklık, ağrı, batma, ışığa hassasiyet veya bulanık görme gibi belirtiler ortaya çıkarsa lens hemen çıkarılmalıdır. Özellikle ağrı ve görme değişikliği varsa vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Kontakt lensler bir tıbbi üründür. Doğru hijyen, uygun kullanım ve düzenli göz kontrolleri, göz sağlığını korumanın temel adımlarıdır.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/kontakt-lens-kullanirken-yapilan-5-kritik-hata</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 10:00:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/kontakt-lens-kullanirken-yapilan-5-kritik-hata.jpg" type="image/jpeg" length="51038"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düzenli uyku çocuklarda okul başarısını artırıyor]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/duzenli-uyku-cocuklarda-okul-basarisini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/duzenli-uyku-cocuklarda-okul-basarisini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzenli uyuyan çocukların hem okul başarısının hem de bağışıklıklarının güçlendiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Akgün, 'Uyku yalnızca dinlenme değil; büyüme hormonunun salgılandığı, bağışıklık sisteminin güçlendiği ve beynin öğrendiklerini pekiştirdiği en değerli süreçtir. Erken yaşta kazanılan uyku alışkanlığı, çocuğun hem zihinsel hem de fiziksel gelişimini olumlu etkiler. Düzenli uyuyan bir çocuğun okulda daha kolay odaklandığını, öğrendiğini daha uzun süre hatırladığını bilimsel çalışmalar da destekliyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzenli uyuyan çocukların hem okul başarısının hem de bağışıklıklarının güçlendiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Akgün, 'Uyku yalnızca dinlenme değil; büyüme hormonunun salgılandığı, bağışıklık sisteminin güçlendiği ve beynin öğrendiklerini pekiştirdiği en değerli süreçtir. Erken yaşta kazanılan uyku alışkanlığı, çocuğun hem zihinsel hem de fiziksel gelişimini olumlu etkiler. Düzenli uyuyan bir çocuğun okulda daha kolay odaklandığını, öğrendiğini daha uzun süre hatırladığını bilimsel çalışmalar da destekliyor' dedi. </p><p>Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Akgün, gecelerin uzadığı bu dönemde ailelere sağlıklı uyku alışkanlıklarının önemini hatırlattı. Uzm. Dr. Akgün, 'Uyku yalnızca dinlenme değil; büyüme hormonunun salgılandığı, bağışıklık sisteminin güçlendiği ve beynin öğrendiklerini pekiştirdiği en değerli süreçtir' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Düzenli uyuyan çocuk okulda daha kolay odaklanır' </p><p>Uzm. Dr. Akgün, özellikle okul çağındaki çocuklarda düzenli uykunun eğitim başarısına doğrudan katkı sağladığını vurguladı. Uyku düzeni bozuk olan çocuklarda dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, davranış sorunları ve sık hastalanma gibi şikâyetlerin daha sık görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Akgün, 'Erken yaşta kazanılan uyku alışkanlığı, çocuğun hem zihinsel hem de fiziksel gelişimini olumlu etkiler. Düzenli uyuyan bir çocuğun okulda daha kolay odaklandığını, öğrendiğini daha uzun süre hatırladığını bilimsel çalışmalar da destekliyor' şeklinde konuştu. </p><p>'Sağlıklı uyku, sağlıklı gelecek' </p><p>Çocuklarda uyku düzeninin uzun vadeli sağlıkla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Akgün, 'Sağlıklı uyku, sağlıklı bir geleceğin anahtarıdır. Unutmayın, iyi uyuyan çocuk; hem daha mutlu hem de daha başarılıdır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Ailelere sağlıklı uyku önerileri' </p><p>Uzm. Dr. Akgün, uyku kalitesini artırmak için ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: </p><p>'Çocuğunuzun her gün aynı saatte yatıp kalkmasına özen gösterin. Yatmadan en az 1 saat önce ekran kullanımını (tablet, telefon, televizyon) sınırlandırın. Karanlık, sessiz ve serin bir oda uyku kalitesini artırır. Akşam yemeklerini uykudan 2-3 saat önce bitirmeye çalışın. Yatmadan önce kitap okuma, sakin sohbet ya da ılık duş gibi rahatlatıcı rutinler oluşturun. Hafta sonları da uyku düzenini mümkün olduğunca koruyun.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/duzenli-uyku-cocuklarda-okul-basarisini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 12:19:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/duzenli-uyku-cocuklarda-okul-basarisini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="48490"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lenfomanın belirtilerini göz ardı etmeyin]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/lenfomanin-belirtilerini-goz-ardi-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/lenfomanin-belirtilerini-goz-ardi-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, erken tanının tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Balçık, özellikle nedeni açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemesi, istemsiz kilo kaybı ve lenf bezlerinde büyüme gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, erken tanının tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Balçık, özellikle nedeni açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemesi, istemsiz kilo kaybı ve lenf bezlerinde büyüme gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. </p><p>Halk arasında 'lenf kanseri' olarak bilinen lenfoma hakkında bilgi veren VM Medical Park Samsun Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, hastalığın erken evrede tanı almasının tedavi süreci açısından önemli olduğunu söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Lenfomanın, lenfosit adı verilen kan hücrelerinin lenf bezlerinde kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Balçık, hastalığın çocukluk çağında da görülebilen kanser türleri arasında bulunduğunu ifade etti. </p><p>'Lenf bezlerindeki ağrısız şişliklere dikkat' </p><p>Lenfomanın bazı belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılabileceğini söyleyen Doç. Dr. Balçık, özellikle herhangi bir enfeksiyon olmaksızın boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ortaya çıkan ve büyümeye devam eden ağrısız şişliklerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Doç. Dr. Balçık, 'Herhangi bir enfeksiyona bağlı olmayan ve nedeni açıklanamayan ateş, pijama veya yatak çarşaflarını değiştirmeyi gerektirecek düzeyde gece terlemesi ve diyet uygulanmadığı halde yaklaşık 6 ay içerisinde vücut ağırlığının yüzde 10'u kadar istemsiz kilo kaybı lenfomanın belirtileri arasında yer alabilir' dedi. </p><p>'Erken tanı tedavi süreci açısından önemli' </p><p>Lenfomada erken tanının önemine değinen Doç. Dr. Balçık, hastaların belirtileri fark ettiklerinde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Balçık, 'Hastalar erken dönemde hekime başvurduklarında hastalığın erken evrede saptanma olasılığı artmaktadır. Erken evrede tanı alan uygun hastalarda daha az sayıda tedavi kürüyle sonuç alınabilmesi, tedaviye bağlı uzun dönem yan etkilerin azaltılması açısından da önem taşımaktadır' diye konuştu. </p><p>'Tanı ve tedavide yeni yaklaşımlar kullanılıyor' </p><p>Lenfomanın Hodgkin ve Hodgkin dışı olmak üzere iki ana grupta değerlendirildiğini belirten Doç. Dr. Balçık, son yıllarda hastalığın tanı ve tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Lenfoma tedavisinde hastalığın türü ve evresine göre farklı yöntemlerin kullanılabildiğini ifade eden Doç. Dr. Balçık, 'Günümüzde kemoterapinin yanı sıra kanser hücrelerini hedef alan ilaçlar da tedavide kullanılabilmektedir. Bu ilaçlar tek başına veya farklı tedavilerle birlikte uygulanabilmektedir. Kansere yönelik hücresel tedaviler konusunda da çalışmalar ve gelişmeler devam etmektedir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Şikâyetler uzun sürüyorsa hekime başvurulmalı' </p><p>Lenf bezlerindeki her büyümenin lenfoma anlamına gelmediğinin altını çizen Doç. Dr. Balçık, özellikle şikâyetlerin uzun süre devam etmesi veya ilerlemesi durumunda hekim değerlendirmesinin önemli olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Balçık, 'Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde geçmeyen şişlik, nedeni açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemesi ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler varsa hekime başvurulması önemlidir. Erken değerlendirme, hastalığın tanı ve tedavi sürecinde önemli bir avantaj sağlayabilir' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/lenfomanin-belirtilerini-goz-ardi-etmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 11:05:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/lenfomanin-belirtilerini-goz-ardi-etmeyin.jpg" type="image/jpeg" length="29718"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çene kemiği erimesi implant tedavisine engel değil]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/cene-kemigi-erimesi-implant-tedavisine-engel-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/cene-kemigi-erimesi-implant-tedavisine-engel-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Çene kemiği erimesinin implant tedavisine engel olmadığını belirten Diş Tabibi Osman Kılıç, uygun tedavi yöntemleriyle eriyen bölgelerde yeniden kemik oluşturulabildiğini ve birçok hastaya implant uygulanabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Çene kemiği erimesinin implant tedavisine engel olmadığını belirten Diş Tabibi Osman Kılıç, uygun tedavi yöntemleriyle eriyen bölgelerde yeniden kemik oluşturulabildiğini ve birçok hastaya implant uygulanabildiğini söyledi. </p><p>Medicana International Samsun Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümünden Diş Tabibi Osman Kılıç, ağız ve diş sağlığı konusunda doğru bilinen yanlışlara açıklık getirdi. Uzun süre dişsiz kalan ya da kemik erimesi olan çene kemiklerine de implant yapılan durumların olduğunu belirten Dt. Osman Kılıç, 20 yaş dişleri hakkında bilinmeyenleri de aktardı. </p><p>'Çene kemiği erime tedavisi ve implant aynı anda yapılabiliyor' </p><p>Bazı durumlarda kemik erimesi tedavisi ile implantın birlikte uygulandığını ifade eden Dt. Osman Kılıç, 'Çene kemiği erimesi olanların implant tedavisi yaptırmasına engel bir durum oluşturup oluşturmadığı özellikle yaşlı hastalar tarafından sıklıkla soruluyor. Çene kemiği erimesi çoğu durumda kemik augmentasyon teknikleriyle önlenebilen, tekrardan kemik üretimi sağlanabilen bir hastalığımız. Çoğu durumda engel olmamakla birlikte uzun süreli dişsizliği olan hastalarımızda zamanla o bölgedeki diş kayıplarında o bölgede çene kemiğinde erimeler olabiliyor. Ama özellikle üst çene arka posterior bölgelerde sinüs yükseltme yöntemlerimiz var. Açık teknik var, kapalı teknik var. Bu tekniklerle bazen yeterli kemik miktarı da oluşturulabiliyorsa aynı anda implant tedavisi yapılabiliyor. Bazı durumlarda öncesinde kemik tozu uygulanarak sonrasında yaklaşık 4 ile 6 aylık bir bekleme sürecinden sonra yeterli kemik miktarı sağlandıktan sonra implant tedavisi ekseriyâ yapılabiliyor. Çoğu durumda yaşlanmaya veya uzun süreli dişsizliğe bağlı oluşmuş kemik yetersizlikleri tedavi edilebiliyor. Hatta çoğu zaman implant tedavisi ile aynı seansta yapılıp ardından implantın kemikleşmesi için 3 aylık bekleme sürecine girilebiliyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Doğru pozisyonda olan ve yan dişlere zarar vermeyen 20 yaş dişleri olabiliyor' </p><p>Her 20 yaş dişinin çekilmediğine değinen Dt. Kılıç, '20 yaş dişleri özellikle genç hastalarda alt çene darlığıyla da birlikte çoğu zaman gömülü kalabiliyor. Yarı gömülü dediğimiz halde olabiliyor. Bazen tamamen çıkmış, sürmüş şekilde de olabiliyor. Doğru pozisyonda da olabiliyor. Ama özellikle temizlenmesinin zor olan bir bölgede olması, komşu dişe zarar verme riskini arttıran bir faktör. Sinirle ilişkili gömülü 20 yaş dişlerimiz var. Yani burada sinir hasarı oluşabilme riski var. Yine mutlaka bir uzman tarafından doğru konumlanmış, üç boyutlu bir tomografi altında tanısı konmuş, tedavisi planlanmış şekilde olması gerekiyor. 20 yaş dişleri mine kalitesi olarak da diğer dişler açısından çoğu zaman daha kalitesiz olabiliyor. Düzenli kontrollerini yapmak lazım. 20 yaş dişlerinde çoğu zaman dolgu, kanal tedavisi gibi tedavilere girmiyoruz. Başarı oranımız da düşük oluyor. Çoğu zaman bir önündeki komşu dişi, yani 7 numaralı dişi tutmak için 20 yaş dişinin çekimine gidiyoruz' diye konuştu. </p><p>Ayrıca 20 yaş dişlerinin çekilmesi gerektiği durumları da açıklayan Kılıç, '20 yaş dişini çekmediğimiz durumlar olabiliyor. 20 yaş dişini çekmediğimizde de hastanın ağız hijyeni iyiyse, dişin pozisyonu, kökleri ve kron dediğimiz gözüken kısmı doğru pozisyondaysa, tamamen çıkmış, sürmüş bir şekildeyse takip ettiğimiz, çekmediğimiz durumlar var. Burada dişin pozisyonunun eğri olması, dişin mine kısmını, sert dokusunu erittiği durumlarda bazen yan dişe zarar vermemek adına 20 yaş dişini çektiğimiz durumlar var' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/cene-kemigi-erimesi-implant-tedavisine-engel-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 10:46:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/cene-kemigi-erimesi-implant-tedavisine-engel-degil.jpg" type="image/jpeg" length="28201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu kış grip, COVID-19 ve RSV'ye dikkat]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/bu-kis-grip-covid-19-ve-rsvye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/bu-kis-grip-covid-19-ve-rsvye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzm. Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaklaşan solunum yolu virüsleri mevsimi öncesinde grip, COVID-19 ve solunum sinsityal virüsü (RSV) hakkında değerlendirmelerde bulundu. Özkaya, özellikle yaşlı ve risk grubundaki kişilerin kış virüslerinden korunmak için aşılama konusunda dikkatli olması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzm. Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaklaşan solunum yolu virüsleri mevsimi öncesinde grip, COVID-19 ve solunum sinsityal virüsü (RSV) hakkında değerlendirmelerde bulundu. Özkaya, özellikle yaşlı ve risk grubundaki kişilerin kış virüslerinden korunmak için aşılama konusunda dikkatli olması gerektiğini söyledi. </p><p>'Grip ve RSV aşılarına dikkat' </p><p>Grip aşısının bu yıl H1N1, H3N2 ve Victoria B türlerine karşı koruma sağlayan üç bileşenli bir aşı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, 'Bu yılki grip aşısı, üç farklı grip virüsü türüne (H1N1, H3N2 ve Victoria B türü) karşı koruma sağlayan üç bileşenli bir aşıdır. Yaşlı yetişkinler özellikle yüksek risk altındadır çünkü grip zatürreye, hastaneye yatışa ve ölüme yol açabilir. Bu aşılar sizi hastalığa yakalanmaktan korumaz ama bağışıklığı düşük, yaşlı hastalarda hastalığı ağır geçirmesini, hastaneye yatışları ve grip sonrasında gelişen zatureye bağlı ölümleri azaltıyor. Ülkemizde grip mevsimi genellikle Aralık ve Şubat aylarında zirve yapar ve ilkbahara doğru azalır. Bununla birlikte, bazı mevsimler diğerlerinden daha uzun sürer ve Mayıs ayına kadar grip vakaları yüksek seviyelerde görülebilir. Grip aşısı genellikle altı ila sekiz ay kadar koruma sağlar. Ancak bunun bireysel faktörlere ve belirli bir sezondaki grip virüsünün türüne bağlı olarak değişebileceğini bilmek önemlidir. En yüksek etkinliğin görülebileceği bir aralık olduğundan, zamanlama önemlidir. Grip aşısını çok erken yaptırırsanız, korumanız grip mevsimi bitmeden sona erebilir' dedi. </p><p>'Sonbahar başı döneminde yaptırılması en uygun' </p><p>RSV'nin özellikle bebekler ve küçük çocuklarda bronşiolit ile zatürrenin yaygın nedenlerinden biri olduğunu belirten Özkaya, 'RSV her yaş grubunda solunum yolu enfeksiyonuna yol açabilen, özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda bronşiolit ile zatürrenin en yaygın nedenlerinden biri olan bulaşıcı bir RNA virüsüdür. RSV aşısı, grip veya COVID gibi yıllık bir aşı değil, genellikle tek dozluk bir aşıdır. Şu anda 75 yaş ve üzeri kişiler veya RSV hastalığı riski yüksek olan 50-74 yaş arası kişiler için tek doz RSV aşısı önermektedir. 60-74 yaş arasında kronik kalp/akciğer hastalığı olanlar veya bakım evlerinde yaşayan yüksek riskli bireylere uygulanır. RSV enfeksiyonlarının en sık görüldüğü sonbahar ve kış ayları öncesinde, yani yaz sonu veya sonbahar başı döneminde yaptırılması en uygunudur' diye konuştu. </p><p>'COVID-19 hâlâ aramızda' </p><p>COVID-19 salgınının bitmesine rağmen virüsün hâlâ toplumda bulunduğuna dikkat çeken Özkaya, 'COVID 19 salgını bitmekle birlikte, ölümcül olmayan etkileri ile COVID 19 virüsünün hala aramızda olduğunu unutmamak lazım. Özellikle grip, RSV ve diğer başka virüslere birlikte yakalanıldığı zaman hala ölümcül olabileceğini unutmamak lazım. Bunun için Dünya'nın gelişmiş bölgelerinde rutin COVID19 aşısı piyasaya sürülmekle birlikte, ülkemiz için buna ihtiyaç yoktur. Ancak diğer virüsler ile birlikte özellikle yaşlı grupta hayati tehlike oluşturabileceğini biliyoruz' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>SARS-CoV-2 enfeksiyonunun bazı kronik virüsleri yeniden aktif hale getirdiğini belirten Özkaya, 'SARS-CoV-2 enfeksiyonunun Epstein-Barr virüsü ve sitomegalovirüs gibi kronik virüsleri yeniden aktif hale getirdiği gösterilmiştir. Bildirilen bir araştırmaya göre, COVID-19'a en az iki kez yakalandığını bildiren yetişkinlerin, hiç enfekte olmadığını bildirenlerden önemli ölçüde daha yüksek oranda yeni bir tıbbi durum tanısı alma olasılığı bulunuyor. Nisan 2022 ile Haziran 2023 tarihleri arasında yaklaşık 9.000 kişiden toplanan COVID 19 verileri analiz etti. Katılımcılar, kaç tane doğrulanmış veya şüpheli COVID enfeksiyonu geçirdiklerini ve ilk COVID enfeksiyonlarından sonra 21 rahatsızlıktan herhangi birine yakalanıp yakalanmadıklarını bildirdiler. Bu rahatsızlıklar arasında solunum, kardiyovasküler, nörolojik ve kas-iskelet sistemi bozukluklarının yanı sıra diyabet, kanser, uyku apnesi, bağırsak ve mesane bozuklukları, ruhsal hastalıklar ve kronik yorgunluk sendromu veya fibromiyalji yer alıyordu' ifadelerini kullandı. </p><p>'Okulların açılmasıyla vakalar artacak' </p><p>Birden fazla COVID-19 enfeksiyonu geçiren kişilerde yeni sağlık sorunları görülme ihtimaline ilişkin araştırma sonuçlarını da paylaşan Özkaya şunları söyledi: 'Katılımcıların yaklaşık yüzde 47'si bir COVID enfeksiyonu geçirdiğini, yaklaşık yüzde 20'si ise iki veya daha fazla enfeksiyon geçirdiğini bildirdi. Tüm katılımcıların yüzde 11'i çalışma süresi boyunca yeni bir sağlık sorunu geliştirdiğini belirtti. Araştırmacılar, iki veya daha fazla enfeksiyon bildirenlerin, hiç enfeksiyon bildirmeyenlere kıyasla yeni bir tanı alma olasılığının yüzde 76 daha yüksek olduğunu buldu. Solunum yolu hastalığı tanısı konma olasılığı 5 kat daha yüksek. Yaklaşan grip mevsiminin şiddetini tahmin etmek zor olsa da, biz doktorlar ve halk sağlığı uzmanları kış virüslerinden korunmanın en iyi yolunun aşılama olduğunu unutmamak gerekir. Okulların açılmasıyla grip, COVID-19 ve RSV gibi solunum yolu virüslerine bağlı vakaların artacağını biliyoruz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/bu-kis-grip-covid-19-ve-rsvye-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 08:52:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/bu-kis-grip-covid-19-ve-rsvye-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="59642"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kelime bulma güçlüğü Alzaymır habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/kelime-bulma-guclugu-alzaymir-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/kelime-bulma-guclugu-alzaymir-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alzaymır hastalığının yalnızca unutkanlıkla kendini göstermediğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Adem Akkurt, özellikle kelime bulma güçlüğü, aynı soruların tekrarlanması, günlük işleri planlamada zorlanma ve davranış değişikliklerinin de hastalığın erken döneminde görülebileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alzaymır hastalığının yalnızca unutkanlıkla kendini göstermediğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Adem Akkurt, özellikle kelime bulma güçlüğü, aynı soruların tekrarlanması, günlük işleri planlamada zorlanma ve davranış değişikliklerinin de hastalığın erken döneminde görülebileceğini söyledi. </p><p>Alzaymır hastalığının yaşlanmanın doğal bir parçası olmadığını, ilerleyici bir beyin hastalığı olduğunu belirten Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Adem Akkurt, hastalığın kesin nedeninin henüz tam olarak ortaya konulamadığını, beyinde amiloid ve tau adı verilen proteinlerin anormal birikimiyle birlikte sinir hücrelerinde meydana gelen hasarın hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığını ifade etti. Genetik ve çevresel birçok faktörün de sürece katkıda bulunabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Akkurt, 'İleri yaşın yanı sıra ailede Alzaymır öyküsü bulunması, yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, işitme kaybı ve düşük sosyal-zihinsel aktivite gibi faktörler de riskin artmasıyla ilişkilendirilmektedir' dedi. </p><p>'Alzaymır denildiğinde akla sadece unutkanlık gelmemeli' </p><p>Alzaymır denildiğinde toplumda ilk olarak unutkanlığın akla geldiğini belirten Uzm. Dr. Adem Akkurt, hastalığın başlangıcında farklı belirtilerin de ortaya çıkabileceğini vurgulayarak, 'En erken ve sinsi belirtilerden biri kelime bulmakta zorlanma olabilir. Kişi çok iyi bildiği bir nesnenin adını hatırlamayabilir, bunun yerine 'şu', 'o şey' gibi ifadeleri kullanmaya başlayabilir. Bu durum sıklaşıyor ve kişinin günlük konuşmasını etkilemeye başlıyorsa mutlaka dikkate alınmalıdır. Bunun yanı sıra aynı soruların tekrar tekrar sorulması, yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, randevuların karıştırılması, günlük işleri planlamakta zorlanma, yön bulmada güçlük ve kişilik ya da davranış değişiklikleri de değerlendirilmesi gereken belirtiler arasındadır. Bu tür değişiklikler kişinin kendisi kadar yakınları tarafından da fark edilebilir' diye konuştu. </p><p>'Bu yaşta unutkanlık normaldir düşüncesine dikkat' </p><p>Toplumda sıkça kullanılan, 'Bu yaşta unutkanlık normaldir' yaklaşımının tanının gecikmesine neden olabileceğini ifade eden Akkurt, yaşla birlikte bazı unutkanlıkların görülebileceğini ancak günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyen bilişsel değişikliklerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, 'Erken tanı, hastalığın yönetimi açısından büyük önem taşıyor. Erken dönemde hastanın ayrıntılı değerlendirilmesi, uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması mümkün olabiliyor. Bu nedenle kişinin hafızasında, konuşmasında, davranışlarında veya günlük yaşam becerilerinde belirgin bir değişiklik fark edildiğinde bunun yaşlanmanın doğal sonucu olduğu düşünülmemeli ve nöroloji uzmanına başvurulmalıdır' şeklinde konuştu. </p><p>Alzaymır hastalığını tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavinin bulunmadığını belirten Uzm. Dr. Adem Akkurt, buna karşın hastalığın belirtilerini yönetmeye yönelik tedavilerin yanı sıra uygun hastalarda hastalığın biyolojik seyrini yavaşlatmayı hedefleyen yeni nesil tedavi yaklaşımlarının da gündemde olduğunu söyledi. Tedavinin hastanın hastalık evresi, genel sağlık durumu ve uygunluk kriterlerine göre kişiselleştirildiğini belirten Akkurt, ilaç tedavilerinin yanında düzenli egzersiz, dengeli beslenme, kaliteli uyku, zihinsel aktiviteler ve sosyal yaşamın desteklenmesinin de tedavi sürecinin önemli parçaları olduğunu ifade etti. Alzaymır konusunda en önemli mesajın erken farkındalık olduğuna da değinen Akkurt, ayrıca şunları söyledi: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Unutkanlık dışında ortaya çıkan değişiklikleri de göz ardı etmemek gerekiyor. Özellikle kelime bulma güçlüğü, günlük işleri planlamada zorlanma veya yakın zamanda yaşanan olayların unutulması gibi belirtiler tekrarlamaya başladıysa değerlendirme için bir nöroloji uzmanına başvurulması önemlidir.' </p><p>Uzm. Dr. Adem Akkurt, buna karşın hastalığın belirtilerini yönetmeye yönelik tedavilerin yanı sıra uygun hastalarda hastalığın biyolojik seyrini yavaşlatmayı hedefleyen yeni nesil tedavi yaklaşımlarından TMS ve TPS'nin gündemde olduğunu sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/kelime-bulma-guclugu-alzaymir-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 15:15:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/kelime-bulma-guclugu-alzaymir-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="79320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Lipödem yalnızca estetik bir sorun değil']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/lipodem-yalnizca-estetik-bir-sorun-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/lipodem-yalnizca-estetik-bir-sorun-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genellikle kol ve bacaklarda simetrik yağ dokusu artışıyla kendini gösteren lipödem; ağrı, hassasiyet, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, lipödemde tanı ve tedavi sürecinin kişinin şikâyetleri ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle kol ve bacaklarda simetrik yağ dokusu artışıyla kendini gösteren lipödem; ağrı, hassasiyet, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, lipödemde tanı ve tedavi sürecinin kişinin şikâyetleri ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanması gerektiğini söyledi. </p><p>Lipödem, özellikle kol ve bacaklarda oluşturduğu görünüm nedeniyle zaman zaman yalnızca estetik bir sorun olarak değerlendirilebiliyor. Ancak kronik seyirli bir hastalık olan lipödem; ağrı, hassasiyet, kolay morarma ve şişlik gibi şikâyetlerle kişinin günlük yaşamını etkileyebiliyor. VM Medical Park Samsun Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, lipödemin belirtileri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi. </p><p>'Her iki tarafı da etkileyebiliyor' </p><p>Lipödemin çoğunlukla vücudun her iki tarafında benzer şekilde görüldüğünü söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, 'Lipödem; özellikle bacaklarda, kalçalarda ve bazı hastalarda kollarda simetrik, yani iki taraflı yağ dokusu birikimiyle karakterizedir. Ağrı, dokunmaya karşı hassasiyet, kolay morarma ve şişlik gibi belirtiler görülebilir. Hastalığın seyri kişiden kişiye değişebilmekle birlikte bazı hastalarda hareket kabiliyeti ve yaşam kalitesi etkilenebilir' dedi. </p><p>'Kilo vermek tek başına yeterli olmayabilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Lipödemin kilo artışıyla karıştırılabildiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Berber, 'Lipödemi yalnızca kilo artışı olarak değerlendirmek doğru değildir. Sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü genel sağlık açısından önemlidir ancak lipödemli bölgelerdeki yağ dokusu, kilo kaybına vücudun diğer bölgeleriyle aynı şekilde yanıt vermeyebilir. Bu nedenle hastanın ayrıntılı değerlendirilmesi ve tedavi programının kişiye özel hazırlanması gerekir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Tedavide çok yönlü yaklaşım' </p><p>Lipödem tedavisinin hastanın şikâyetleri, hastalığın seyri ve eşlik eden durumlara göre planlandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Berber, 'Konservatif tedavide manuel lenfatik drenaj, kompresyon uygulamaları, bandajlama, egzersiz programları ve beslenmenin düzenlenmesi birlikte ele alınabilir. Bu uygulamalarla ağrı ve hassasiyetin kontrol edilmesi, dolaşımın desteklenmesi, hareket kapasitesinin korunması ve günlük yaşamın kolaylaştırılması hedeflenir' diye konuştu. </p><p>'Uygun hastalarda farklı yöntemlerden yararlanılabiliyor' </p><p>Tedavi planında hastanın durumuna göre çeşitli destekleyici uygulamalardan yararlanılabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Berber, 'Uygun hastalarda ESWT, aralıklı pnömatik kompresyon, lazer ve manyetik alan uygulamaları gibi yöntemler tedavi programına dahil edilebilir. ESWT, özellikle dokudaki sertlik ve fibrotik yapıların azaltılmasına yönelik kullanılabilir. Kompresyon cihazları ise dokuyu belirli aralıklarla sıkıştırıp gevşeterek dolaşımın desteklenmesine katkı sağlayabilir' dedi. </p><p>'Tedavi kişiye özel planlanmalı' </p><p>Manuel terapi ve manuel lenfatik drenaj uygulamalarının bu konuda eğitimli fizyoterapistler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Berber, 'Hekim değerlendirmesi doğrultusunda gerekli görülen hastalarda lokal enjeksiyon uygulamaları da tedavi programına eklenebilir. Ancak her yöntem her hasta için uygun değildir. Tedavinin hastanın muayene bulguları ve ihtiyaçları doğrultusunda, multidisipliner bir yaklaşımla planlanması önemlidir' ifadelerini kullandı. </p><p>Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, kol ve bacaklarda simetrik kalınlaşma, ağrı, hassasiyet, kolay morarma veya uzun süre devam eden şişlik gibi şikâyetleri bulunan kişilerin değerlendirme için hekime başvurmaları gerektiğini söyledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/lipodem-yalnizca-estetik-bir-sorun-degil</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 11:16:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/lipodem-yalnizca-estetik-bir-sorun-degil.jpg" type="image/jpeg" length="83452"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Aşı karşıtlığı' yok olmak üzere olan hastalıkları artırabiliyor]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/asi-karsitligi-yok-olmak-uzere-olan-hastaliklari-artirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/asi-karsitligi-yok-olmak-uzere-olan-hastaliklari-artirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, aşı karşıtlığı nedeniyle çocukluk çağı aşılarının yaptırılmamasının, daha önce neredeyse tamamen ortadan kaldırılan bazı hastalıkların yeniden görülme sıklığını artırabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, aşı karşıtlığı nedeniyle çocukluk çağı aşılarının yaptırılmamasının, daha önce neredeyse tamamen ortadan kaldırılan bazı hastalıkların yeniden görülme sıklığını artırabildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşıların bulaşıcı hastalıklara bağlı ölüm ve hastalık yükünü önemli ölçüde azalttığını belirten Doç. Dr. Özen, çocukluk çağı aşılarının yanı sıra erişkin dönemde de özellikle risk gruplarının aşılanmasının önemine dikkat çekti. Medicana International Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, erişkin aşılamasına yönelik farkındalığın son yıllarda arttığını ifade ederek, 65 yaş üzerindeki bireylerle birlikte kronik hastalığı veya bağışıklık sistemi baskılanması bulunan kişilerin de aşı açısından risk grubunda bulunduğunu belirtti. Özen, 'Son yıllarda erişkin aşılama farkındalığı ile ilgili hem İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği'nin hem Enfeksiyon Hastalıkları derneklerinin çalışmaları var ve biraz daha farkındalığımız artmış durumda. Çocukluk çağı aşıları, özellikle bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümleri tüm dünyada belirgin ölçüde azaltmış durumda. Erişkin dönemde de hem çocukluk çağı aşılarının devamlarının yapılması hem de özel olarak risk grubundaki hastaların korunması için erişkin aşılamaya önem veriyoruz' dedi.</p>

<p>'50 yaş üzeri kişilere zona aşısı çok önemli'</p>

<p>Erişkinlerde uygulanması önerilen aşılara ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Özen, difteri, boğmaca ve tetanos aşılarının belirli aralıklarla tekrarlanması gerektiğini söyledi. Grip ve pnömokok aşılarının da özellikle risk gruplarında önem taşıdığını belirten Özen, 50 yaş üzerindeki kişilerin zona aşısı yaptırmasının da önemli olduğunu ifade etti. Özen, '50 yaş üzerinde zona aşısı çok önemli. Bu hem zona geçirme riskini azaltıyor hem de zona sonrası görülen postherpetik nevralji dediğimiz, yaşam kalitesini çok bozan bir durum var. Bunun önlenmesine katkıda bulunuyor' diye konuştu.</p>

<p>'RSV aşısı, ölümcül akciğer enfeksiyonlarının önüne geçebilir'</p>

<p>HPV, hepatit B ve RSV aşılarının da belirli gruplara önerildiğini kaydeden Özen, özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler ile kronik akciğer hastalığı bulunan kişilerde RSV aşısının önemine dikkat çekti. Gebelik döneminde yapılan bazı aşıların hem anne hem de bebeğin korunmasına katkı sağladığını belirten Dr. Özen, 'RSV aşısını özellikle gebelerde de son trimesterde uyguladığımızda doğan bebeği de anneden gelen antikorlarla koruyabiliyoruz. Gebelik döneminde influenza aşısı eğer mevsime denk geliyorsa yapılması çok önemli. Tetanos aşılarının yapılması çok önemli' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Önceden neredeyse silinen birçok hastalık aşı karşıtlığı nedeniyle artıyor'</p>

<p>Aşı karşıtlığının toplum sağlığı açısından önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Özen, yanlış bilgilerin aşılamaya yönelik tereddütleri artırabildiğini söyledi. Dr. Özen, 'Aşı karşıtlığı hem ülkemizde hem dünyada ne yazık ki hâlâ bir problem. Özellikle sağlık okuryazarlığının artması ile ilgili bazen yanlış bilgiler de doğal olarak toplumu yanıltabiliyor ve aşı karşıtlığı artıyor. Şunu biliyoruz ki aşı karşıtlığı nedeniyle daha önceden artık bizim hiç görmediğimiz, tamamen neredeyse silinen pek çok hastalık, çocukluk çağı aşılamasını yaptırmayan, bunu reddeden aileler olduğu için artabiliyor. O nedenle aşılanmayla ilgili sağlık kuruluşlarına başvurup, aile hekimleri ve iç hastalıkları uzmanlarının önerilerini alarak hem çocukların hem erişkinlerin önerilen aşılarını yaptırmalarını öneriyorum' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong><a href="https://www.samsungazetesi.com/samsun-haber" rel="noopener" target="_blank">DAHA FAZLA SAMSUN HABERİ İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/asi-karsitligi-yok-olmak-uzere-olan-hastaliklari-artirabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/asi-karsitligi-yok-olmak-uzere-olan-hastaliklari-artirabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="66999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Şehir Hastanesi'nin resmi açılışını Cumhurbaşkanı Erdoğan yapacak]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/samsun-sehir-hastanesinin-resmi-acilisini-cumhurbaskani-erdogan-yapacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/samsun-sehir-hastanesinin-resmi-acilisini-cumhurbaskani-erdogan-yapacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Şehir Hastanesi'nin resmi açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla 13 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek. Bin 458 yatak kapasiteli hastanede 230 yoğun bakım yatağı ve 40 ameliyathane bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Şehir Hastanesi'nin resmi açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla 13 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek. Bin 458 yatak kapasiteli hastanede 230 yoğun bakım yatağı ve 40 ameliyathane bulunuyor.</p>

<p>Samsun'da yapımı 2020 yılında başlayan ve 2026 yılında tamamlanan Samsun Şehir Hastanesi, 9 Mayıs 2026 tarihinde tüm birimleriyle hizmet vermeye başladı. Sağlık Bakanlığı'nın öz kaynaklarıyla hayata geçirilen hastanenin resmi açılışı, 13 Eylül Pazar günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilecek. 305 bin metrekarelik arazi üzerine inşa edilen Samsun Şehir Hastanesi, sahip olduğu geniş kapasite ve modern sağlık altyapısıyla bölgenin sağlık hizmetlerine önemli katkı sunacak. Hastanede bin 458 yatak kapasitesinin yanı sıra 230 yoğun bakım yatağı, 40 ameliyathane ve bir hibrit ameliyathane bulunuyor. Modern tıbbi teknolojiler ve geniş fiziki imkanlarla hizmet veren hastanenin, Samsun'un yanı sıra çevre illerden gelecek hastalara da kapsamlı sağlık hizmeti sunması hedefleniyor.</p>

<p>'Gurur duymamak elde değil'</p>

<p>Samsun Şehir Hastanesi'ne gelen vatandaşlar, hastanenin imkanları ve sağlık hizmetleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zeynel Özdemir, Samsun'un büyük bir kent olduğunu ve buna uygun bir hastaneye ihtiyaç duyulduğunu belirterek, 'Samsun, Karadeniz Bölgesi'nin en önemli kentlerinden biri. Hastanenin de buna göre büyük olması gerekiyordu. Devlet erkanı da bunu değerlendirerek buraya çok güzel bir hastane kazandırdı. Gurur duymamak elde değil. Eşim de şu anda bu hastanede yatıyor. Her şey çok güzel. Allah daim etsin' dedi.</p>

<p>Beytullah Donbaş, hastanenin imkanlarını beğendiğini ifade ederek, 'Hastanenin imkanları çok güzel. 52 yaşındayım ve sağlık durumum çok iyi. Ordu'dan buraya geldim. Orası biraz yoğun olduğu için burayı tercih ediyorum. Hastaneyi yapanlardan Allah razı olsun' diye konuştu.</p>

<p>Erdoğan Kurt ise hastanenin Samsun'a çok yakıştığını belirterek, 'Samsun'a yakışır bir hastane oldu. İçerisi on numara. Fakat ulaşımı biraz zor. Raylı sistemle ulaşımın kolaylaşacağını düşünüyorum' şeklinde konuştu.</p>

<p>Samsun Şehir Hastanesi'nin resmi açılışı, 13 Eylül Pazar günü saat 14.00'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla yapılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/samsun-sehir-hastanesinin-resmi-acilisini-cumhurbaskani-erdogan-yapacak</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/cumhurbaskani-erdogan-samsun-sehir-hastanesi-icin-geliyor-2.jpg" type="image/jpeg" length="32948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından okula yeni başlayan çocukların ailelerine uyarı: Bu cümleleri kullanmayın]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/uzmanindan-okula-yeni-baslayan-cocuklarin-ailelerine-uyari-bu-cumleleri-kullanmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/uzmanindan-okula-yeni-baslayan-cocuklarin-ailelerine-uyari-bu-cumleleri-kullanmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların açılmasına kısa süre kala ilk kez okula başlayacak çocuklarda yaşanan kaygıya dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, çocukların okula ve sınıf ortamına alışmasının 1-2 hafta sürebileceğini belirterek, bu sürecin 3 haftayı aşması halinde uzman desteği alınmasını önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların açılmasına kısa süre kala ilk kez okula başlayacak çocuklarda yaşanan kaygıya dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, çocukların okula ve sınıf ortamına alışmasının 1-2 hafta sürebileceğini belirterek, bu sürecin 3 haftayı aşması halinde uzman desteği alınmasını önerdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Liv Hospital Samsun Psikoloji Kliniği'nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç 1. sınıfa başlayan öğrencilerin ebeveynlerine tavsiyelerde bulundu. Çocukların öğretmeniyle ilişkileri konusunda önerilerde bulunan Uzm. Klnk. Psk. Öziç, 'Öğretmeniyle bağ kurmasını destekleyin; iletişimde olun, öğretmenini tanıması konusunda yardımcı olun. Okula ve sınıfına alışması 1-2 hafta sürebilir. Acele etmeyin. Zamanla okul ortamının güvenli olduğunu hissetmeye başlayacaktır. Eğer bu alışma evresi 3 haftayı geçerse, uzman desteğini devreye alın. Sizin kaygınızın çocuğunuzu etkileyeceğini unutmayın. Bazen sadece sizden dolayı kaygılı olacaklar. Ben hissettirmiyorum diye düşünmeyin. Çocuklar her şeyi çok iyi hisseder. Böyle bir sorununuz varsa sosyal çevrenizden destek alın ya da uzman desteğine başvurun' diye konuştu. </p><p>Ayrılık kaygısı yaşayan çocukların alışma evrelerinin diğer çocuklara göre daha uzun süreceğini söyleyen Uzm. Klnk. Psk. Öziç, 'Ona zaman verin. Bırakıp kaçmak, kandırarak gitmek gibi durumlardan kaçının. Kitaplar ve hikâyeler çocukları ve bence yetişkinleri dahi sakinleştirip belirsizliği ortadan kaldırabilir, duygu yönetimini kolaylaştırabilir. Okul kaygısını konu almış hikâye ve kitaplardan bol bol faydalanın. Kimse ile asla kıyaslamayın. Her çocuğun hızı farklıdır. Kimseyi ona sürekli örnek göstermeyin. Onun yerine 'bak düne göre çok daha iyisin biliyor musun' şeklinde onu kendindeki pozitif davranış değişimlerini hatırlatın' şeklinde konuştu. </p><p>Ailelerin çocuklara kendi kendine yalnız olduğu zamanlarda kullanabileceği bir egzersiz öğretebileceğini söyleyen Öziç, 'Bu konuda bir baş etme stratejisi olan güvenli yer egzersizi kullanılabilir. Bir kağıt ve boya kalemleri ile rahat resim çizeceği bir masaya geçin. Ona şu yönergeyi verin; 'Herkesin kendini güvende ve huzurlu hissettiği bir yer ya da durum vardır. Sen de kendini güvende huzurlu hissettiğin bir yerin resmini çizmeye ne dersin, bu yer gerçek bir yer de olabilir hayali bir yer de' şeklinde düşünmesine izin verin. İstediği kişiyi ve istediği nesneleri oraya alabilir. İstediği gibi de çizebilir. Onu biraz desteklemek isterseniz, zorlandığını fark ederseniz ona sevdiği nesneleri, kişileri, durumları hatırlatabilirsiniz. Çizme işlemi bittiğinde şu yönergeyi iletin; 'Çok güzel, eline sağlık, peki bu güvenli alanına eklemek istediğin herhangi bir şey var mı?' Varsa eklesin, yoksa şu soruları her birinin cevabını aldıkça sırayla sorun; bu resme bakmak sana hangi duyguyu veriyor şu an? Peki, bu duyguları şu anda bedeninde nerede hissediyorsun? Hadi gel, bu resmi aklında tut, sana hissettirdiği bu duyguları ve bedenindeki bu hisleri fark et ve kendine kelebek dokunuşlarını yap. 3-5 set dokunuş yaptıktan sonra durup şu an nasıl olduğunu sorun. Şu an bu resme bakmak nasıl hissettiriyor? Neler fark ediyorsun buna odaklan, diyerek bir set daha yapın. Pozitif geribildirim birkaç kez alana kadar devam edin. Eğer güvenli yerini düşünürken negatif bildirim yaparsa da şu yönerge ile güçlendirin; 'Peki burayı daha güvenli hale getirmek için neye ihtiyacın var? Buraya başka ne eklemek istersin?' Sonra diğer adımlar ile aynı yönergeleri takip edin. Ve sonra bu güvenli yere bir ipucu kelime bulmasını isteyin. Yönergeniz şu olsun; 'Hangi kelime ile bu yeri hatırlamak istersin?' Bulduğu ipucu kelimeyi içinden tekrar ettirerek bir set daha yapıp ona bu güzel baş etme kaynağını kendini iyi hissetmediği her zaman yapabileceğini iletin. Kendinize bile bu çalışmayı yapabilirsiniz' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/uzmanindan-okula-yeni-baslayan-cocuklarin-ailelerine-uyari-bu-cumleleri-kullanmayin</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:09:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/uzmanindan-okula-yeni-baslayan-cocuklarin-ailelerine-uyari-bu-cumleleri-kullanmayin.jpg" type="image/jpeg" length="86409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okula başlayan miniklerin ilk gün heyecanı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/okula-baslayan-miniklerin-ilk-gun-heyecani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/okula-baslayan-miniklerin-ilk-gun-heyecani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da ilkokul 1. sınıf ve anaokulu öğrencileri, 'Uyum Haftası' kapsamında yüz yüze eğitime başladı. Okullarının ilk gününde heyecan yaşayan miniklere aileleri de eşlik etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da ilkokul 1. sınıf ve anaokulu öğrencileri, 'Uyum Haftası' kapsamında yüz yüze eğitime başladı. Okullarının ilk gününde heyecan yaşayan miniklere aileleri de eşlik etti.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan eğitim takvimi doğrultusunda anaokulu ve ilkokul 1. sınıf öğrencileri, Uyum Haftası kapsamında bugün ders başı yaptı. Samsun'un birçok noktasında yaklaşık 17 bin öğrenci, sabah saatlerinde aileleriyle birlikte okullarının yolunu tuttu.</p>

<p>İlkadım ilçesinde bulunan Sakarya İlkokulu'na gelen öğrenciler ve veliler, okulun ilk gününün heyecanını yaşadı. Okulda minik öğrenciler için çeşitli etkinlikler düzenlenirken, öğrenciler ilk kez okul sıralarında oturmanın heyecanını yaşadı.</p>

<p>Okula başlayan minikler, yeni arkadaşlıklar kuracakları ve okuma yazma öğrenecekleri için mutlu olduklarını ifade etti.</p>

<p>Velilere seminer düzenlendi</p>

<p>Okul müdürlüğü ve rehberlik bölümü tarafından velilere yönelik seminer düzenlendi. Seminerde velilere, çocukların okula uyum sürecinde dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgilendirme yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seminerde konuşan Sakarya İlkokulu Müdürü Zekeriya Keskin, okul ve aile iş birliğinin önemine dikkat çekerek, 'Biz bir aile gibi düşünüyoruz. Sizlerle her zaman birlikte olacağız. Öğretmenlerimizin, öğrencileri üzerinde başarılı olmasının temelinde siz velilerin desteği çok önemlidir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Samsun, Eğitim</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/okula-baslayan-miniklerin-ilk-gun-heyecani</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/okula-baslayan-miniklerin-ilk-gun-heyecani.jpg" type="image/jpeg" length="66503"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Gençlerde ve kadınlarda artan kanser vakalarında mikroplastikler araştırılıyor']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/profesor-acikladi-genclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/profesor-acikladi-genclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda özellikle gençlerde ve kadınlarda artış gösteren bazı kanser türleri ile mikroplastik maruziyeti arasındaki ilişkinin araştırıldığını belirterek, 'Mikroplastiklerin sağlığımızı nasıl etkilediğini ve kanserle bağlantılı olup olmadığını öğrenmeye daha yeni başlıyoruz' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda özellikle gençlerde ve kadınlarda artış gösteren bazı kanser türleri ile mikroplastik maruziyeti arasındaki ilişkinin araştırıldığını belirterek, 'Mikroplastiklerin sağlığımızı nasıl etkilediğini ve kanserle bağlantılı olup olmadığını öğrenmeye daha yeni başlıyoruz' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Plastiklerin günlük yaşamın hemen her alanında bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şevket Özkaya, plastik ürünlerin zaman içerisinde fiziksel ve kimyasal etkenlerle parçalanarak mikroplastik ve nanoplastiklere dönüşebildiğini ifade etti. Mikroplastiklerin gıda ambalajları, kıyafetler, ev ve iş yeri havası, su kaynakları ile çeşitli tüketim ürünlerinde bulunabildiğini belirten Özkaya, bu parçacıkların insan vücuduna farklı yollarla ulaşabildiğini söyledi. </p><p>'Mikroplastikler vücudun farklı bölgelerinde tespit edildi' </p><p>Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin son yıllarda daha fazla araştırılmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Özkaya, '2022 yılından itibaren bilim insanları mikroplastik parçacıkları insan kanında, akciğerlerde, testislerde, beyinde ve plasentada tespit etti. Bu bulgular, mikroplastiklerin insan sağlığı açısından daha önce yeterince bilinmeyen bir risk oluşturabileceği yönündeki araştırmaları hızlandırdı' diye konuştu. </p><p>Mikroplastiklerin solunum, beslenme ve temas yoluyla vücuda alınabileceğini dile getiren Özkaya, 'Parçacıkları yiyecek ve içecekler yoluyla yutabilir, havadan soluyabiliriz. Bazı mikroplastiklerin kozmetik ürünler aracılığıyla ciltle temas etmesi de söz konusu. Mikroplastikler artık havanın, suyun ve çevrenin bir parçası haline geldi' şeklinde konuştu. </p><p>'Araba lastikleri ve asfalt da mikroplastik kaynağı' </p><p>Günlük yaşamda farkında olunmadan çok sayıda mikroplastik kaynağına maruz kalındığını belirten Özkaya, özellikle sentetik kumaşlar, araç lastikleri ve plastik ürünlere dikkat çekti. Özkaya, 'Bir düşünsenize; araba lastikleri ile asfalt arasındaki temas ve aşınma sonucunda ortaya çıkan parçacıkları düşünün. Ayrıca giydiğimiz sentetik kıyafetlerden pipetlere kadar sürekli olarak plastiğe maruz kalıyoruz. Mikroplastiklerin sağlığımızı nasıl etkilediğini ve kanserle bağlantılı olup olmadığını öğrenmeye daha yeni başlıyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>'DNA hasarı ve kronik inflamasyon araştırılıyor' </p><p>Bazı bilimsel araştırmalarda mikroplastiklerin hücreler üzerinde oluşturabileceği etkilerin incelendiğini kaydeden Özkaya, 'Bazı araştırmalar mikroplastiklerin DNA'ya zarar verebileceğini, organların iç yüzeylerinde hasara yol açabileceğini ve kronik inflamasyona neden olabileceğini gösteriyor. Bunların kanser gelişimindeki olası etkileri de araştırılıyor. Bazı çalışmalarda kanserli tümör dokularında sağlıklı çevre dokulara kıyasla daha yüksek mikroplastik düzeyleri bildirildi' açıklamasında bulundu. </p><p>'Akciğer kanseri hastalarında mikroplastik araştırması' </p><p>İspanya'nın Barselona kentinde düzenlenen Avrupa Solunum Derneği (ERS) Kongresi'nde sunulan bir araştırmaya da değinen Özkaya, akciğer kanseri ile mikroplastik arasındaki ilişkinin araştırıldığını belirtti. </p><p>Özkaya şunları söyledi: 'Akciğer kanseri olan kişilerin akciğerlerinde mikroplastik bulunma olasılığının, akciğer kanseri olmayan kişilere göre daha yüksek olduğunu gösteren bir araştırma sunuldu. Akciğer yıkama örneklerinde mikroplastik tespit edilme oranı akciğer kanseri olanlarda yüzde 66, olmayanlarda ise yüzde 46 olarak bildirildi. Ayrıca kanser hastalarının örneklerinde daha yüksek mikroplastik yükü saptandı. Sigara, akciğer kanserinin açık ara en önemli nedenidir. Hava kirliliğinin de akciğer kanseri ve diğer akciğer hastalıklarıyla ilişkisi artık biliniyor. Mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmalar ise halen erken aşamada. Ancak bu küçük plastik parçacıklarının vücudun farklı bölgelerine ulaşabildiğini görmeye başlıyoruz'. </p><p>'Mikroplastik maruziyetini azaltmak mümkün' </p><p>Mikroplastiklerden tamamen kaçınmanın mümkün olmadığını ancak günlük yaşamda alınabilecek bazı önlemlerle maruziyetin azaltılabileceğini belirten Özkaya, şu önerilerde bulundu: 'Plastik saklama kapları yerine cam veya paslanmaz çelik ürünler tercih edilmeli. Sıcak yiyecek ve içecekler plastik kaplarda muhafaza edilmemeli. Plastik ürünlerin yüksek sıcaklığa maruz bırakılmasından kaçınılmalı. İçme suyunda uygun filtreleme sistemleri kullanılabilir. Tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımı azaltılmalı. Pamuk, keten ve yün gibi doğal kumaşlardan üretilen kıyafetler tercih edilebilir. Kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin içerikleri kontrol edilmeli.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/profesor-acikladi-genclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:30:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/profesor-acikladi-genclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyor.jpg" type="image/jpeg" length="51403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Nefes darlığını sadece alerjiye bağlamayın']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/uzmani-uyardi-nefes-darligini-sadece-alerjiye-baglamayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/uzmani-uyardi-nefes-darligini-sadece-alerjiye-baglamayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunumun çoğu zaman alerji veya astımla ilişkilendirildiğini belirterek, 'Bu belirtilerin altında farklı sağlık sorunları da yatabiliyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunumun çoğu zaman alerji veya astımla ilişkilendirildiğini belirterek, 'Bu belirtilerin altında farklı sağlık sorunları da yatabiliyor' dedi. </p><p>Nefes alırken güçlük, göğüste sıkışma ve tekrarlayan öksürük, özellikle bahar aylarında artan polenlerle birlikte alerji ve astımın habercisi olarak değerlendiriliyor. Ancak benzer şikâyetlerin çeşitli solunum ve kalp-damar hastalıklarının yanı sıra kansızlık, fiziksel kondisyon düşüklüğü ve yoğun stres gibi farklı nedenlere de bağlı olabileceği bildirildi. </p><p>Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, tekrarlayan nefes darlığının nedeninin doğru belirlenmesinin altta yatan sağlık sorunlarının erken fark edilmesi açısından önemli olduğunu söyledi. </p><p>Alerjinin, hassas kişilerde bağışıklık sisteminin polen, ev tozu akarları, küf ve hayvan kaynaklı alerjenlere aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkabildiğini belirten Yalçın, hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, kaşıntı ve gözlerde sulanmanın en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. </p><p>Bazı kişilerde alerjenlerin solunum yollarını da etkileyebildiğini kaydeden Yalçın, öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığının da görülebileceğini dile getirdi. </p><p>Astımın ise hava yollarında iltihaplanma ve daralmaya yol açan kronik bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Yalçın, 'Nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma ve tekrarlayan öksürük astımın en sık görülen belirtileri arasında bulunuyor. Bu şikâyetler özellikle gece ve sabaha karşı, egzersiz sırasında veya belirli tetikleyicilerle karşılaşıldığında belirginleşebiliyor' diye konuştu. </p><p>Alerji ile astım arasında yakın ilişki bulunduğuna dikkat çeken Yalçın, polen, ev tozu ve küf gibi alerjenlerin bazı kişilerde astım belirtilerini başlatabileceğini veya mevcut şikâyetleri artırabileceğini söyledi. Yalçın, 'Her alerjisi olan kişinin astım hastası olmadığı, her astım hastasında da alerji bulunmadığı unutulmamalı' ifadelerini kullandı. </p><p>Nefes darlığının yalnızca alerjiye bağlanmasının yanıltıcı olabileceğini vurgulayan Yalçın, KOAH, kalp-damar hastalıkları, kansızlık, bazı enfeksiyonlar, fiziksel kondisyon düşüklüğü ve yoğun stresin de bu şikâyete yol açabileceğini belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Daha önce yaşanmayan nefes darlığının ortaya çıkması veya mevcut şikâyetin zaman içerisinde artması halinde nedeninin araştırılması gerektiğini kaydeden Yalçın, tekrarlayan nefes darlığı yaşayan kişilerin kendi kendine tanı koymak yerine hekim değerlendirmesinden geçmesini önerdi. </p><p>Astım şüphesinde başta solunum fonksiyon testleri olmak üzere, gerekli görülmesi halinde alerji testleri ve farklı tetkiklerin uygulanabildiğini ifade eden Yalçın, bu değerlendirmeler sayesinde şikâyetin kaynağının alerji, astım veya başka bir sağlık problemi olup olmadığının daha net ortaya konulabildiğini söyledi. </p><p>Yalçın, 'Özellikle ani başlayan ve şiddetli nefes darlığı, konuşmakta güçlük, dudaklarda morarma, bilinç bulanıklığı veya ciddi bir alerjik reaksiyon gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım alınması gerekiyor' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/uzmani-uyardi-nefes-darligini-sadece-alerjiye-baglamayin</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 15:42:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/uzmani-uyardi-nefes-darligini-sadece-alerjiye-baglamayin.jpg" type="image/jpeg" length="76847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutkanlıkta günlük hayatı etkileyen belirtilere dikkat]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/unutkanlikta-gunluk-hayati-etkileyen-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/unutkanlikta-gunluk-hayati-etkileyen-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Dr. Dilek Kasım Yücel, unutkanlığın yoğun yaşam temposu, stres ve uykusuzluk gibi nedenlerle herkesin yaşayabileceği bir durum olduğunu belirterek, günlük hayatı etkilemeye başlayan ve giderek artan hafıza sorunlarının ise nörolojik bir durumun habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Dilek Kasım Yücel, unutkanlığın yoğun yaşam temposu, stres ve uykusuzluk gibi nedenlerle herkesin yaşayabileceği bir durum olduğunu belirterek, günlük hayatı etkilemeye başlayan ve giderek artan hafıza sorunlarının ise nörolojik bir durumun habercisi olabileceğini söyledi. </p><p>Unutkanlığın özellikle yoğun yaşam temposunda birçok kişinin zaman zaman karşılaştığı bir durum olduğunu ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Dilek Kasım Yücel, her unutkanlığın ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini belirtti. Uzm. Dr. Yücel, 'Unutkanlık, yoğun iş temposu, stres ve uykusuzlukla birlikte hemen herkesin yaşayabildiği bir durum. Anahtarın yerini unutmak, bir ismi birkaç saniye hatırlayamamak ya da bir odaya neden girdiğini kısa süreliğine unutmak tek başına ciddi bir hastalık anlamına gelmez' dedi. </p><p>Ancak unutkanlığın sıklığı ve günlük hayata olan etkisinin önemli olduğunu vurgulayan Yücel, 'Yakın zamanda yapılan bir konuşmayı tamamen unutmak, aynı soruyu kısa aralıklarla tekrar sormak, yıllardır bilinen bir yolda kaybolmak veya para, alışveriş ve randevu gibi günlük işleri takip etmekte zorlanmak dikkate alınması gereken belirtiler arasında' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Her unutkanlığın nedeni nörolojik değil </p><p>Unutkanlığın her zaman nörolojik bir hastalığa bağlı olmadığını belirten Yücel, stres ve uyku problemlerinin yanı sıra bazı vitamin eksiklikleri, tiroit sorunları, depresyon ve kullanılan bazı ilaçların da hafıza ve dikkat problemlerine neden olabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Yücel, 'Bu nedenle unutkanlık yaşayan kişinin hemen en kötü ihtimali düşünmesi doğru değil. En önemli fark, kişinin günlük yaşamındaki değişimdir. Basit dalgınlıkta kişi çoğu zaman unuttuğunu fark eder ve biraz düşündüğünde hatırlayabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>Yakınları da fark ediyorsa nöroloji değerlendirmesi önemli </p><p>Unutkanlığın giderek artması ve kişinin günlük işlerini aksatmasının önemsenmesi gerektiğini dile getiren Yücel, erken değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti. Yücel şunları söyledi: 'Unutkanlık giderek artıyor, yakınları tarafından da fark ediliyor ve kişinin işlerini aksatıyorsa Nöroloji değerlendirmesi yapılması önem taşıyor. Kısacası, arada anahtarın yerini unutmak hayatın telaşı olabilir; aynı olayları sürekli unutmak ve günlük yaşamda zorlanmaya başlamak ise dikkate alınması gereken bir işarettir.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/unutkanlikta-gunluk-hayati-etkileyen-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 12:07:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/unutkanlikta-gunluk-hayati-etkileyen-belirtilere-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="36622"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ünlü estetik cerrah uyardı: 'Yüzdeki bozukluklar çocukları akran zorbalığıyla karşı karşıya bırakabiliyor']]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/unlu-estetik-cerrah-uyardi-yuzdeki-bozukluklar-cocuklari-akran-zorbaligiyla-karsi-karsiya-birakabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/unlu-estetik-cerrah-uyardi-yuzdeki-bozukluklar-cocuklari-akran-zorbaligiyla-karsi-karsiya-birakabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, çocuklarda özellikle yüz bölgesinde bulunan hemanjiom ve vasküler malformasyonların akran zorbalığına neden olabileceğini belirterek, ailelerin bu tür durumlarda plastik cerrahi uzmanlarıyla iletişime geçerek tedavi sürecini planlamaları gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, çocuklarda özellikle yüz bölgesinde bulunan hemanjiom ve vasküler malformasyonların akran zorbalığına neden olabileceğini belirterek, ailelerin bu tür durumlarda plastik cerrahi uzmanlarıyla iletişime geçerek tedavi sürecini planlamaları gerektiğini söyledi. </p><p>Okulların açılmasına kısa bir süre kala çocuklarda estetik ve plastik cerrahinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hayati Akbaş, çocuklarda erişkinlerden farklı olarak estetik müdahalelerin yalnızca görünüm amacı taşımadığını ifade etti. Yüz bölgesinde doğuştan bulunan bazı damar yumakları, hemanjiom ve vasküler malformasyonların çocukların sosyal yaşamını ve psikolojisini etkileyebildiğini belirten Akbaş, bu durumların akran zorbalığına kadar varabildiğini söyledi. </p><p>'Çocuklar kendilerini farklı hissetmeye başlıyor' </p><p>Çocuklarda akran zorbalığının önemli bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Akbaş, yüz bölgesindeki belirgin farklılıkların çocukların arkadaş çevresinde dikkat çekmesine neden olabildiğini dile getirdi. Akbaş, 'Okulların da açılmasına az bir zaman kala çocuklarla ilgili bazı konuları konuşmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Çocuk estetik ve plastik cerrahisi denildiğinde akla daha çok erişkin insanların yaşadığı estetik müdahaleler geliyor. Ancak çocuklarda bazı farklı durumlar var. Akran zorbalığı dediğimiz bir durumu biliyoruz. Bazı çocuklarda doğuştan dudaklarında, yanaklarında, yüzünün belli bölgelerinde veya çenesinde görünür yerlerde bir damar yumağı olabiliyor. Hemanjiom veya vasküler malformasyon dediğimiz durumlar görülebiliyor' dedi. </p><p>Bu tür oluşumların çocuğun görünümünü diğerlerinden farklı hale getirebildiğini ifade eden Akbaş, 'Diğer arkadaşları arasında bu konu bazen bir konuşma veya tartışma konusu olabiliyor. Hatta akran zorbalığına, ayrımcılığa varan negatif davranışlara yol açabiliyor. Çocuklar kendilerini farklı hissetmeye başlıyorlar. Arkadaşları arasında bu konu çok konuşulduğu için bundan rahatsızlık duymaya başlıyorlar. Bu durum onların günlük hayatlarını ve psikolojilerini çok etkiliyor' diye konuştu. </p><p>'Okula başlamadan önce tedavi etmeye çalışıyoruz' </p><p>Yüz bölgesindeki damar yumakları ve benzeri oluşumların mümkün olduğunca çocuk okula başlamadan önce tedavi edilmesinin önemli olduğunu kaydeden Akbaş, tedavi sürecinin her çocukta aynı şekilde ilerlemediğini söyledi. Akbaş, 'Mümkün mertebe çocuklar daha okula başlamadan önce, eğer mümkünse yüzdeki bu damar yumakları gibi vasküler malformasyonların ve hemanjiomların tedavisini yapmaya çalışırız. Çocukların okula başladığında ve arkadaşlarıyla ilişkilere girdiğinde fiziksel olarak normal görünüme yakın hale gelmelerini isteriz' ifadelerini kullandı. </p><p>'Aileler bilinçli olmalı' </p><p>Çocukların yüzündeki deformasyon ve görünür problemlerin tedavi edilmesinin yalnızca estetik açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Akbaş, bu sorunların çocuğun özgüvenini ve sosyal ilişkilerini de etkileyebildiğini belirtti. Akbaş, 'Bu gibi durumlarda mutlaka plastik cerrahi ile iletişim halinde olunması gerekiyor. Plastik cerrahinin uğraştığı alanlardan bir tanesi de çocukların yüzünde bulunan bu damar yumaklarının tedavisidir. Çocukların yüzündeki deformasyonların, bozuklukların ve problemlerin plastik cerrahi ameliyatlarıyla daha normal, daha kabul edilebilir bir hale getirilmesi gerekir ki bu çocuklar ruhsal yönden arkadaşları arasında ciddi sıkıntılar yaşamasınlar, özgüven eksikliği yaşamasınlar ve akran zorbalığına maruz kalmasınlar' açıklamasında bulundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Akran zorbalığının çocuklar üzerindeki etkisinin uzun süre devam edebileceğini belirten Akbaş, şunları söyledi: </p><p>'Çocuklarında, doğuştan gelen ve dışarıdan bakıldığında fark edilebilen bir varyasyon, hemanjiom, vasküler malformasyon veya damar yumağı gibi bir problem varsa mutlaka plastik cerrahi ile iletişime geçerek bu sürecin yönetilmesi konusunda koordinasyon içerisinde olmaları gerekiyor.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/unlu-estetik-cerrah-uyardi-yuzdeki-bozukluklar-cocuklari-akran-zorbaligiyla-karsi-karsiya-birakabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 09:56:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/agency/iha/unlu-estetik-cerrah-uyardi-yuzdeki-bozukluklar-cocuklari-akran-zorbaligiyla-karsi-karsiya-birakabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="10791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun’da Başsavcı Çakmak’tan adalet mesajı]]></title>
      <link>https://www.samsuncanlihaber.com/bassavci-cakmak-adalet-yalnizca-sanik-ve-supheli-bakimindan-degil-magdur-bakimindan-da-bir-guvencedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.samsuncanlihaber.com/bassavci-cakmak-adalet-yalnizca-sanik-ve-supheli-bakimindan-degil-magdur-bakimindan-da-bir-guvencedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak, yeni adli yılın açılışında yaptığı konuşmada, devletin temel görevlerinden birinin vatandaşların huzur ve güven içerisinde yaşamasını sağlamak, hak ve özgürlüklerini korumak ve adaletin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesini temin etmek olduğunu belirterek, 'Adalet yalnızca sanık ve şüpheli bakımından değil, mağdur bakımından da bir güvencedir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak, yeni adli yılın açılışında yaptığı konuşmada, devletin temel görevlerinden birinin vatandaşların huzur ve güven içerisinde yaşamasını sağlamak, hak ve özgürlüklerini korumak ve adaletin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesini temin etmek olduğunu belirterek, 'Adalet yalnızca sanık ve şüpheli bakımından değil, mağdur bakımından da bir güvencedir' dedi.</p>

<p>Samsun Adliyesi Cumhuriyet Savcısı İsa Fidan Konferans Salonu'nda 2026-2027 Adli Yıl Açılış Töreni ve Kokteyl Programı düzenlendi. Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Mustafa Çetin ve Adalet Komisyonu Başkanı Nahit Köseoğlu törende birer konuşma yaparak yeni adli yılın hayırlı olmasını diledi.</p>

<p>Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak ise yaptığı konuşmada, 'Devletin temel görevlerinden biri vatandaşların huzur ve güven içerisinde yaşamasını sağlamak, hak ve özgürlüklerini korumak ve adaletin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesini temin etmektir. Bu görevin yerine getirilmesinde yargının sorumluluğu çok büyüktür. Adalet yalnızca sanık ve şüpheli bakımından değil, mağdur bakımından da bir güvencedir. Suçtan zarar gören vatandaşımızın adliye kapısından içeri girdiğinde devletin yanında hissetmesi, adalete güvenin en önemli göstergelerinden birisidir. Bu bağlamda yeni adli yılda da temel hedefimiz; etkin ve titiz soruşturma, makul sürede adaletin tesisi, tüm vatandaşlarımızın haklarının korunmasıyla yargıya olan güvenin daha da güçlendirilmesi olacaktır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çakmak, adalet hizmetinin yalnızca hakim ve savcılarla yürütülemeyeceğine dikkat çekerek, 'Elbette bu hizmetin yürütülmesi sadece hakim ve savcılarla mümkün değildir. Savunma makamını temsil eden avukat meslektaşlarımız da adaletin tesisinde önemli bir rol üstlenmiştir. Yine yazı işleri müdüründen zabıt katibimize, mübaşirlerden cezaevinde görev yapan personelimize, kolluk teşkilatlarımızın adli birimlerine kadar adalet birimlerimizin tüm unsurları aynı amaca hizmet etmektedir. Bu vesileyle geride bıraktığımız adli yılda özveriyle görev yapan tüm meslektaş ve mesai arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum' şeklinde konuştu.</p>

<p>Törene ayrıca, Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Mehmet Barış, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Fahri Gülay, Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Melih Perçin, İl Jandarma Komutan Yardımcısı Erkan Tetik, OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten ile hakim, savcı, avukatlar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p>Konuşmaların ardından düzenlenen kokteyl ile tören sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Samsun</category>
      <guid>https://www.samsuncanlihaber.com/bassavci-cakmak-adalet-yalnizca-sanik-ve-supheli-bakimindan-degil-magdur-bakimindan-da-bir-guvencedir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://samsuncanlihabercom.teimg.com/crop/1280x720/samsuncanlihaber-com/uploads/2026/09/makul-surede-adalet-vurgusu.jpg" type="image/jpeg" length="83280"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
