https://youtu.be/oYGXvIs_zj0

https://youtu.be/oYGXvIs_zj0

Yalan söyleyerek, insanlarıaldatanlarınfoyasıgünün birinde ortaya çıkıyor…Buna rağmennedenaldatmalardevam ediyor…Bu millet,“aptal” değil,“abdal”dır…Vatandaşı“Balık hafızalı”sananlar,yanıldıklarınıeninde sonunda görecektir!..Günü kurtarmak ya da çıkarlarını korumak içinbu yola başvuranların;bilinmesinerağmen davranışlarını sürdürmeleri, aslındahastalığın sonucudur!..Bu rahatsızlığınbilimsel adı da “Mitomani”dir…Neyse uzatmayalım da“Yalanın da bir sonu var”adlı öykümlebaş başa bırakayım sizleri…* * * Köy meydanında kurulanmasaların üzerindekuru pastalar veiçecekler vardı.Çocuklar,gezinirkenkuru pastalarıgizlice yiyordu.Muhtar Zahid, “Yemeyin lan, şerefsizler”diye çocuklara bağırınca,öğretmenYavuz’untaşımalı eğitimle lisede okuyanoğlu Kemal,ters ters baktı,“Ne olur yeseler”dedi.Muhtar Zahid,belediye başkanınıngelişi nedeniyle telaşlıydı.Şimdi Kemal’e laf yetiştirecekzamanı yoktu. Zaten bu çocuk,her şeye karışarak canını sıkıyordu.İçinden “Onu sonra hallederim”dedi vekarşılama töreni içinson hazırlıkları kontrol etmeye gitti.Bu arada belediye personeli demasalara kuru yemişleriserpiştiriyordu.Başkanın gelişini haber vermek içinköy girişindeki tepede nöbet tutanCafer’in sesi duyuldu: “Başkan geliyor, başkan geliyor”…İki davulcu ile klarnetçi,köylüyü coşturmak içinoyun havaları çalmaya başladı.Muhtar ve ihtiyar heyeti,Başkan Murat Bey’i lüks otomobilininkapısındakarşıladı. “Şeref verdiniz başkanım” dediler.Başkan Murat Bey, köylüleri selamladı. “Nasılsınız?”diye sordu. Muhtar ve ihtiyar heyeti,“Sayenizde iyiyiz başkanım” cevabını verdi.Murat Bey, gururla kendisine ayrılan masayaoturdu. Köylüler de yerini aldı. Muhtar Zahid,belediye ekiplerince kurulan ses tesisatınınaçılmasını işaret etti. Mikrofona, bir-iki kez,üfledikten sonra, “Sayın Başkanım, köyümüze şeref verdiniz. Sizin gibi vatansever,namuslu, haysiyetli bir büyüğümüzüköyümüzde görmekten gurur duyduk. Sayenizde sıkıntılarımız çözülecek” diyesöze başladı ve başkana övgüler yağdırdı.Konuşma sırası başkandaydı. “Sevgili hemşehrilerim. Köyün yol,içme suyu ve kanalizasyon sorunu çözülecek. Lise yaptıracağız. Çocuklarınız taşımalı eğitimle perişan olmayacak. Ne söz verdiysek onu yaparız” dedi. Köy halkı onu can kulağıyla dinlerken,öğretmen Yavuz, arkadaşına 5 yıl önce debaşkanın aynı sözleri sarf ettiğinisöyledi.Kemal de babasının yanındaydı. Babasınınsöylediklerini duyduğunda,içinden “Ne yalancı adam. Hani söz verince yapıyordun?”diye söylendi. Başkan konuşmasını bitirdikten sonramasadaki kuru yemişleri atıştırırken,bir yandan da vatandaşlarla sohbete başladı.Bu sırada, Tekel’den emekli Kasım Dede, başkanayanaştı ve torununun inşaat mühendisi olmasına rağmen iş bulamadığınısöyledi. Başkan, danışmanına “not alın” diye talimat verdi. Kim geldiyse başkanın yanına, çoğu işsizlikten yakındı. Başkan bunalmıştı. Mikrofonu eline aldı, “Arkadaşlar deminden beri yanıma gelenlerin çoğu iş istedi. Hangisine yetişelim. Benden yol, su ve ulaşım gibi isteklerde bulunun, yapalım” diye sitem ederken,arka masalardan Kemal’in sesi duyuldu: “5 yıl önce de aynı sözleri vermiştiniz. Köyde ne yol var ne de su”Başkan Murat Bey, bu sözleri duyunca bozulmuştu. “Kimdi bu densiz?” Muhtar Zahid anlamıştı.”Efendim bu çocuk, terbiyesizin biri aldırmayın” dedi ama mikrofon açıktı veonun söyledikleri duyuldu. Ortalık birden bire karıştı. Muhtarın adamları Kemal’in üzerine doğru yürüyünce;babası öğretmen Yavuz, önlerine dikildi. “Yalan mı?” dedi. “Asıl terbiyesizin kimler olduğunu göreceksiniz.” Onun sesini de başkan duydu.Muhtar Zahid’i bıraksalar, baba ile oğlunu parçalayacaktı. Ama karşısındakiler güçlü kuvvetli insanlardı. Sesini çıkaramadı. Başkanın da neşesi kaçmıştı. Orayı terk etsekendisi için iyi olmayacaktı. Kemal’i yanına çağırdı, saçlarını okşadı. “Oğlum, sen bana yalancısın mı demek istiyorsun” diye sordu. Kemal iyi yetiştirilmiş bir çocuktu. Lafını esirgemedi:“Ben değil, siz kendi kendinize bunu söylüyorsunuz. 5 yıl önce de aynıvaatleri yapmadınız mı?”Başkan Murat, kıpkırmızı olmuştu. Yılların siyasetçisiydi ve ilk kez böyle bir durumlakarşılaşmıştı. “Sen ve baban gibiler, nankör insanlardır” diyerek, Kemal’i azarlamaya çalıştı. Kemal’in tepesi atmıştı,“Ne yaptın da inkar ettik?” diye karşılık verdi.Muhtar Zahid,deliye döndü ama elinden bir şey gelmedi.Başkan Murat Bey, muhtar Zahid’in yakın adamlarıylasohbete başlamıştı. “Ne insanlar var arkadaş. Ben hayatımda yalan söylemedim. Rüşvet almadım. Haksız yere devletin kuruşuna el uzatmadım. Bana yapılana bak” diye bağıra bağırakonuşurken, o sırada jandarmanın cipi göründü. Herkes, bir olay çıkmasını önlemek içinjandarma ekiplerinin geldiğini sandı. Kıdemli Başçavuş Halil,başkana doğru yöneldi. Önce hal-hatır sordu. Başkan Murat Bey, jandarmanın geldiğine memnun olmuştu. Bu sırada, karakol komutanı Halil,elindeki zarfı başkana uzattı. Murat Bey, antetli kağıdın üstünü okuduğundayanlış bir şeyler olduğunu anlamıştı. Hakkında ihaleye fesat karıştırmak ve rüşvet suçundan dava açılmış, görevden uzaklaştırılmıştı.Köylü durumu hemen öğrendi. Muhtar Zahid iseadeta yıkıldı.Başkan ve jandarmalar gittikten sonraZahid, öğretmen Yavuz ve oğlu Kemal’e saldırdı.O sırada, olayı gören köyün imamı Hacı Said Efendi, saldırganlarısopasıyla “Çalıp çırpan, her iki dünyada da hesap verecek”diye savuşturdu. Cesaretlenen köylüler de saldırganları ve muhtar Zahid’ikovaladı. Muhtar Zahid, o günden sonrabir daha da köye dönmedi. Muhtar niye kaçmıştı?..Bu sorunun cevabı günler sonra, Kemal elindeki gazeteyleköy kahvehanesine geldiğinde anlaşıldı. Gazeteyi masanınüzerine koydu. Herkes bir merak içindeydi.Herkes üşüşünce,gazete neredeyse yırtılacaktı. Şefik Amca, durumu görünce,Kemal’den gazeteyi sesli okumasını istedi. “Yapılmayan köy yolunun parasınıbaşkan ile muhtar paylaşmış!” Herkes şaşkındı.Öğretmen Yavuz da o sıradakahvehaneye girdi. Olup biteni biliyordu zaten. “Para için böyle rezil olmaya değer miydi? Bu paralar milletin parasıydı” dedi ve oğlunun omzuna elini atarak, onunla birliktekahvehaneden çıktı.Şefik Amca, oyunları yarıda bırakankahvehanedekilere“Bazılarımız, terbiyesiz diye itham edilenşu çocuk kadar terbiyeli olamadı” dedi ve boynunu büktü.Ve bu olaydan sonrao köye yalan söyleyen hiçbir siyasetçi giremedi. Köyün yolu da yapıldı, suyu da getirildi. * * * Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle…